Merkür, Güneş, Satürn, Pluto Kavuşumu ve Etkileri

merkür güneş satürn pluto kavuşumu, 10-13 Ocak 2020

Burçların Aylık Yorumları ve Öngörüleri
Kullanıcı avatarı
Akrep
Astroloji Editörü
Astroloji Editörü
Mesajlar: 1418
Yaş: 24
Kayıt: Cum 03 Mar, 20:03
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Merkür, Güneş, Satürn, Pluto Kavuşumu ve Etkileri

Okunmamış mesaj gönderen Akrep » Cmt 11 Oca, 17:39

Resim

Merkür, Güneş, Satürn, Pluto Kavuşumu ve Etkileri 10-13 Ocak 2020

Gökyüzündeki 10 cisimden, 2 noktadan 8’i Yengeç–Oğlak ekseninde toplanmış durumda: Güneş, Ay, Merkür, Satürn, Plüto, Ay Düğümleri ve Jüpiter. Bunların içinde Jüpiter hariç 7’si 10 ilâ 13 Ocak tarihleri arasında 19 ilâ 22 derece Oğlak burcunda kavuşacak veya tutulma oluşturacak. Yani özellikle bu 4 gün boyunca “kendine hedef belirleyip adım adım ilerlemek, önüne çıkan engelleri aşmak, başarmak ve başardığı için kendine saygı duymak” anlamındaki Oğlak psikolojik süreci tetiklenecek.

Bu yazıda inceleyeceğimiz temel mesele 32-28 yılda bir meydana gelen Satürn Plüto kavuşumunun psikolojik astroloji açısından kişisel hayatlardaki anlamıdır. Bu ender rastlanan ve “dönüşümün inşa edilmesi” anlamına gelen kavuşum ilk olarak 10 Ocak’ta Ay Tutulması ve birbiriyle kavuşan Güneş ile Merkür tarafından tetiklenecek. Devamında önce iletişimin gezegeni Merkür 12 Ocak’ta bu kavuşuma temas edecek; sonra benliğin ışığı Güneş 13 Ocak’ta bu kavuşumla kaynaşacak. Peki tüm bu yoğun ve kalabalık süreç ne anlama geliyor?

Satürn Plüto kavuşumu, dönüşümü yapılandırmayı gösterir. Bu yavaş gezegenler Oğlak’ta buluştuğunda dönüştürülüp yapılandırılacak konu hedeftir. Şimdi sormak gereken soru: Bu hedef gerçekten benim hedefim mi? Toplumda yerine getirmeye çalıştığım rol, gerçek doğamla uyuyor mu? Bu hedef kendimi gerçekleştirmem için uygun mu?

Siz bu hedef konusunu ilk olarak ömür boyunca, natal Satürn’ün burcu ve ev yerleşimi üzerinden yaşıyorsunuz. Şimdi 32-38 yılda bir meydana gelen kavuşum ise bu hedef mevzusunu, 22 derece Oğlak’ın doğum haritanızda düştüğü ev ve buradaki gezegenler üzerinden gündeme getirecek. Aynı şekilde 22 derece öncü burçlardaki (Koç, Terazi ve Yengeç) gezegenler de çeşitli sürtüşmeler, engeller, çelişkiler ve krizler kanalıyla bu hedef konusunu ön plana çıkararak harekete geçmeyi mecburi kılacak.

Oğlak’taki Satürn Plüto’ya verilecek sağlıklı cevap, gerçekten kendi doğasına uygun, kendini gerçekleştirmesine imkân tanıyan bir hedefi yapılandırmaktır. Eğer mevcut hedef bu şekilde kişinin benliğiyle uyum içinde değilse, onu dönüştürmek, fazlalıkları elemek, onu geriye çeken, ilerlemesini engelleyen kısımları kesip atmak; neticede hedef mevzusunu ıslah etmek, arıtmak ve yenilenmiş hâlini sağlam bir şekilde inşa etmek gerekir.

Oğlak’taki Satürn Plüto’ya verilecek olumsuz cevap, bir hedef konusunda sadece toplum tarafından dayatılan, ezberlenmiş, geleneksel statü, itibar, prestij, sınıf, saygınlık ve otorite pozisyonlarını referans almaktır. Bu durumda insan tamamen süper-egoya, topluma, babaya, geleneğe ve dışsal yapıya boyun eğer. Kendi doğasıyla uyumsuz, sırf güçlü ve saygın görünmek amacıyla başkaları tarafından belirlenmiş hedeflere gitmeye çabalar.

