BİLİMSEL VE SOSYOLOJİK AÇIDAN KADINA BAKIŞ...

Kategoriler Dışındaki Genel Konularla İlgili Araştırma Yazıları.
Kullanıcı avatarı
X_1
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1079
Yaş: 41
Kayıt: Cmt 20 May, 21:20
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

BİLİMSEL VE SOSYOLOJİK AÇIDAN KADINA BAKIŞ...

Okunmamış mesaj gönderen X_1 » Pzr 24 Şub, 17:59

BİZ BİLİYORUZ DA BİLMEK İSTEMEYENLERE İTHAFTIR!








HALA,DURUMU KAVRAYAMAYANLARA....BİLİMSEL AÇIKLAMALARLA KADIN NEDEN ÖRTÜLDÜ?....




Prof Dr. Ovgun Ahmet ERCAN---- (bilimsel ve sosyolojik bakış açısından)


KADINI TANRI DEGiL ERKEK ÖRTTÜ..



BİR PROFESÖR ANLATIYOR
____________ _________ _________ _________ __

ERKEK KADINI NIYE ÖRTTÜ ?
Türkiye'de örtünme dendiginde akla Iran gelir. Ben
iki yildir Iran Ilk ut'unun
(devletinin) Petrol danismanligini yaptigimdan sikça
gidip geliyorum Iran'a.

Kara çarsaf giyimli kadinlarda yüz bütünüyle açiktir.
Sifon takan kadinlarda ise saçin yarisi açiktir.
Kadin yüzü boyalidir. Kapanma mollalarin yönetimi
ellerine geçirmeleri ve Islam Cumhuriyeti kurmalarindan sonra baslamistir.
Bu güne dek, uçaga kapali olarak binen Iranli bir kadinin Türkiye'ye
indiginde örtüsünü taktigini daha görmedim.

Iranli kadinlar örtünme baskisindan tiksiniyor. Türkiye'de ise, inanci
siyasi çikarlarina araci yapan Erbakan'in çaktigi kivilcimla erkekler
kadinlari kapatmaya basladi. AK Partinin yönetime gelmesiyle, özellikle
genç kizlar arasinda sikma bas, yaslilarda kara örtü oldukça yayginlasti.
Iranli kadinlar kaygiyla soruyorlar "Türk kadinlarina ne oluyor? Bizi güç
kullanarak "mollalar" kapatiyor. Siz özgür, ayrica laiksiniz. Sizin
kadinlariniz niye kapaniyor?".

Kapanan kadin degil, kapatan erkek. Arabistan'da, Afganistan'da, Islam Cumhuriyetlerinde sürekli erkegin dayatmasi ile kadin kapaniyor. Yine erkegin
çengeline takildi kadin, kadinlarimiz.

Sümer Bilimci Muazzez Ilmiye Çig'in anlatimiyla erkegin kadin üzerine
baskisi Sümerlerde yazinin bulunmasiyla, o dönemin tapinak rahiplerinin
erkekler çikarina yasalar koymasiyla basladi. Önceleri kadin, Tanrinin özelliklerini tasiyan
toprak gibi yaratici, koruyucu, kutsal görülürken, sonralari dinler araciligi ile, bu özellik
erkege aktarilarak, kadin yalnizca erkegin yaratici dölünü tasiyan bir araca dönüstürüldü. Kutsal kitaplarda kadinin erkege hizmet için yaratildigi anlatilarak kadin tutsak edildi. Tarima, saban gibi toprak isleyen aletler girince, bunlari kullanan erkek ürünü, toprak edincini eline geçirdi. Kadin beslenen konuma getirildi. Yasalar da erkekler öne
çikarildi, yönetimde, seçme ile seçilmede kadin yok sayildi. Kadin alis veristen uzak tutuldu, akça da (para), toprakta erkek eline geçti. Erkek bununla yetinmedi: isi saglama baglamak için, kutsal kitaplarin Tanri'ca indirildigini, bunun bir Tanri buyrugu oldugunu
söyleyerek kadinin karsi durmasini engelledi. Örtünme, kadini "ikincilligini"
savunan tek Tanrili bes büyük inançtaki tümü erkek olan "Tanri Elçilerince" uygulamaya
sokuldu. Bunlar; Yahudilik, Budizm, Konfüçyüsçülük, Hiristiyanlik ile Müslümanlikti. Tümüde birbirini izler biçimde kadini erkegin yardimcisi olarak tanimladi. Artik Tanri adina, kadin için erkek konusuyor, erkek karar veriyordu. Tanri ise "baba" takma adiyla
erkeklestirildi. Dogal olarak kadin "ikincilige" düstü. Oysa erkegi de, disiyi de yaradan Tanri gibi "kadindi".

