CESARET VE ASALETİN REMZİ ATLAR

Kategoriler Dışındaki Genel Konularla İlgili Araştırma Yazıları.
Kullanıcı avatarı
keşmekeş
Mesajlar: 58
Yaş: 35
Kayıt: Prş 08 Kas, 23:21
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

CESARET VE ASALETİN REMZİ ATLAR

Okunmamış mesaj gönderen keşmekeş » Sal 11 Ara, 21:45

İnsan ile ortak bir kaderi paylaşan, ondan hiç ayrılmayan at, aynı zamanda 20. yüzyılın ortalarına kadar tarihin en önemli ulaşım vasıtasıdır. Anavatanı Asya’dan diğer kıtalara insanla beraber göç eden at, ilk ehlileştirilen hayvanlardandır. İnsanın bulunduğu hemen her yerde, at da yerini almıştır. At; edebiyat ve sanata da en fazla konu olmuş varlıklardan biridir.
ATLARIN IRKLARI VE RENKLERİ
Atlar ırklarına, yaptıkları işlere, yetiştikleri bölgelere göre gruplandırılabilir; ancak genel olarak soğukkanlı ve sıcakkanlı ırklar olarak ikiye ayrılır. Bu durum, atların vücut sıcaklığıyla alâkalı değildir. Soğukkanlı ırklar; kuzeyde yetişen, oldukça soğuk iklim şartlarına dayanıklı, kasları daha güçlü olan, iri ve sakin atlardır. Günümüzde, soğukkanlı ırklar eskiye nazaran önemini kaybetmiştir. Güneyde sıcak ve ılıman iklimlere uyum sağlamış olan sıcakkanlı ırklar ise, diğerlerine göre daha zayıf ve doğurgandır. Bunlar daha çok yarışlarda ve spor faaliyetlerinde kullanılır. Sıcakkanlı ırklar, Türkiye, Suriye, Arabistan, İran, Türkistan ve Kuzey Afrika’da yaşar. Sıcakkanlı ırkların en meşhurları, Arap atı ve aynı soydan gelen İngiliz atıdır. Bunlardan başka Akhal Teke, Mustang, Hafflinger; Hollanda sıcakkanlı atı ve Friesian atı; İngiltere’de dünyanın en iri atı olan Shire ve Clydesdale; Fransa’da Perchreon, Almanya’da Noriker mühim at ırklarına misâl verilebilir. Babası ve anası aynı ırktan olan atlara, ‘safkan’ denir. Yalnız anası veya babası safkan olan atlar ise, ‘yarımkan atlar’ diye isimlendirilir. Bunlar arasında binek atından, araba atına kadar birçok tipe rastlanır.

Atın yavrusuna tay, damızlık erkek ata aygır, dişiye kısrak, at sürüsüne yılkı, koşum atlarının erkeğine beygir denir.

Her canlının kendine has bir dış görünüşü olduğu gibi, at ırklarının da kendilerine has ayırt edici hususiyetleri vardır. Atların vücutlarındaki renkler don olarak adlandırılmaktadır. Siyah ata yağız, kırmızı ata al, beyaz ata kır; vücudu kırmızı, ayakları siyah ata doru denmektedir. Türkler arasında doru en makbul at sayılmıştır.
Baş ve ayaklarda beyaz kıllardan oluşan nişane adlı lekeler, atın kimliğini ifade eden önemli işaretlerdir. Atların alınlarındaki yuvarlak beyaz leke kartopu, burunlarının üzerindeki uzun beyaz leke akıtma, dudaklarındaki beyaz leke abraş, ayaklarındaki beyaz lekeler ise seki olarak isimlendirilir.