Oğlak burcu dünyayı tehlikeli bir yer olarak görür. Her an birileri üzerine basacak, ezecek gibi düşünür. Her an kıtlık yaşanabilir. Her an bir felaket yaşanabilir. Ölümcül yoksunluk, çaresizlikler, kısıtlamalar, sınırlandırmalar, engellemeler ve baskı hep bir nefes uzaklığındadır. Ayrıca dünya adaletsizdir. Güçlü güçsüzü ezer. Ayrıcalıklılar artı-değerin çok büyük bir payına sahipken, geniş insan kitleleri yoksulluk, açlık ve baskı içindedir.

Dünyaya karşı böyle karamsar bir bakış açısına sahip Oğlak’ta gücü gösteren Plüto ve kontrolü gösteren Satürn kavuştuğunda, insan ne pahasına olursa olsun güçsüz olmamak için yüksek mevkileri ele geçirmeye çalışabilir. Bu bir hayatta kalma refleksidir. Bu adaletsiz sistemde kendini garantiye almak için, diğerleri tarafından başarılı bulunan, korku uyandıran ve üst mevkideki bir pozisyonu işgal edebilmek için çabalar. İşte o zaman güç yozlaşır. Diktatörlük, zalimlik, gaddarlık, yıkıcılık, tahrip edicilik, zulüm, işkence ve zorlama gölgelerine kapı aralar.

Satürn Plüto Oğlak’ta bir başkasının hedefini sırf güçlü olmak için benimserse, “katılaşmış ve kabuk bağlamış bir güç yapılanması” oluşur. Babaların, toplumun, geleneğin başarı modellerinde takıntılı bir şekilde ısrar eder. Kontrolünü kaybetmekten korkar. Bu çok derinden bir yosun tutmayı, mayalanmayı, fermantasyonu, çürümeyi, asalak bakteriler ve mantarlar tarafından ele geçirilmeyi; nihayetinde kangreni gösterir. Satürn Plüto bu hâlde bir organizmayı ancak kangrenli parçayı keserek iyileştirebilir. Bu büyük bir yıkımdır. Ancak neticesinde rejenerasyon, iyileşme ve yenilenme için saha açılır. Ölen eski ve köhneleşmiş yapının içinden yeni doğabilir.

Satürn Plüto aynı zamanda biçimin dönüşümüdür. Form değişir. Sabırlı bir şekilde değişim yürütülür. Eskimiş, köhneleşmiş ve miadını doldurmuş yapılardan vazgeçilir. Bunlar bırakılır. Bunların yası tutulur. Kayıp kabullenilir. Gücün sınırları görülür. Kişi kendinden daha büyük kuvvetler karşısında çaresizliğini kabul eder. Ölmemek için dalında kuruyan bir meyve olmaktansa, ölüp, toprağa karışıp, tohumu üzerinden yeniden doğmayı seçer. Bitişin, sonlanmanın, kaybın ve ayrılığın yası tutulur. Sonra daha derin bir gerçeğe doğru dönüşülür. Yeni bir başlangıç yapılır. Somut yapılar kalıcı bir şekilde dönüşür. Bu derin bir dönüşümdür. Dönüşüm sabitlenir, yapılandırılır ve kalıcı hâle gelir.

Oğlak’ta bu dönüşümü yapılandırma süreci tecrübe edilirken, hedefe odaklanılmalıdır. İnsan kendini kısıtlayabilir. Özdisiplinle kendine hâkim olmalıdır. Hedefine doğru istikrarlı, kararlı, dirençli, dayanıklı bir şekilde gitmelidir. Engelleri aşmalı, krizlerinden üstesinden gelmelidir. Hedef, en zorlayıcı dış koşulların imtihanından geçerek sınanır. Gerçekten insanın doğasına uygunsa hayatta kalır. Böylece hedef meselesi adi kurşun metalinden simyasal altın olmaya doğru dönüşür. Hayatın rahle-i tedrîsinden geçmiş bir hedef mertebesine erişir. İnsan kendini gerçekleştirebilir.

Şimdi 10 ilâ 13 Ocak tarihlerinde bu kavuşumun Merkür ve Güneş tarafından tetikleniş sürecini inceleyelim: Öncelikle, 10 Ocak’ta beyin ve kalp hedefi için birleşecek, kendini tanıyacak; sonra 12 Ocak’ta zihin (Merkür), 13 Ocak’ta da kimlik (Güneş) krizli bir imtihandan geçerek dönüşümünü yapılandıracak. Süreci sağlıklı kullananlar, özüne uygun bir hedef yapılandırıp kendini gerçekleştirecek.