Süre içinde erkek kadini öyle bir oyuncak konumuna sokmustur ki; Heredot'a göre, Babil'de her kadin evlenmeden önce tapinakta bir erkekle yatmasi gerekmektedir. Böylece, tapinaklar sözde kendini Tanriya adayan erçilligin (fahiseligin) yapildigi genel eve
dönüsmüstür erkekler için. Bu gelenek sonra Asur'lara geçmis, bu gün ki Türkiye
'de tapinaktan çikip geneleve dönüsmüstür. Muazzez Ilmiye Çig 'a göre Sümer'de kadinlarin evlenmesinde subaylik (bekaret) araniyordu. Sümer kadini evlendiginde
önceden bekaretini kaybetmis ise, kocasindan bosanirken ortak edinçlerin yalnizca yarisini
alabiliyordu. Bu gelenek bugün Katoliklerce sürdürülmektedir. Kendi egnini (vücudunu) Tanri adina Tapinaklarda erkeklere adayan kadinlarin digerlerinden ayrilmalari için disariya
çiktiklarinda baslarini örtmeleri gerekirdi. MÖ 1600 yillarinda bir Asur kaganinin koydugu yasa ile, bu kez örtünme kapsamina, bütün evli ile dul kadinlar alinmis, kizlar ile sokak
erçillerine (fahiselerine) basini açma yasagi getirilmistir. Sevismeye tapinma ile kutsallik anlami yüklenmistir. Bu gelenek Babil'lilere, sonra da Asur'lular yoluyla Filistinlilere, oradan da Israil'e geçmistir. Sonra da, tümü Orta Do gu'da dogan bir Tanrili dinlere geçmistir. "Peçe" Islamiyet'ten önce Ortodoks Dogu Roma'da (Konstantinopolis' te) kullanilmistir. Bugün bile Ege Adalarinda kapkara peçelerin içinde dolasan "Rum Ortodoks" kadinlari vardir. Sonra bu gelenek Hiristiyanliktan Islamiyet'e bulasmistir. Hiristiyan rahiplerinin tepeden tirnaga kapali olmasi da eski Sümer, Asur erçil (fahise) geleneginin izleridir.

Iste böyle. Ne Iran'in, ne de Arabistan'in bir Atatürk'ü yoktu. Atatürk eski Sümer ile Asur geleneklerinden Islamiyet'e yansiyan kapanma gelenegini kaldirdi. Kadini, erkege hizmet eden bir varliktan çikarip, erkegin kosullarini ülesen uygar bir konuma getirdi.
Erkegin dayatmalari ile kadinlarimiz yine tutsaklastiriliyor. Yasa koyucular, din bilginleri susuyor. Siyasiler, gericiler at kosturuyor.. Cumhuriyetle kazanilmis olan esitlik yitiriliyor. .

Bu bir oyun degil bir gerçek. Baskiyla kapanmaga karsi, aydin kadinlarimizin sessiz kalmalarini anlayamiyorum. Bu sessizlik sürerse yarin sizde kapanacaksiniz, ayni Iran'daki gibi... Dönüsü olmayan bir yoldayiz. Gericilik; demokrasinin hos görüsünü kullanarak
özgürlügü kapanina aliyor.

Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN

16 Mart 2006


Not: Dostlarinizla paylasin ki gelecegimizi tehdit eden felaketi bu günden görebilelim.
"Asil önemli olan ve memleketi temelinden yikan, halkini esir eden, içerideki cephenin suskunlugudur" Mustafa Kemal Atatürk

Merd dayanirsa -sayet- nâmerd kaçar!


TÜRKİYE ATATÜRK'TÜR
ATATÜRK TÜRKİYE'DİR.

*********************
Herşey göründüğü gibi değildir....


Kullanıcı avatarı
KEDİ
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 3994
Yaş: 49
Kayıt: Sal 01 May, 18:51
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen KEDİ » Pzr 24 Şub, 18:18

teşekkürler Tipitip ellerine saglık belki okurlarda bişey anlaya bilirler işlerine gelirse tabi ki okudukları 8)
Ne masaLım nede bir şiir
KeLimeLere anlam yüklemekten vazgeçtim
AnLatasım yok
AnLayasım yok
ÖyLesine işte...


Çocuk olsam yeniden

Kullanıcı avatarı
X_1
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1079
Yaş: 41
Kayıt: Cmt 20 May, 21:20
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen X_1 » Pzr 24 Şub, 20:41

kesinlikle önce gözlükleri çıkarmak gerek tabi
TÜRKİYE ATATÜRK'TÜR
ATATÜRK TÜRKİYE'DİR.

*********************
Herşey göründüğü gibi değildir....

Kullanıcı avatarı
intuition
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 3551
Yaş: 42
Kayıt: Çrş 05 Eyl, 20:36
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen intuition » Pzt 25 Şub, 10:37

iyi güzel de tipitip,5. paragraf hakkında endişelerim var.o paragraftan hocamızın ataist olduğu sonucu çıkıyor,yoksa ben mi yanlış anladım..diğer tespit ve görüşleri her gün konuşulan tartışılan şeyler zaten

Misafir_Akrep
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen Misafir_Akrep » Pzt 25 Şub, 12:53

Bu konu daha önce burada işlenmişti.

Temcit pilavı gibi ısıtmayın bazı şeyleri..


Misafir_Akrep
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen Misafir_Akrep » Pzt 25 Şub, 12:57

Siz ister başörtüsüne ister türbana karşı olun ister bu kılık kıyafet giyenlere karşı olun..

Demokrasi ve hukuk her şeyden önce gelir. Her ne kadar ülkemizde yargı her şeyin üstünde bile gözükse artık demokrasinin ve sivil anayasanın hakim olacağı bir sürece girmiş bulunmaktayız. Muassır medeniyetler seviyesinin üstünde olmak aslında budur.
Korkmayın! Türkiye bu kadar çok kültürel çeşitliliğiyle asla bir İran, Malezya v.s olmaz. Olsaydı Osmanlı'da olurdu. Olsaydı Selçuk'ta olurdu..

Bir sosyal demokrat olarak benim düşüncelerim bu yönde değişmiştir. Her türlü hak ve özgürlük bu milletin insanına tanınmalıdır. Sonuçta bu devlet gücünü baş örtüsünü ve türbanı takan insanın vergisinden almaktadır.
Ekmek yenilen tekne mundar edilmemeli..

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 47
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Sal 26 Şub, 15:01

Saygısızlık yapmak istemem..Çünkü yukarıda söz konusu olan bir bilim adamı..ama şu var:bu bilim adamının ve Onun gibi dinozorlaşmış düşünce sahiplerinin ciddi bir problemi var:Beyin frekansları özel bir rezonerasyona girmemiş hala..Halbuki bunu acilen yapmalılar..hatta tüm insanlık acilen yapmalı..nasıl mı?..isterseniz bu konuya açıklık getirecek bir alıntı yazayım..alıntının konusu "evrensel bilgi"..

EVRENSEL BİLGİ

Bilgiyi nereden bulacağımıza dair hiçbir kaygı ve kuşku yaşamaya gerek yoktur.Zira biz "hazır olduğumuz"her defasında gerekli bilginin tam kapımızda bizi beklediğini görürüz.

Aslında bilgi her yerdedir.Evrenin tüm bilgisi her bir kuantın(atom altı madde)içinde tamamı ile mevcuttur.Bedenimiz,hava,su ve her şey atomlardan yani atomun ana maddesi olan kuantlardan tezahür ettiğine göre aslında biz o bilkginin ta kendisiyiz.Binlerce yıldır her yer de söylenegeldiği gibi;"kendini bilen evreni bilir".Dolayısıyle,ancak içeri doğru yüründüğünde,yol bizi "şah damarımızdan daha yakın"olana götürecektir.

DNA sarmallarımızda kapalı duran her şeyi deneyimler aracılığı ile açar,hatırlar,idrak eder ve o bilgiye kendi rengimizi vererek evrene iade ederiz.Kendi kendini besleyen bu mekanizma sayesinde ,yaşam içten içe tırmanan bir spiral döngü şeklinde ilerler.Öyle ki,son şekli,iki ucu sıfır noktasında birleştirilmiş bir yay gibi(torus)olacaktır.

Günlük konularımızdan felsefi çıkarımlarımıza kadar sahip olduğumuz her bilgiyi titreşimler halinde evrenden kendimize çekmişizdir.Bilgi(titreşim),7 çakramızdan geçip 6.çakramızın kapısında karantinaya alınır.3.cü gözümüz,geniş kapsamlı olan bu titreşimin bedenimiz ve zihnimiz tarafından taşınabileceği kadarını filtreleyerek içeriye alır.Bu filtreleme işi son derece gereklidir.Zira,zihnin kapılarını bir anda yıkacak bilgi kişiyi delirtir,bedeni ise çok fazla zorlar.Ego fazla şımartılmadığı sürece son derece önemli iş görür.Ego bedenin ve zihnin sağlıklı olarak devam etmesi için gerekli ortamı sağlar.Ego filtreleri nedeniyle,bir süreç içinde,yolu yürüyerek kendimizi bulurruz.

bedeni ve zihni doyuracak yeterlilikte bilgi alt çakralara iletilirken,filtrelerden geçemeyen daha yüksek titreşimli bilgi de(lotusun yorumu:işte başörtüsü gibi dini ritüeller ve dini inançlar yüksek titreşimli bilgidir..çünkü herkesin algısı bunları idrak etmeye yetmez) 3.göz düzeyinde asılı kalıp,beklemektedir.3.göz hem aşagısı hem de yukarısı ile bağlantılıdır ve varlığımız için gerekli bilgi akışının ana vanasıdır.3.gözün üstünde kalan bilgiyi ise ancak meditasyon yada TEFEKKÜR(LOTUSUN YORUMU:Namaz,oruç gibi ibadetler,zikir de buna girer) gibi özel hallere girdikçe,gıdım gıdım,bir lütuf gibi alırız.Bu tür bilgi,sezgileri-hisleri yaratır.

Beyin frekansımızı özel olarak rezone edemezsek,3.gözümüzün filtrelerinden geçemeyen bilginin varlığını dahi fark edemeyiz."Rezone"olmadığı kavram zihnimiz açısından yoktur."BİZİM ALGILADIĞIMIZ EVREN,FİLTRELERİMİZDEN GEÇTİĞİ KADARIYLA SINIRLIDIR."(LOTUSUN YORUMU:İşte insanların bir kısmı bu yüzden hala o dinazorlaşmış düşüncelere saplkanmış durumdalar..yani geri kalmışlar ne yazıkki..üstelik bundan vahim olanı daha bunun farkında bile değiller..).Filtreler bizim kendimiz için yarattığımız kimlik kalıbının devamlılığına hizmet eden içten örülmüş duvarlardır.Doğu mistiklerinin "aydınlanma"olarak tanımladıkları,bu duvarların ötesini sürekli bilebilmek hali olsa gerektir.Duvarların incelmesi ve zamanla kalkması için yapılacak en iyi şey doğru soruları sorabilmektir(LOTUSUN YORUMU:Malesef dinazorlaşmış düşünceler o kadar saplantılıdırki sahip oldukları amansız ön yargı bu soruları engeller..ve dinazorlaşmış düşünce her görşte vardır..).Her soru kendi cevabı ile gelir.Tüm cevaplar gözümüzün önünde,daha doğrusu hücrelerimizde hazır bekliyorken biz soruyu sormadığımız sürece evabı alamayız.Belki de tamamı cevaplardan oluşan evrende,bu dünyaya gelmemizin sebebi,"yaradılışın güzelim cevaplarına" ifade edilme şansı verecek soruları sormaktır.

HATİCE CANER(ALINTIDIR)

BENİM BU YAZIDAN ÇIKARDIĞIM SONUÇ:

İŞTE HERKESİN,HERKESİMDEN İNSANLARIN DİNAZORLAŞMIŞ DÜŞÜNCENİN,BEYİNLERİN ASIL SORUNU BUDUR..İNSANLIĞIN ASIL SORUNU BUDUR..BİZİM TEK VAZİFEMİZ KAİNATTA YANİ İNSANDA GİZLİ OLAN SORULARA ULAŞMAK VE BUNUN İÇİN GEREKENLERİ YAPMAKTIR..VE GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE DİN VE RİTÜELLERİ BU GİZEMİ ÇÖZECEK EN ETKİLİ "ANAHTARDIR"..
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

Kullanıcı avatarı
X_1
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1079
Yaş: 41
Kayıt: Cmt 20 May, 21:20
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen X_1 » Sal 26 Şub, 18:33

Ben pek alaka kuramadım ama ...
TÜRKİYE ATATÜRK'TÜR
ATATÜRK TÜRKİYE'DİR.

*********************
Herşey göründüğü gibi değildir....

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 47
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Sal 26 Şub, 18:51

Sevgili Tipitip

Alakayı izah ettim..tekrar mı edeyim..

Şöyle diyeyim:Başörtüsü vb.dini ritüellere yaklaşımdaki bu ön yargı beyinlerin bunu algılayamayacak kadar kapasitesiz olması..din ve ritüelleri yüksek algı ister..ve bu algının ne olduğunu ve çalışma şeklini açıklayan bir yazıydı bu..
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

Kullanıcı avatarı
X_1
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1079
Yaş: 41
Kayıt: Cmt 20 May, 21:20
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen X_1 » Sal 26 Şub, 23:38

izah etmeni istememiştimki tekrar etmene hiç gerek yok.teşekkürler.ben almıyım.
TÜRKİYE ATATÜRK'TÜR
ATATÜRK TÜRKİYE'DİR.

*********************
Herşey göründüğü gibi değildir....

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 47
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Çrş 27 Şub, 12:15

Tipitip yazdı:izah etmeni istememiştimki tekrar etmene hiç gerek yok.teşekkürler.ben almıyım.
Sevgili tipitip

tAMAM ÖZÜR DİLERİM..Ama bu sayfayı başka okuyanlara gelsin o zaman açıklamanalarım..

ANLAŞILMADIĞINI DÜŞÜNEREK BİR AÇIKLAMA DAHA YAPAYIM İSTERSENİZ..(Yukarıdaki yazdığım alıntıdan yola çıkarak)

Demek istediğim şu:Bazı insanların algılayamadığı bilgiler(din ve kurallar vs.algısı çok yüksek olan kavramlar)vardır..bu bilgiler ancak beynin bunları algılama kapasitesinin artmasıyla anlaşılabilir..beyin ancak o zaman bu kavramları anlamlandırabilir..

yani bir takın insanların bu kavramlara"içi boş safsata"olarak bakma nedeni:Tamamen beynin algı gücünün düşüklüğünden kaynaklanır..

bunu bir daha yukarıda ki alıntı ile izah edersek:

"BEYİN frekansımızı "özel olarak rezone edemezsek",3.gözümüzün filtrelerinden geçemeyen bilginin varlığını dahi fark edemeyiz.REZONE OLMADIĞI KAVRAM zihnimiz açısından yoktur.BİZİM ALGILADIĞIMIZ EVREN, FİLTRELERİMİZDEN GEÇTİĞİ KADARIYLA SINIRLIDIR.."VE BU algıları açmanın tek yoluda:ibadetler,zikirler gibi dini ritüeller ve din dışı algı çalışmaları(meditasyon gibi)dur.."

YANİ:Dini ritüelleri algılayamamak beynin çalışma kapasitesiyle ilgilidir aslında..
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

Kullanıcı avatarı
intuition
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 3551
Yaş: 42
Kayıt: Çrş 05 Eyl, 20:36
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen intuition » Çrş 27 Şub, 20:40

KADINA BAKMAYIN KADINI SEVİN :x


Cevapla

“Araştırma Genel Konular” sayfasına dön