ATLARIN KOŞMA ŞEKİLLERİ
Atın insanlık için önemi, hiç şüphesiz ona hızlı koşma ve binicisini taşıma kabiliyeti verilmiş olmasındandır. Atın normal yürüyüşüne adeta (adımlama-saatte 6 km) denmektedir. Bu, dört zamanlı bir yürüyüştür ve bütün ayaklar birbirinden bağımsız hareket eder. At, yürüme esnasında biraz daha hızlanırsa ve dört zamanlı adımlarını bir âhenk içinde iki zamanlı hâle getirirse, buna süratli (tırıs-saatte 20 km) denir. Atın süratli koşmasının başka bir şekli de rahvan olarak adlandırılır. Süratli ile rahvan arasındaki en mühim fark, süratlide çapraz ön ve arka ayakların aynı anda hareket etmesi; rahvanda ise, aynı taraftaki ön ve arka ayakların beraber adım atmasıdır. Türk milletinin en sevdiği yürüyüş şekli rahvandır; çünkü bu yürüyüş, süvarisini ve atı yormamaktadır. Uzun süren takiplerde dörtnala kaçan ordular zamanla yoruldukları için, rahvan yürüyüşlü atlarıyla gelen Osmanlı süvarileri tarafından yakalanmış ve bertaraf edilmiştir. Atın en hızlı yürüyüş şekli dörtnaldır(saatte 50 km). Üç zamanlı bir yürüyüş olan dörtnalda bir uçma fazı vardır. Bahsedilen diğer yürüme türlerinde atın ayaklarından en az biri muhakkak yere temas ederken, dörtnalın son fazında atın ayakları yerden kesilir ve at ilk adımını atarak tekrar hareketine devam eder. Yarış atı olarak yetiştirilenler saatte 60 km hıza ulaşabilir.


Arif isen,deme sırrın asla dostuna;dostunun da dostu vardır,o da söyler dostuna...


Kullanıcı avatarı
keşmekeş
Mesajlar: 58
Yaş: 35
Kayıt: Prş 08 Kas, 23:21
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen keşmekeş » Sal 11 Ara, 21:46

ATLARIN VÜCUT YAPISI
Atların boylarının tespiti için cidago (iki omuz kemiği arasında ikinci ve on ikinci sırt omurlarının arasındaki bölge) bölgesi esas alınır. Atın vücut ağırlığının % 60’ını ön bacaklar, % 40’ını da arka bacaklar taşır. Bu duruma göre ön bacaklara daha fazla yük binmektedir. Atın ön bacakları gövdeye sağlam bir kas sistemi ile bağlanmıştır. Bu, atın koşması sırasında yerden gelen darbelerin biniciler tarafından hissedilmemesi için çok mühim bir hususiyettir. Atın vücut ağırlığının % 60’ı binicisinin ağırlığı ile birleştiğinde ön ayaklara daha da fazla yük binmektedir. Bu durum, atlardaki sakatlanmaların büyük bir nispette ön bacaklarda meydana gelmesini netice vermektedir. Ön bacakların vücuda kaslarla birleşmesinin yanında parmak kemikleri ile incik kemiği arasındaki topuk eklemi ve daha aşağıdaki parmak eklemleri; atlama, koşma ve yürüme esnasında yerden gelen darbeleri yumuşatarak yukarıya doğru iletir. Omuz bağlantısına yardımcı olan bu eklemler, normalden daha çok gerilerek, kısmen amortisör vazifesi yaparlar.

Florida Üniversitesi’nden araştırmacılar, 2002 yılında gerçekleştirdikleri bir çalışmada, atların bacağındaki üçüncü metakarpal kemiğine, evrimle izahı mümkün olmayan son derece mükemmel bir sistemin yerleştirilmiş olduğunu keşfetmişlerdir. Buna göre, yaklaşık 25 cm uzunluğundaki kemik üzerinde bulunan ve kan damarlarının geçişini sağlayan, fasulye büyüklüğünde bir delik, basıncı tolere edecek şekilde ayarlanmıştır. Lâboratuvar testlerinde defalarca kemiği kırma girişiminde bulunan bilim adamları, kemiğin delikten dolayı bu bölgeden kırılmadığını tespit ettiler. Çünkü delik çevresindeki kemik dokunun lifleri ve dairevî bir dizilim gösteren hücre toplulukları (Havers sistemi) basıncı geniş bir yüzeye dağıtacak ve atın bacağının bu noktadan kırılmasını engelleyecek şekilde yaratılmıştır. Bu mükemmel sistem, dikkate değer bulunduğu için bir mühendis, bunu uçak gövdelerinde kablo geçişlerinin sağlandığı deliklere taklit edebilmek gayesiyle NASA’dan finansman sağlayarak çalışmalara başlamıştır.
ATIN TIRNAĞI
Atların belirgin hususiyetlerinden biri de, tek tırnaklı olmalarıdır. Toynak olarak adlandırılan bu ölü keratin yapı çok serttir ve alttaki canlı hücrelerin bölünmesiyle sürekli uzar. Bu tırnaklar atların yürümeleri esnasında aşınmakta ve alttan gelen yeni tırnak dokuları diğerlerinin yerine geçmektedir. Karbon, azot, oksijen, hidrojen ve kükürt gibi maddeler ihtiva eden tırnaklar, ısıyı fazla iletmeyecek şekilde yaratılmıştır. Tırnağın içindeki canlı ve yumuşak kısımlar, kışın soğuğu, yazın ise sıcağı hissetmez. Sert ve katı görünen tırnak ile canlı doku arasında mükemmel bir süspansiyon sistemi mevcuttur. Atlar oldukça sert bir zeminde yürüseler de bu sertlik, canlı dokuya tesir etmez. At, ayağını yere bastığında tabandan içe doğru bir baskı gelir ve basınç ortaya çıkar.