Süreç ilk olarak 10 Ocak’ta zihni gösteren Merkür’ün ve benliği gösteren Güneş’in kendi arasında kavuşumuyla başlayacak. Bu beynin ve kalbin bir hedef için birleştiğini gösterir. Konu kendini bilmektir. İnsan kendini iyi anlar. Kendi hedefini anlar. Hedefi konusunda özeleştiri yapar; hem kişisel isteklerini, hem de eleştirel bakışını oraya koyar. Hedefi açısından tüm temel ve önemli şeyleri algılamak, anlamak ve bunlar üzerine dikkatli düşünmek için çaba sarf eder.

10 Ocak’taki bu Güneş-Merkür kavuşumu, 12 Ocak’taki “asıl olaydan” önce kişisel bir hazırlıktır. Akıl ve kalp “benim hedefim nedir?” sorusunu henüz dışsal engeller, zorluklar, kısıtlanmalar ile (Satürn) ve kontrol edilemeyecek dışsal kuvvetler, kaçınılmaz dönüşüm ve yıkım ile (Plüto) karşılaşmadan önce sorar. İstek, benlik ve bilinç (Güneş) ile zihin, algılama, düşünme (Merkür) fonksiyonları topyekûn bir hedef koyma, bu hedefe adım adım gitme, engelleri aşma, başarılı olma ve başardığı için kendine saygı duyma sürecine yönelir. Zihin ve kalp tamamen hedefine odaklanmıştır. Peki, bu hedef gerçekten kendine uygun bir hedef midir?

Oğlak’ta Merkür gerçekçi ve pragmatik bir zihni gösterir. Gerçekleştirebileceği şeyleri düşünür. Odaklanabilen, konsantre, ağır ama derinlemesine ve esaslı bir düşünme şekli vardır. Özdisiplinli, metodik, sistematik, temkinli, sabırlı, ciddi düşünür. Düşünce yapısı görev bilinciyle ve sorumlulukla bir hedefe adım adım gitmeye ve başarmaya yöneliktir.

Aynı şekilde Oğlak’taki Güneş, bir hedefe gitmek ister. Motivasyonu başarmaktır. İradesi kendini gerçekleştirmeye yöneliktir. Benliğinin alevi, kendi doğasını toplumsal kimliğiyle birleştirmek için yanar. Bilinçli isteği tek başına zirveye tırmanmak, engelleri aşmak, nihayetinde başarmak ve kendine saygı duymaktır.

10 Ocak’ta tüm aklın ve isteğin kendi hedefine gitmek için seferber edildiğini görmekteyiz. “Ben hedefimi algılıyorum, bunun üzerine düşünüyorum ve bu hedefi istiyorum” şeklinde niyet beyan edilir. Konsantre olmuş bir akıl ve azimle yoğunlaşmış bir kalp gerçekçi, somut, sorumlu, uygulamacı ve görev odaklı düşünür ve coşkulanır. Hedef netleşir. Akla ve kalbe gelmiştir. Sağlıklı birleşiminde bu gerçekten benliğin özünden gelen bir hedeftir; gölge kombinasyonunda ise toplum tarafından ezberletilmiş bir statü modelidir.

Asıl hikâye bu hedefle ilgili düşüncelerin, fikirlerin ve kafa yapısının (Merkür) ciddi bir gerçekçilik imtihanından (Satürn) ve dönüşümden (Plüto) geçtiği 12 Ocak’ta başlıyor. Zihnin (Merkür) ilk defa sınırlarla (Satürn) ve yıkımla (Plüto) temas ettiği bu tarihte, düşünceler dönüştürülür (Merkür-Plüto) ve yapılandırılır (Merkür-Satürn). Yani hedef fikri gerçekçi midir? Hedef fiziki dünyanın koşullarında ayakta kalabilecek midir? Hedef düşüncesinin fizibilite çalışması yapılmış mıdır? Bu hedefin bu dünyada uygulanabilirliği var mıdır? Bu hedefi gerçekleştirmek için ödemek gereken bedel, harcamak gereken para, üç boyutlu düzlemde işgal etmek gereken hacim ve ortaya koymak gereken emek gerçekçi midir? Bunun yapılabilirliği var mıdır?

