Neden Yükselen Burç&Güneş Burcu En Önemli Etkenlerdir?

Doğum Haritanızı ve Yaşantınızı Hangi Burçların Etkilediğini Öğrenmek İster misiniz? İşte Size Ücretsiz Horoskop.
Kullanıcı avatarı
EffEndY
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 947
Yaş: 36
Kayıt: Pzr 07 May, 21:44
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen EffEndY » Çrş 18 Nis, 17:42

SİYAH_AKREP yazdı:sevgili efendy astrolojiye yeni bakış açımı seninle kazandım desem ne hissedersin? Sen gerçekten portal için çok faydalı bir arkadaşımızsın. En çok ne olursa olsun senin gerçeklerden bahsetmen beni çok memnun ediyor. Gerçeklerle yüzleşmek diyorsunya ben buluğ çağından sonra kendimi buna hep hazır hissettim. Güneş burcum terazi ve yükselenim senin incelediğine göre boğa..Acaba boğa teraziye nasıl haykırır? Ve yükselen burcum olan boğa' yı nasıl bilinç üstüne çıkarıp oradaki taşları ayıklayabilirm? Yardımcı olursan çok sevinirim. Verdiğin değerli bilgiler için de çok teşekkür ederim. İyiki varsın.Sevgiler....
Sevgili Siyah_Akrep, teşekkür ederim.

Ben ayıklama olayına Ay burcu için değinmiştim. Yükselen burç için böyle bir şey sözkonusu değil, çünkü zaten bilinçle alakalı. Yaşamı bu şekilde algılarız(aynı zamanda kendimizi). Ancak yükselen burcumuzun farkına varmamızı sağlayan en önemli olaylar, sosyal ortamlarda insanların bizim tavırlarımıza verdiği tepkilerdir. Eğer bu tepkiler sizi rahatsız ediyorsa, yükselen burcunuzla uyuşmuyor demektir. Bunun sonucu olarak insanların, sizin yükselen burcunuza uygun tepkiler vermesini sağlayacak yöntemler geliştirmek ister, kişiliğinizi bu yönde oluşturma gereğini hissedersiniz. Bu his de sizden içgüdüsel olarak fışkırır. Daha önce de dediğim gibi "Yükselen Burç en hassas, duyarlı noktanızdır. Ruhunuza en yakın yanınızdır."

Boğa Terazi'ye nasıl haykırır? Aslında Boğa ile Terazi aynı gezegen tarafından yönetildiği(Venüs) için aralarında pek çok ortak nokta vardır. Dişi kanadına mensup olduğunu da hesaba katarsak, bu konuda pek problem çektiğini sanmıyorum. Ancak kısaca şunları söyleyebilirim. Boğa, fiziksel varoluşuyla, güzelliğiyle, ahengiyle, kendi şahsi değerleriyle, sadece varolmanın yaşattığı huzur verici yanıyla ilgilenirken; Terazi daha ziyade etrafındaki güzelliklerle, yüzeydeki ahenkle, insanların ona vereceği huzurla, dengeyle, onların arasındayken duyduğu haz ile ilgilidir. Hatta bazen etrafındaki insanların onun hakkındaki düşüncelerini, hislerini gereğinden fazla önemser. Bu noktadan yola çıkarsak, Boğa Terazi'ye "Bu kadar da paylaşımcı olma canım, biraz kendinle ilgilen, kendi hayatının tadını çıkarmaya baksana! İnsanların senin için ne dilediyle değil, kendin için ne dileğinle meşgul ol, biraz umursamaz ol!" şeklinde haykırabilir.


BİLİNÇALTINI HAPSET ki O SENİ HAPSETMESİN;
İÇGÜDÜLERİNE HAKİM OL ki ONLAR SANA HAKİM OLMASIN!!!


Kullanıcı avatarı
EffEndY
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 947
Yaş: 36
Kayıt: Pzr 07 May, 21:44
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen EffEndY » Çrş 18 Nis, 17:44

No.SympaThy yazdı:effendy sana cok tesekkur ediyorum, ellerin dert gormesin; beynin de :)

Kaderde Basak olmak da varmis :(
Rica ederim. Bu arada ay düğümleri hakkında yakında yeni bir başlık açarım.
BİLİNÇALTINI HAPSET ki O SENİ HAPSETMESİN;
İÇGÜDÜLERİNE HAKİM OL ki ONLAR SANA HAKİM OLMASIN!!!

Kullanıcı avatarı
dark_venus
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 575
Yaş: 35
Kayıt: Cum 15 Ara, 22:41
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen dark_venus » Çrş 18 Nis, 17:55

Başak olmak çok mu kötü......No.SympaThy
Bu bilgiyi aramakla bulamazsın.
Ama ne var ki bulanlar, yalnızca aramış olanlardır


Mucizeler olmaktadır.Doğaya aykırı olarak değil,bizim doğa hakkındaki bilgilerimize aykırı olarak...

Kullanıcı avatarı
No.SympaThy
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1027
Yaş: 32
Kayıt: Prş 15 Mar, 02:04
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen No.SympaThy » Çrş 18 Nis, 17:56

dark_venus yazdı:Başak olmak çok mu kötü......No.SympaThy
hayir elbette degil, ayrica GEYIK olma yonumun nerden geldigini cok merak ediyorum.

aslinda geyik filan degilim; farkli bir sey benimkisi:) Haritamdaki Yay etkilerinden olabilir mi?

effendy belki bana sinir olmaya basladin fakat birazcik daha yorum yapmaya ne dersin :oops:

Saturn ve Uranus'um Yay'da. Yay im 8. evde ayni zamanda Saturn ve Uranus'um kavusum yapmislar ve ikisi de 8.evde bulunuyor. acaba bu ne demek?