Tırnağın arka kısımları yani ökçeler, yanlara doğru açılır. Ön kısmın yukarısında çok hafif bir daralma olur. Ayak yerden kalkınca eski hâlini alır. Her adım atışta bu sistem ile tırnağın canlı dokularına kan gelir ve gelen kanın yukarıya doğru pompalanması sağlanır. Böylece tırnak, iyi bir şekilde beslenmiş olur, bu da onun uzamasını sağlar. Yaklaşık 1,5 m yükseklikten atlayan bir atın tırnağı, yere bastığında 10–12 ton basınca mâruz kalır. Atların yetersiz ve dengesiz beslenmeleri, tırnağın aşınabilmesi için yeterli büyüklükte arazinin olmaması, ağır yükler taşıması gibi durumlar, tırnakların değişik bölgelerinde çatlamalara ve bilhassa uç kısımlarında kırılmalara sebep olmaktadır. Buna benzer sebeplerden kaynaklanan bozuklukları önlemek için atların tırnaklarına bulundukları ülkelerin geleneklerine göre değişen tiplerde metalden yapılan nallar çakılır.

ATIN UYKUSU
Atlar; sığır ve koyunlara nispetle daha az uyur. Atlara ayakta uyuma ve dinlenme kabiliyeti verilmiştir. Boyundan sırta doğru uzanan bir kas ile ön ve arka bacaklardaki kasların hususi bir mekanizmayla kilitlenmesi, atın düşmeden uyuyabilmesini sağlar. Atların bazen açık havalarda güneşin sıcaklığından faydalanmak için yere yattıkları olur. Fakat yerde oldukları sürede solunum ve sindirim organları aşırı derecede basınca mâruz kaldığından, uzun süre yatamazlar. Uyumak için genelde günün en sıcak saatlerini tercih eder ve günde yedi saat kadar uyurlar. Ancak bu uyuma sürekli değil, kesintilidir.

DR. BURAK BİLAL BEY

KAYNAKLAR;
-Arpacık R., At Yetiştiriciliği, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Ankara,1999.
-Florida Üniversitesi: From the Bone of a Horse, a New Idea for Aircraft Structures, 2 Aralık 2002.
-Timney B, Macuda T, Journal of the American Veterinary Medical Association Vol 218, No. 10, May 15, 2001.
Arif isen,deme sırrın asla dostuna;dostunun da dostu vardır,o da söyler dostuna...

Kullanıcı avatarı
KEDİ
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 3994
Yaş: 50
Kayıt: Sal 01 May, 18:51
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen KEDİ » Sal 11 Ara, 21:59

teşekkürler keşmekeş atlar asaletin ve özgürlügün simgesi bence

çok asil bir hayvan :D
Ne masaLım nede bir şiir
KeLimeLere anlam yüklemekten vazgeçtim
AnLatasım yok
AnLayasım yok
ÖyLesine işte...


Çocuk olsam yeniden

elisa
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 310
Yaş: 44
Kayıt: Cmt 22 Eyl, 12:26
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen elisa » Sal 11 Ara, 22:53

Okuldayken yoldan geçen bir at arabasını durdurup bana atını kiralamasını istemiştim.Nasıl at binilir bilmiyordum,merak ettiğimide hatırlamıyordum ama spontane birşeydi.
Bir yerimi kırarsam annemin de kafamı kıracağından hiç şüphe duymadan o gün o atı koşturup yere düşmemeyi başardığımda,at ları çok sevdim.Ve sık sık ata bindim sonrasında.Öyle çok sevdimki,boyum kısa olsaydı mesleğimi bırakıp jokey olurdum.Artık kadınlarda jokey olabiliyor malum.
At lar güzeldir,asildir.Yada birşekilde sevdiğim için bana öyle gelmektedir.Bir sahil şehrinde çiftliğim,bide cins atlarım olsun istedim.Uzakta değil hayalim.


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Araştırma Genel Konular” sayfasına dön