12 Ocak’ta Satürn bu fiziki sınırlarla, belki de naif sayılabilecek bir fikri (Merkür) terbiye eder. Önüne engeller koyarak şekillendirir; insan da bu engellere verdiği cevapla fikrini fiziki dünyada yapılandırır. Teori (Merkür) pratiğe (Satürn) dökülür. Hedef düşünceleri (Merkür) ete kemiğe (Satürn) bürünür. Daha doğrusu Satürn’ün çıkardığı engeller, kısıtlamalar, yasaklar, sorunlar ve pürüzler yüzünden ete kemiğe bürünmeye mecbur bırakılır. Bu Satürn engelleri hedef fikrini (Merkür) dönüştürür (Plüto). Gerçek dünya tarafından kısıtlandırılmak, sınırlandırılmak ve zorluklarla mücadele etmek kafa yapısını yeniden biçimlendirmeye (Plüto) yol açar. Böylece, ancak gerçekçiliğin imtihanından geçerek dönüşmüş fikirler 12 Ocak’ta hayatta kalır.

12 Ocak’ta imtihana tabi tutulan hedefler, “statüye yönelmiş, kurnaz planlarla hedefine ulaşmaya çalışan, maddi ihtiraslarını ön plana alan” hedeflerdir. Bu hedefler toplum, gelenek ve ebeveynler tarafından ezberletilmiş hedeflerdir. İnsan zihninde, “eğer bu hedeflerin peşinden gider başarılı olursam, işte o zaman herkes bana saygı duyar, benden korkar ve beni üstün kabul eder” diye düşünür. Aslında hem dünya hakkında, hem de kendisinin gerçek hedefi hakkında çok karamsar, depresif, güvensiz ve dar görüşlü düşünmektedir. Şimdi yukarıda bahsedilen gerçekçilik imtihanları bu korku dolu düşünceleri yıkar. Kafa yapısını yeniden biçimlendirilir. Bu sayede zihin sahte hedeflerden, korkudan, kendini baskılamaktan ve karamsarlıktan özgürleşebilir.

Yani 12 Ocak’ta engeller (Satürn) ve yıkım (Plüto) yüzünden zihinsel seviyede (Merkür) bir hedefin dönüşümü yapılandırılır (Satürn/Plüto). Bu zihinsel süreç, 13 Ocak’ta Güneş’in füzyonuyla istek seviyesine çıkacaktır. Bu sefer 13 Ocak’ta fiziksel dünyada hedef aleviyle yanan kalp engellerle (Satürn) çarpışacak ve dönüşecektir (Plüto). Aslında kimliğe uygun bir hedefin dönüşümünden bahsediyorken neticede kimliğin (Güneş) dönüştüğünü (Plüto) göreceğiz. Bu kendini gerçekleştirmeye kapıyı aralayacak.

Şimdi son bölümde kimliğin (Güneş) Satürn/Plüto’ya çarparak nasıl dönüşeceğini tanımlayalım. Bu süreci sağlıklı kullananlar, özüne uygun bir hedef yapılandırıp kendini gerçekleştirecek.

Kimlik (Güneş) Oğlak’taki Satürn/Plüto imtihanıyla yüzleştiğinde, temel mesele kendine ait olmayan bir statü, saygınlık, prestij, itibar ve başarı hedefine hapsolmaktır. Bu sebeple 13 Ocak’ta otoriteyle sorunlar (Satürn) tecrübe edilir. Bu kişilerle güç savaşına (Plüto) girilir.

Kendi benliğine (Güneş) uygun olmayan bir hedefi, sırf daha üst mevkilere erişmek için benimseyen kişi şimdi 13 Ocak’ta zorlayıcı imtihanlarla baş başadır. O sırf güçlü olmak, diğerlerinin saygısını kazanmak, ezilmemek, başarılı ve saygın kabul edilmek için gelenek tarafından dayatılan, köhneleşmiş bir hedefin peşinden gitmektedir. 13 Ocak’ta Satürn’ün engelleri ve Plüto’nun yıpratması bu hedefin peşinden gidebilmeyi imkânsız hale getirir.

Geleneksel bir statü ve başarı modelini temsil eden bir aile bireyi, bir patron veya toplumsal bir hiyerarşi sistemi eskisinden daha tahammül edilemez hale gelir. Belki eskiden bu otorite figürüne katlanılabiliyordu. Belki bu hiyerarşi yapılarına tahammül edilebiliyordu. Ancak bunlar insanın kendi olmasını engelleyen geleneksel yapılardır. Bu köhneleşmiş yapılar, insanı kısıtlar, gelişmesini engeller, kendine ait bir hedefe doğru ilerlemesini tıkar.