Kullanıcı avatarı
No.SympaThy
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1027
Yaş: 32
Kayıt: Prş 15 Mar, 02:04
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen No.SympaThy » Çrş 18 Nis, 18:23

bir baska yorum konusu:

Ay ve Venus Akrep, Ay ve Venus kavusum yapmis. Ay ve Venus 7. evde. 7. ev Akrep. sonuc nedir?


Kullanıcı avatarı
EffEndY
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 947
Yaş: 36
Kayıt: Pzr 07 May, 21:44
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen EffEndY » Çrş 18 Nis, 18:36

No.SympaThy yazdı:
dark_venus yazdı:Başak olmak çok mu kötü......No.SympaThy
hayir elbette degil, ayrica GEYIK olma yonumun nerden geldigini cok merak ediyorum.

aslinda geyik filan degilim; farkli bir sey benimkisi:) Haritamdaki Yay etkilerinden olabilir mi?

effendy belki bana sinir olmaya basladin fakat birazcik daha yorum yapmaya ne dersin :oops:

Saturn ve Uranus'um Yay'da. Yay im 8. evde ayni zamanda Saturn ve Uranus'um kavusum yapmislar ve ikisi de 8.evde bulunuyor. acaba bu ne demek?
Geyik olman Yaylıkla birlikte Başaklıkla da ilgili olabilir. Al sana bulamayacağın kadar kaynak, tepe tepe kullan.......


URANÜS

Satürn ötesi planetlerin (Uranüs, Neptün, Plüton) ilki olan Uranüs 1781'de keşfedilmesiyle astrologlarca Kova burcuna mal edilmiş ve diğerleriyle birlikte çok ağır hareket ettiğinden dolayı da genel olarak nesilleri ve evrensel bilinci etkilediği öne sürülmüştür.

Ağır hareket etmesine ve bir çok insanın yani aynı kuşak doğumluların haritalarında aynı burcu paylaşıyor olmalarına rağmen, Güneş ve diğer hızlı hareket eden kişisel planetlerle (Ay, Merkür, Venüs ve Mars) görünüm yaptıklarında kişiye karakteristik kazandır ve kendi kuşaklarından farklı özellikler sergilemelerine neden olabilirler.

Uranüs de tıpkı Neptün ve Plüton gibi, insanın ruhsal yapısını etkileyen, derinlik kazandıran ve üst bilinçlere geçmesini sağlayan enerjiler yollayan bir planettir.

Sürpriz, ani değişiklikler, uyanışlar, önemli yaşam deneyimleri ve fırsatlar getirir. Yaratıcılığı, bağımsızlığı ve sıra dışı olmayı da Uranüs enerjisiyle öğreniriz. Duyguları, dünya boyutundaki anlamlarından, sınırlarından, özelliklede tutkulardan, alıştığımız güvence ve sahiplenmelerden kurtarmak, Uranüs'ün ilgi alanlarındandır. Haritada bulunduğu ev, hangi alanda özgürlük ve yenilik ihtiyaçlarımızın olduğunu ve üst bilinçlere geçişimizi hangi alandaki deneyimlerle yaşayabileceğimizi gösterir.

Özgürlük, bilim, sezgi, ümit, elektrik, astronomi, astroloji, psikoloji, devrimler, dostluk, hümanizm, bilgisayar, her tür teknolojik yenilikler, isyanlar, halk hareketleri buluşlar, Uranüs'ün idaresi altındadır. Kova burcunun yöneticisidir ve doğal olarak 11. Evi de yönetir.

Yıkım ve yeniden yapılanmaların, doğum ve ölümlerin burcu olan Akrep ve 8. Evde de güçlüdür. Aslan burcu ve 5. Evle, sürekliliklerden ve güvenceden yana olan Boğa ve 2. Evde rahatsızdır. Satürn'ün getirdiklerini yıkar, yıkmaya çalışır. Uranüs yılların alışkanlıklarını, işlerini, ilişkilerini ve gerçeklerinizle gerçek kişiliğinizle, istek ve ideallerinizle yüzyüze gelmenize meydan vermeye çalışır mutlu olmanız, ruhunuzu doyuma ulaştırmanız sağlar.

YAY BURCUNDA

Değişikliği sever. Beklenmedik serüvenler yaşar. Eğitim, öğrenim, felsefe, ahlak kuralları ve yasalara gerçekçi olarak yaklaşır. Her türlü kötülüğün bu yolla önleneceğini savunur. Körü körüne inanan değil akılcıdır. Fikirlerim sürekli yenileyerek, yapıcı bir şekilde değiştirir. İleride olacakları sezebilir ve işlerim ona göre planlar. Çok geniş boyutlarda düşünebilir; evrensellik sınırlarına varabilir.

Gerektiğinde çok cesur, tehlikeleri önemsemez olur. Kendini çok önemli görmesi dezavantajıdır. Sürekli akıl verir, her konuda verecek bir bilgisi vardır. Samimiyetle yanaşması insanlar iyi etkiler. Sorumluluk almaktan kaçar, çünkü özgürlüğünü kaybetmek istemez.

8. EVDE

Hukukla ilgili konularda işler ters gider. Hak ettiğini alamaz. Doğa üstü, esrarengiz konulan bilimsel olarak keşfetmek yeteneği verir. Evrensel sistem gizemi, ölüm konusu gibi alanlara ilgileri fazladır. cinsel ve cinselliğe farklı bir bakışları olur. Cinselliğe değer verir fakat bu konuda kendi istekleri ön plandadır.


SATURN

Satürn, bulunduğu burcun yönettiği konularda kısıtlanmayı, engellenmeyi getirir. Hangi alanda kabullenemediği korkuları olduğunu gösterir.

Satürn, doğum haritasında bulunduğu burçta ne kadar güçlü ise, kişi o kadar disiplinli, sorumluluk sahibi ve kendine güveni yerinde olur. Satürn güçlü konumda ise, kişi toplumsal geçerliliğe sahip değerleri kabullenir. Satürn’ün zayıf konumu ya da zor açıları, kişinin korkularını ortaya çıkarır ve kendini kısıtlamasına neden olur.

Satürn’ün elementlerdeki özellikleri, burçlardaki özelliklerini kavrayabilmemiz için çok genel bir tema oluşturur:

Satürn Ateş Elementi Burçlarda; kişinin kimliğini ortaya koyma kaygısını oluşturur ve kendini ifade etmesini zorlaştırır.

Satürn Toprak Elementi Burçlarda; kişi ayağını yere basma ve somut şeyler oluşturmayla ilgili problemler yaşar. Güvenilir ve sağlamcı olduklarını özellikle iş hayatında ispat etmek ister.

Satürn Hava Elementi Burçlarda; kişi iletişim ve anlayışın dengelenmesi konusunda sorunlar yaşar. Bilgiyi ifade etmekte zorlanabilir. Kendini zihinsel aktiviteler vasıtasıyla ispatlamak ve göstermek ister. Bunu başarma çabası içinde gereğinden fazla zihinsel ve objektif olmaya meyili olur.

Satürn Su Elementi Burçlarda; kişi duygusal ifade ve duygusal paylaşımlarda korkular ve kısıtlamalar yaşar. Duygusal olarak aşırı hassas olduğu için bunu soğuk bir görüntüyle kapatma çabası içindedir.

YAY BURCUNDA

Dürüst, açık sözlü ve samimidir. Hayattan ders almayı ve bunu başkalarıyla paylaşmayı bilir. Filozofça düşünür, insanlık için çeşitli idealleri vardır. İyi bir konuşmacıdır. Sözleri dinlenmeye değerdir. Geleneklere, kurallara uyulmasından yanadır. İnançları güçlüdür, taviz vermek istemez. Belli ve sınırlı bir hayat görüşü verir. Bu yüzden gerici olarak kabul edilebilir. Kimseyi kırmaz. Eleştirilmekten çok incinir. Başkalarının üzülmesi onu da üzer. Anlayışlı ve iyi kalplidir. Samimi, özverili, düzenli ama hareketli bir yaşam ister.

Satürn Yay Burcunda; açık sözlü, dürüst, korkusuz, bağımsız, filozofça ve hoşgörülü olur. Kötü açılarında dikkatsiz, alaycı, şüpheci, kayıtsız, samimiyetsiz, gösterişçi ve asi davranır.

Zihni yüksek bilinçlere zıplamayı sever ya da bunun tam tersi geleneksel dinsel boyutta kalabilir. Seyahat etmeyi sever. Evrensel ilgi alanları vardır. Satürn’ü Yay Burcunda olan kişiler iyi öğretmenlerdir.

Din, eğitim ve felsefeye ciddi bir yaklaşımları vardır. İlkelerine bağlı kişilerdir. Çok çalışmanın karşılığında kazanacaklarına inanırlar. İtibarları onlar için çok önemlidir. Bu konum yüksek eğitimde liderliği gösterir. Fakat yüksek eğitim bir nedenle engellenmiş de olabilir. Kişi kendi kendini eğiterek istediği yere gelebilir, amaçlarına ulaşabilir. Satürn'ün bu konumu septisizmi getirir. Hayattaki mücadeleler din veya sahip olduğu felsefi bakış açısıyla ilgilidir. Olumsuz açılarında dar kafalı ve düşüncelerinde sabit olabilirler. Geçerliliği olmayan felsefelere takılıp kalmış olabilirler. Dine, körü körüne, özümsemeden ve sorgulamadan inanıyor olabilirler.

Yüksek eğitime, hukuka, din ve felsefeye mecburiyet ya da otoriter bir şekilde bakabilirler. Başkalarını, dini ve felsefi konularda etkileyebilme yetisine sahiptirler. Kendi ve başkalarının gerçekliğini kişisel bağlantılarla araştırırlar.

Derin bir konsantrasyon yetenekleri vardır. Öğrendiklerini pratik olarak kullanabilecekleri uzun vadeli planlar yapabilirler. Kişisel itibarı çok önemlidir. İftiraya uğrarsa çabuk darılabilirler. Bilimsel araştırmalara karşı kabiliyeti vardır. Satürn'ün buradaki dersi her seviyeyi anlayabilmektir. Kişi öğrenme zorluğu, dogmalardan kaynaklanan sıkıntılar, dini konularla felsefelerle ilgi sorunlar yaşayabilir. Hayatın anlamını zorunlu dersler alarak öğrenecektir.

SATURN EVLERDE

Satürn, bulunduğu evin konularıyla ilgili tecrübe edinmeyi gerektirir. Bu alanda sorumluluklarımız, görevlerimiz vardır. Bu evin konularıyla ilgili sahip olduğumuz gerçekleri açığa çıkarır. Hayat bu evin konularıyla ilgili bize cömert davranmaz, fırsatlar kendiliğinden elimize geçmez. Bu alanlarda zorluklar, hayal kırıklıkları yaşarız. Satürn kısıtlamalar getirir. İhtiyatlı davranmamız gerektiğini hisseder, korkarız.

Mitolojide Satürn’ü temsil eden Zaman Tanrısı Cronus’un hükümdarlığı kendi çocukları tarafından elinden alınmıştır. Aşırı hırsının bu sonucu doğurması, Cronus’u Zaman Tanrısı olmakla yetinmeye yöneltmiştir. Cronus gibi, biz de Satürn’ün bulunduğu evle ilgili konularda kendimizi yargılar, kısıtlar, yaratıcılığımızı baskı altına alır, göstermekten korkarız.

Satürn’ün bulunduğu evle ilgili konuları geliştirmek uzun zaman ister. Haritamızdaki Satürn’ün gereklerini yerine getirmekten kaçınsak da, Satürn bize bu alanda inatçı olmamız, çaba sarf etmemiz, çok çalışmamız, sabırlı olmamız gerektiğini öğretir. Bunu öğrenip doğru şekilde kullanmamız gerekir. Hayatın, Satürn’ün bulunduğu eve dair alanının, ne kadar önemli olduğunu görmezden gelerek, bu alandaki yetersizliğimizin acısını gizleyebilir veya hafifletebiliriz. Er ya da geç, bu alandaki yetersizliğimiz bizi en derin yerden vurur.

Satürn’ün bulunduğu evle ilgili konularda gelen zorlukları güce dönüştürmek gereklidir.

8. EVDE

Kendi emeğinin dışında paraya sahip olur. Ancak bunlardan gelen sıkıntılar yaşar. Hukuki konularda şanssızlığa uğrar. Haklı olduğu halde kaybeder. Ölümden korkar. Uzun süren bir hastalık sonucunda, sıkıntı çekerek ölmesi muhtemeldir.

Satürn 8.evde, kişisel paylaşımlarda, ortaklıklarda zorluklar ve korkular verir. Kendi verdikleri veya karşı taraftan aldıkları, onların neler talep ettiği konularında kendilerini emniyette hissetmezler.

Genellikle, birisiyle ortak bir şeye sahip olmaktan, kendisininkiyle karıştırmaktan rahatsız olurlar. Onlara göre, iki bireyin birleşmesi, bireylerin ayrı ayrı ölmesi anlamına gelmektedir. Kendi değer yargılarında direnirler.

İlişkilerinde, içlerindeki hırsı, kıskançlığı, saf ve içgüdüsel doğalarındaki tutkuyu kontrol altına almayı öğrenmektedirler. Yakın bir ilişkiyi, birlikteliği umutsuzca istemektedirler ve yenilgiye uğrama korkularını yenmelidirler.

İnsanlara güvenmede, onlara karşı açık ve rahat olmada güçlük çekerler. Tüm bunlar, cinsel hayatlarına da yansır. Seksüel güçlüklerin yanı sıra, ortak parasal kaynaklarda uyuşmazlıklar söz konusudur. İlişkilere alışmakta zorluk çekerler. Partnerinin inançları, değer yargıları kendisininkilerden farklı ve tezat olabilir. Veya seçtikleri eş çok sert, katı biri olabilir. Başkalarının refahını, rahatını sağlamak yerine, kendi kişisel ihtiyaçlarını sağlama eğiliminde olurlar.

Miras, vergi, iş anlaşmaları, boşanma prosedürlerinde zorluklar yaşanır. Bazıları bu alanda kendilerini geliştirerek kariyer sağlayabilirler. Başka insanların paralarını yönetebilir, muhasebeci, bankacı, mali danışman olabilirler.

Genellikle hayata dair konularda araştırma yapmaya çekinirler. Ölüm olasılığından ve ölümden sonra olacaklardan korkarlar. Bu korkuları, onları bu alanda ciddi bilgiler edinmeye iter. Bu alanda profesyonel araştırmalar yaparak çeşitli bulgular elde edebilirler.


Saturn ile Uranüs'ün birleşmesi genelde uyumlu bir açıdır ve etkilerini şiddetlendirir.
BİLİNÇALTINI HAPSET ki O SENİ HAPSETMESİN;
İÇGÜDÜLERİNE HAKİM OL ki ONLAR SANA HAKİM OLMASIN!!!

Kullanıcı avatarı
No.SympaThy
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1027
Yaş: 32
Kayıt: Prş 15 Mar, 02:04
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen No.SympaThy » Çrş 18 Nis, 18:44

Emegin ve ilgin icin tesekkur ederim Effendy.

Kullanıcı avatarı
SİYAH_AKREP
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 500
Yaş: 36
Kayıt: Cmt 25 Kas, 14:46
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen SİYAH_AKREP » Prş 19 Nis, 12:00

bana da cevap verdiğin için teşekkür ederim....
"Metafizik açıdan dış dünyanla iç dünyan uyum içinde olduğu zaman, evren de rüzgarını senin kanatlarının altına üfler, sana yeni yeni hazineler yollar."

Kullanıcı avatarı
SİYAH_AKREP
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 500
Yaş: 36
Kayıt: Cmt 25 Kas, 14:46
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen SİYAH_AKREP » Prş 19 Nis, 12:07

ama benim kafama bi şey takıldı....Ben biraz ısrarcı ve beyaza beyaz dediysem kara demeyen bir tipim. Teraziliğim beni sadece "ama senin dediğin de doğru olabilir" şeklinde ancak yumuşatabiliyor. Bu dik başlılığımı nasıl yenebilirim? Ya da yenmem gerekir mi? Ne istediysem onu yapmak istiyorum başkalrı da ne yapmak istiyorlarsa öyle yapsınlar diye düşünüyorum...Bir taraftan terazinin verdiği yeni moda, ütopik, değişimci fikirleri yaratıcı bulurken bir taraftan boğa nın somut,gerçekçi, elle tutulur gözle görülür, denenmiş olanı mantıklı bulma eğilimim var? Bu çelişki nasıl uzlaşır?(uzlaşır da teraz sorusu oldu :) ) sağol...
"Metafizik açıdan dış dünyanla iç dünyan uyum içinde olduğu zaman, evren de rüzgarını senin kanatlarının altına üfler, sana yeni yeni hazineler yollar."

Kullanıcı avatarı
EffEndY
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 947
Yaş: 36
Kayıt: Pzr 07 May, 21:44
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen EffEndY » Prş 19 Nis, 18:47

SİYAH_AKREP yazdı:ama benim kafama bi şey takıldı....Ben biraz ısrarcı ve beyaza beyaz dediysem kara demeyen bir tipim. Teraziliğim beni sadece "ama senin dediğin de doğru olabilir" şeklinde ancak yumuşatabiliyor. Bu dik başlılığımı nasıl yenebilirim? Ya da yenmem gerekir mi? Ne istediysem onu yapmak istiyorum başkalrı da ne yapmak istiyorlarsa öyle yapsınlar diye düşünüyorum...Bir taraftan terazinin verdiği yeni moda, ütopik, değişimci fikirleri yaratıcı bulurken bir taraftan boğa nın somut,gerçekçi, elle tutulur gözle görülür, denenmiş olanı mantıklı bulma eğilimim var? Bu çelişki nasıl uzlaşır?(uzlaşır da teraz sorusu oldu :) ) sağol...
Bu iki çelişkinin uzlaşması denen bir olgu yok yok tabii ki, bunun adını "dengelemek" olarak koyabiliriz. Ne çok sabitlik iyidir ne de çok değişkenlik. Sabitlik, insana kararlılık, kendinden emin olma, güven gibi meziyetler kazandırırken; değişime ayak uyduramama, saplantı, dar zihin, sığlık gibi zaaflar da ortaya çıkarabilir. Gene aynı şekilde değişkenlik de farklı şartları, durumları benimseme, bunlara ayak uydurma gibi olumlu nitelikler verirken; kimlik bulanıklığı, kararsızlık, güvensizlik, gereksiz telaş gibi olumsuz nitelikler de verebilir. Mühim olan bunları dengeleyebilmektir. Sen de bu konuda Terazi'den faydalanabilirsin.

Boğa'nın sığlığın Kralı olması mevzuuna hatırlayacağın gibi daha önce de değinmiştik. Ancak Boğa bunu dışarı aksettirmeyi genelde yeğlemez, rahatına düşkündür çünkü. Daha önce de belirttiğim gibi her burcun destekleyici burçları ile dengeleyici burçları vardır. Destekleyici burçlar komşu burçlar, dengeleyici burçlar ise öncelikle zıt burç, akabinde diğer kare burçlarıdır. Mesela Boğa'nın dengeleyici burçları Akrep, Aslan, Kova; destekleyici burçları ise Koç ile İkizlerdir. Sen de bu bahsettiğin konuda İkizler burcunu iyice inceleyerek faydalanabilirsin. Ne de olsa Ay burcun İkizler. Onun dışında Kova'nın tarafsızlığına da eğilebilirsin.
BİLİNÇALTINI HAPSET ki O SENİ HAPSETMESİN;
İÇGÜDÜLERİNE HAKİM OL ki ONLAR SANA HAKİM OLMASIN!!!

Kullanıcı avatarı
SİYAH_AKREP
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 500
Yaş: 36
Kayıt: Cmt 25 Kas, 14:46
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen SİYAH_AKREP » Cum 20 Nis, 21:22

teşekkür ederim...Peki sen imzan olan bilinçaltını hapsedebiliyor msusun? Yapabildiysen...bana önerilerin olabilir mi bu çok mühim konuda...
"Metafizik açıdan dış dünyanla iç dünyan uyum içinde olduğu zaman, evren de rüzgarını senin kanatlarının altına üfler, sana yeni yeni hazineler yollar."

Kullanıcı avatarı
EffEndY
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 947
Yaş: 36
Kayıt: Pzr 07 May, 21:44
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen EffEndY » Sal 24 Nis, 20:00

SİYAH_AKREP yazdı:teşekkür ederim...Peki sen imzan olan bilinçaltını hapsedebiliyor msusun? Yapabildiysen...bana önerilerin olabilir mi bu çok mühim konuda...
Bu sorun için teşekkür ederim Siyah_Akrep. Bu konu önemli.

Bunu yapabilmenin birinci şartı, öncelikle bilinçle bilinçaltı arasına net bir çizgi çekebilmekten geçiyor. Ne bilinçten geliyor, ne bilinçaltından geliyor ya da gelebilir. Bunu yapabilmek için de insanın kendisini çok iyi tanıması gerekir. Yani bilincin derinliklerine inip, bunları keşfedip; arta kalanları yani bilinçaltını bilinç seviyesine çıkarmak.

Bilinçaltını da keşfettikten sonra ikinci aşama bunların nedenlerine inmek. Bunu biraz daha açayım. Bilinçaltı demek duygular demektir. Duygular, bilinçaltından akan kontrolsüz düşünceler sonucu meydana gelir. Mesela kimse ben şimdi sinirleneceğim diyerekten sinirlenmez. İnsanı sinirlendiren bilinçaltında bulunan şifrelerdir. Bunları kontrol edebilmenin ya da hapsetmenin yolu da ancak ve ancak bilinçaltınızdaki kodlanmaların şifrelerini çözebilmekten geçer. Burada çok önemli bir şeyi vurgulamam gerek: Duyguları kontrol etmek demek, onları bastırmak demek değildir. Bastırmak, bilinçten uzak tutup yok saymak demektir. Yok saydığınız bir şeyi de kesinlikle kontrol edemezsiniz. Önce orada olduğunu kabullenmek gerek. Bunu yapamadıkça da yarardan öte zarar getirir; gün gelir çok şiddetli bir biçimde patlar. Bu, özellikle de Akrepler için çok tehlikelidir, hem kendisi hem de çevresi için. Duygularını bastırma yolunu seçen Akrep, bastırdığı duyguları, üzerinde sürekli bir baskı olarak hissettikçe, bundan kurtulmak için sürekli bir şekilde etrafını sokar ve gün gelir bir işe yaramadığını da anlayınca şuurunu yitirip döner kendisini sokar. İşte Akrebin gücünü aldığı olgu da budur zaten: Duyguların bilinçaltındaki köklerine inip, bunları kontrol edebilmek. Kontrol edemediğiniz her şey sizin dışınızda gelişir ve bu, acziyetin bir ifadesidir. Kendilerini kontrol edemeyen insanlar acizdirler.

İnsan, ancak ve ancak nedenlerini saptadığı şeyleri kontrol edebilir. Burada kontrolden kasıt, bir nevi duyguları öldürmedir. Ancak tek bir farkla: Kontrolü bıraktığınız anda tekrar dirilirler. Kendi adıma söylemek gerekirse, elbette ben de kendimi bu derece iyi tanımama rağmen, benim de kontrolü kaybettiğim zamanlar oluyor. Çünkü bilinçaltı sürekli orada duruyor, ona bir şey yapamazsınız. Ancak ben bilincimle bilinçaltımı net bir şekilde ayırabildiğim için bu acziyet hali çok kısa sürüyor, hemen kontrolü devralıyorum. Beni benden başkasının yönetiyor olması katlanabileceğim bir durum değil açıkçası. Mesela bilinçaltımda mevcut bulunan herhangi bir korku, zor bir zamanımda fışkırıverip beni esir ettiği anda ben rahatlıkla "Hmmm, bu his sana bilinçaltından akıyor, çünkü sen çocukken şu tarz tecrübelerin olmuştu, sakın kendini onlara kaptırma!" diyebiliyorum.

Peki yok mu bu kontrolü sürekli hale getirebilmenin bir yolu? Elbette var. O da portalımızda sıkça işlenen telkin olgusudur. Sadece mp3 telkin olarak söylemiyorum, telkinin yazılı sözlü her türlüsü... Ancak kendi kendimize telkin yapabilmek için dediğim gibi yaşadığımız duyguların nedenlerini keşfedebilmek lazım. Kendi kendime yaptığım sözlü telkinler, benim kontrolsüz duygularımı ele almakta kullandığım en geçerli metot.

Duygularla yüzleşebilmek aslında işin en önemli kısmı ve çok acılı bir süreçtir. İşte Akrep de bu acıya hazır olmasından ötürü bu konuda doğuştan yeteneklidir. Tüm kararlılığıyla çıbanın üstüne gider ve onu deşer. Duyguları öldürmenin tek yolu önce kendinizi öldürebilmekten geçer. Dikkat buyurun, daha ötesi var mı? Kendini öldürebilmek... Bunu yapmaya cesareti olmayanlar, elbette onları kontrol etmekten aciz kalırlar. Ve kendini öldürme ertesinde yaşanan köklü bir dönüşüm süreci ve yeniden dirilme: Akrep burcunun temel anlamı.

Yalnız insanın kendisi üzerinde aşırı bir kontrol mekanizması oluşturması da pek sağlıklı değildir. Çünkü gelip sizi bulan her his, sizde bir takım olumlu, olumsuz, vs. enerjiler meydana getirir ve bunların geçerli yöntemlerle bir şekilde atılması, aktarılması gereklidir(Bu konuların uzmanı TheGirlofSun'dır aslında, ancak kendisi şu anda aramızda değil). Zaten kendini öldürmek de budur aslında. Tüm duygularınızı tüm çıplaklığıyla yaşayabilmek. Çünkü duygular aslında bizi besleyen yanımızdır. Onları yaşamadan yüzleşebilmek ve öldürebilmek de pek mümkün değildir. Eğer ağlayacağınız varsa, uygun bir ortam bulun ve dilediğiniz kadar ağlayın. Eğer orayı burayı kırasınız varsa, uygun şeyler bulup parçalayın. Aksi takdirde biriktirilen her duygu ya sizden bir şeyleri alıp götürür ya da gün gelir çok şiddetli bir patlamayla sizi yakıp kül eder.

Peki ben bilinçaltımı keşfetme hususunda en çok neden faydalandım? Malum cevap astroloji. Şimdi astrolojide bulunan, bilinçaltının şifrelerini önem sırasına göre veriyorum.

1. Ay'ın bulunduğu burç ve akabinde bulunduğu ev (Erken çocukluk devresi).

2. 12. Ev(Kollektif bilinçaltı)'de bulunan gezegenler ve akabinde bu evi kesen burç. Eğer bu evde yoğun gezegen vurgunuz varsa, sizde çok güçlü bilinçaltı etkileri görülür. Bunu 1. sıraya almakta fayda var.

3. Son olarak çok önemli olmasa da Astrolojide kollektif bilinçaltının sembolü olan Uranüs'ün bulunduğu ev ve akabinde çok daha önemsiz olan bulunduğu burç. Bu maddede belirttiklerimi çok nadir hissedersiniz, ancak gene de bilgi olması açısından verdim.
BİLİNÇALTINI HAPSET ki O SENİ HAPSETMESİN;
İÇGÜDÜLERİNE HAKİM OL ki ONLAR SANA HAKİM OLMASIN!!!

TheGirlofSuN
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen TheGirlofSuN » Pzt 02 Tem, 10:45

hımm, astrolojik olarak benim bulunduğum konuma bir yorum yazarmısın sevgili effendy

1-ay burcum yay ve ev olarak XI. ev

2- 12.ev yay burcu ve gezegen olarak venüs gezegeni

3- üranüs terazide ve onuncu evde

Kullanıcı avatarı
EffEndY
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 947
Yaş: 36
Kayıt: Pzr 07 May, 21:44
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen EffEndY » Cmt 07 Tem, 20:21

TheGirlofSuN yazdı:hımm, astrolojik olarak benim bulunduğum konuma bir yorum yazarmısın sevgili effendy

1-ay burcum yay ve ev olarak XI. ev

2- 12.ev yay burcu ve gezegen olarak venüs gezegeni

3- üranüs terazide ve onuncu evde
TheGirlofSun, Uranüs önemsiz bir detay olduğu için es geçiyorum. Ay’ın Yay’da bulunmasıyla ilgili ise şimdiye kadar sen epey bir araştırma yapmışsındır, dolayısıyla pek detaya girmeyeceğim. Sadece tek söyleyebileceğim –sanırım biliyorsundur- Ay burcunun erken çocukluk evremizde annemiz tarafından bize aktarılan davranış biçimini temsil ettiğidir. Dolayısıyla tüm hayatımız boyunca etkisini hissedeceğimiz bilinçaltı kodlanmalarımızı sembolize eder. Bu noktadan hareketle annenin burcunun Yay olması şiddetle muhtemel. Eğer Ay anneden başka birini temsil ediyorsa, Ay’ın karmaşık açılar içinde olduğu görülür. Ay’ın bulunduğu ev ise bu bilinçaltının şekilleneceği yaşam alanını temsil eder. Ay’ın 11. Evde bulunması için söyleyebileceklerim; bilinçaltında güçlü bir insanlık sevgisinin bulunması dolayısıyla arkadaşlık, grup bilinci gibi olgular ön plana çıkar. Kendini bir sosyal grup ile ifade etme gibi bir dürtü sürekli insanı bilinçaltından itekler. Mesela evlerini arkadaşlarına açmayı, onları ağırlamayı pek severler vs. Bir sitede de şöyle yazmış: “İdealisttir. Hoşlanmadığı, ölçülerine uymayan şeyleri asla kabul etmez. Katı ve kırıcı olur. Sosyal ilişkileri güçlüdür. Duygusal rahatlama verir. Umutları, dilekleri, hedefleri değişkendir. Dost canlısıdır. Arkadaşlarına destek ve yardımcı olmayı sever. Psikolog gibidir. Rahatlatıcı özelliği vardır.” Aşağıdaki sitedeki 11. Ev yazısını okuyup kendin de bir takım çıkarımlarda bulunabilirsin.

www.astrolojidergisi.com

Benim asıl değineceğim nokta Venüs’ün 12. Evde konumlanması. 12. Evi bilinçaltı kaynaklı olarak yaşanan sıkıntılar evi olarak da niteleyebiliriz. Burada bulunan gezegenler hapistedirler, ışıklarını yansıtamazlar, çünkü Güneş ışığına yeni çıktıkları için(12. Ev ufuk noktasının hemen üst kısmıdır) acemidirler, ürkektirler. Yani 12. Ev incinme korkusu nedeniyle sosyal ilişkilerden kaçınmaya ve inzivaya çekilmeye neden olur. Kişide düşman saplantıları, paranoyaları yaratabilir. Diğer evlere göre daha esrarlı, dışa kapalı bir yerdir. Herkesten gizlenen hayallerimizle ve düşüncelerimizle ilgilidir. Burada bulunan burç ve gezegenler kişinin bütün gizli konularını ve davranışlarını etkiler. 12. ev hayallerimizi, hayalkırıklıklarımızı da yaşadığımız yerdir. Kişiyi kendi kontrolü dışında hakimiyet altına alan bilinçaltı, kişiye kendi hayatını kendi yönlendirememe gibi bir his yaşattığı için kişi zamanla egosunu bırakması gerektiğini sanmaya başlar; yaşanan “acziyet” hissi kişiye dünyadan el etek çektirme gibi bir sonuca yol açabilir.

Bir forum sitesinde benim de aynen katıldığım şunlar yazılmış: “12.ev klasik astrolojide en sıkıntılı en zor evdir. Benim de en dikkatimi çeken evdir. 12. evi kesen burç çok ama çok önemli. 12. evin Yay burcunda olmasıyla Oğlak burcunda olması arasında büyük bir fark var. Genelde sanatçıların 12. evinde hareketlilik görünüyor. Kemal Bey'in söylediği gibi 12. evde kişisel gezegenlerin bulunması insanı inzivaya yöneltiyor. Aynı zamanda 12. ev yoğunsa kişide empati yeteneğinin ve duyarlılığın daha da gelişmiş olduğunu görüyorum. Fakat asla 12. evi bir 5., 11. ve 10. Evle karşılaştırmamalıyız. 12. evdeki yoğunluk bence insan hayatında bir dönem de olsa sıkıntı ve zorlukları beraberinde getiriyor. 12. evdeki Jüpiter bile çoğu zaman durumu kurtaramıyor. Bu evin faaliyet alanı olan elde olmayan kayıplar ve kısıtlanmalar mutlaka kendini gösteriyor. Sanırım bundan dolayı da yoğun 12. evi olan insanlar daha olgun ve bilge bir tavır sergileyebiliyor. Uzun sözün kısası 12. ev gerçekten çok zorlu bir alan ve hala ben de tam olarak anlayabilmiş değilim.”

Fakat aynı zamanda kişinin bu bilinçaltı kodlanmalarını keşfedip, çözmeyi başarması, daha doğrusu bu uzun süren başarma mücadelesinde keşfettikleri kişiye bilgelik, korkusuzluk gibi meziyetler kazandırabilir. Bu konu ile ilgili olarak yukarıda verdiğim adreste de bulunan şu şiiri çok önemsiyor ve ne demek istediğini rahatlıkla anlayacağını düşünüyorum:

"Senin içinde yok edilemez, ölümsüz, sonsuz bir şey var.
Onu bilmek özgür olmaktır, tüm hapishanelerden özgürleşmektir.
Bedenin hapishanesinden, zihnin hapishanesinden,
senin dışında var olan hapishanelerden."
- Osho


Venüs’ün 12. Evde bulunması ise Venüs'ün temsil ettiklerinin hapsolmasına yol açar. Yani kişi sevgisini ifade etmekte zorlanır, bunu yaparsa incineceğinden korkar. Duygusal ortamlardan uzaklaşması yönünde bir telkin sürekli bilinçaltından kontrolsüz bir şekilde fışkırır. Gene bir sitede şöyle yazmış: “Engin bir iç alem, sonsuz zenginlik, evrensel genişleyebilmeye müsait şuur boyutu, hayal edebilme, şekillendirme yeteneği, kolaylık ve şans, sevgiyi açıklayamama; içte hüzün dışta neşe; yalnızlığı dolu dolu yaşama.”

Benim söyleyebileceğim anahtar cümleler; utangaç birisi olduğun söylenebilir. Sana hiç ilgi göstermeyen birine aşık olabilirsin. İntihar tehlikesi olan ilişkiler çevrende bulunabilir, ayrıca bu kimselere karşı suçlu ya da suçlayıcı olabilirsin. Sanatsal beceride kolaylıkla cesaretin kırılabilir. Gizli aşklardan hoşlanırsın vs. Ancak söyleyebileceğim en önemli ifade “SEVMEKTEN KORKMAK”tır. Yükseleninin de Oğlak olması hasebiyle böyle bir eğiliminin olabileceğini ve duygularını da bastırdığını sana daha önceden söylemiştim. Bununla birlikte yanlış hatırlamıyorsam, MC sende Teraziyi kesiyordu. Terazi burcunu Venüs yönettiği için ve Venüs sende bu konumda bulunduğu için de, bu durum sana iş-meslek hayatında zaman zaman içinden çıkılmaz durumlara da yol açmış olabilir.

Sevgili TheGirlofSun, tüm bunları haritanın tüm diğer etkenlerinden bağımsız olarak yazdım, hatta Akrepliğinden bile. Akrebin temsil ettiği çok şiddetli bir “bilinçaltını deşme ve bu sınırsız deryayı bilinçli olarak kullanma” dürtüsü, senin 12. Evin olumsuz etkilerinden çabuk sıyrılmana ve acziyet hissinden doğan kendini bırakma eğilimini kolayca kontrol altına almana fırsat vermiş de olabilir.

Gene aynı siteden 12. Ev kısmını okumanı hararetle tavsiye ederim; bu konu bilhassa da Akrepler için çok önemli.
BİLİNÇALTINI HAPSET ki O SENİ HAPSETMESİN;
İÇGÜDÜLERİNE HAKİM OL ki ONLAR SANA HAKİM OLMASIN!!!

TheGirlofSuN
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen TheGirlofSuN » Pzr 08 Tem, 12:59

bilgiler için teşekkür ederim..eline yüreğine sağlık.. meraklanma pek çok şeyi akrepliğim sayesinde aşmış durumdayım. sevgi göstermede korkaklık konusuda bunlardan biri.. aksine sevdimmi o derece karşımdaki oluyorum ki o bile bundan korkar oluyor. o derece teslim edici bir yapım var. benim ilişkilerde en büyük sıkıntım, aşırı sevgimi gösterme eğilimim. kendisine hayatı boyunca hiç değer verilmemiş bir insana o derece değer ve sevgi versen elbette kim oldum delisi olup kendini hint kumaşı falan zanneder. işte o bulunmaz hint kumaşı olduğunu hissettiryorum.. belki yanlış belkide doğru bir davranıştır ama herkes her birey benim mantığımca çok çok çok özeldir zaten ama benim sevdiğim çok daha önemlidir... sanırım bu akrep etkisinden kaynaklanıyor. ve tabi oğlak etkiside..


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Horoskop” sayfasına dön