İşte şimdi 13 Ocak’ta artık insan ne kadar konforcu olursa olsun, ne kadar korkak olursa olsun, artık bu köhneleşmiş yapılar öyle ağır bir hâle gelir ki, daha fazla statükoyu devam ettirmek imkânsızdır. İnsan ne kadar “biraz daha dayanayım” derse, bu yapılar o kadar fazla pürüz çıkarır, otorite figürleri o kadar ezer, hiyerarşik yapılar cendereyi daha da daraltır, insan iyice sıkışır, daralır, zaman akmaz. Şimdi bir karar vermek mecburidir. İnsan kendi kimliğinin (Güneş) sorumluluğunu almak (Satürn) zorundadır. Kendi isteklerini (Güneş) yapılandırmalıdır (Satürn). Daha da kapsamlı bir şekilde kimliğini (Güneş) dönüştürmelidir.

13 Ocak’ta yaşanan zorluklara rağmen sahte, dışsal ve geleneksel hedefte ısrar edilirse, benlik (Güneş) yozlaşabilir (Plüto). Yanlış yollara sapar. Takıntı, saplantı, acımasızlık, gaddarlık, diktatörlük, zorbalık ve güç savaşlarına girme riski gündeme gelir. Sahte bir hedefin etrafında şekillenen güç kavramı kabuk bağlamıştır. Hedefleri çürümüş ve yozlaşmıştır. Bu kangrenli bir kol gibidir. Şimdi benlik (Güneş) Satürn/Plüto’ya çarptığında, bu kolu kesmek zorunda kalacaktır. İnsanı kendini yok etmek (Güneş-Plüto) zorunda kalabilir.

Bu bir yıkım, acılı bir cerrahi operasyon, tuz basılan bir yara; sancılı bir süreçtir; ama sonucu olumludur. Burada benlik kendi gölgesiyle tanışır. Derin katmanlardaki materyalle temas eder. Karanlıklar (Plüto) aydınlatılır (Güneş). Buradan gerçek hedef çıkar. Bu kişinin kendi hakikatine uygun bir hedeftir. Bu süreçte sahte benlik yok edilir. Sırf güçlü ve başarılı görülmek için peşinde koşulan sahte hedef de yok edilir. Böylece insan, sıfırdan başlar. Reset atar. Şimdi “tabula rasa” (boş levha) anına döner. Bu yeni bir düzen inşa etmek için bir fırsattır. Eski ölür, içinden yeni doğar.

Artık benlik (Güneş) dönüşür (Plüto). Kimlik dönüşür. Ego yeniden şekillenir. İstekler değişir. Eskisi gibi babaların, toplumun, geleneğin ezberlettiği statü modelleri, başarı kalıpları ve saygınlık şablonları çerçevesinde değil; gerçekten benliğin derin katmanlarından gelen bir hedef etrafında bir kimlik merkezlenir. Bu mutlak bir metamorfozdur.

İlk bölümdeki metaforu tekrar etmek gerekirse, bu yeni hedef artık en baştaki adi kurşun metali değildir. Bu uzun ve meşakkatli transmütasyon süreçlerinden geçmiş, rafine, saf, ulu ve yüce simyasal altın mertebesine erişmiş bir hedeftir. Hayatın rahle-i tedrîsinden geçmiştir. Bu hedefle insan kendini gerçekleştirebilir.

Güneş, Satürn-Plüto kavuşumunu Oğlak’ın 22 derecesinde tetikleyecek. Doğum Haritanızda 22 öncü burçlardaki (Oğlak, Yengeç, Koç ve Terazi) gezegenler hedefini dönüştürme ve inşa etme etkisini alacaklar.



Astroloji Dergisi/ Efe Erten

Kaynakça

Banzhaf, Hajo ve Haebler, Anna, Astrolojinin Anahtar Sözcükleri, İlhan Yayınevi, 1999
İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004
Tompkins, Sue, Astrolojide Açılar: Horoskopta Gezegensel İlişkileri Anlama Rehberi, Barış İlhan Yayınevi, 2008
-Ya Hep Ya Hiç-

"Yayınlanan bazı yazıların kaynakları belirsiz, kaynak bilgisi olanlar lütfen iletin ekleyelim"


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Aylık ve Yıllık Burç Yorumları” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir