KİNCİ LOTUS..(PLÜTO ETKİSİ..)

Astroloji ve Burçlarla İlgili Herşey.
Kullanıcı avatarı
MAVİ LOTUS
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 447
Yaş: 48
Kayıt: Çrş 06 May, 13:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

KİNCİ LOTUS..(PLÜTO ETKİSİ..)

Okunmamış mesaj gönderen MAVİ LOTUS » Cmt 25 Tem, 16:37

Bazı arkadaşlarım sonsuz kinimi ve öfkeme anlam veremeyip benden uzaklaştılar portalda..

Plutoya dair şu açıklama bu çok kötü özelkliklerimi iyi açıklıyor sanırım..

Ben bir pluto zedeyim..bu gezegenin sözünü çok dinliyorum..şu açıklamaya bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız:

Pluto kontrole meydan okur.
Kendine göre bir hayatı vardır, ve kişi bir kez Pluto'nun etkisine
girdiğinde, rasyonel aklın durumu ele almasından önce, tek yapılabilecek şey
tamamen etkinin geçmesini beklemektir.

**

Ben plutonun 1.evdeki güçlü etkisiyle doğdum..yani vu gezegen her an ve her daim yanımda,ardımda benimle birlikte:(bir defasında dinlemesem sözünü diğerinde dinliyorum:(..
En son MAVİ LOTUS tarafından Cmt 25 Tem, 16:47 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.


"BAZI KİŞİLERİN FİKİRLERİ SENİN GERÇEĞİN OLAMAZ"..


Kullanıcı avatarı
MAVİ LOTUS
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 447
Yaş: 48
Kayıt: Çrş 06 May, 13:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: KİNCİ LOTUS..

Okunmamış mesaj gönderen MAVİ LOTUS » Cmt 25 Tem, 16:40

ve pluto hakkında biraz daha bilgi yazmak istiyorum bu konuda:

Pluto'nun bazı tanımlarının Akrep'in yönetici gezegeni olarak atanması
nedeniyle türemiş olması ihtimaline karşı, Akrep'in eski yönetici gezegeni
Mars'a da bir göz atmamız gerekir. Pluto, geleneksel astrolojide Mars'ın bir
oktav büyüğü olarak kabul görmektedir. Bu iki planet arasında ezoterik
sistemlerde bariz benzerlikler bulunmaktadır -mesela, güç merkezli şakralar,
içgüdü ve hayatta kalma, ortaklar.


Mars öncelikle bir savaş tanrısı; enerjisini çok bilinçli, fiziksel bir
seviyede ifade ediyor. Pluto da savaşçı ruhuna sahip, ama yeraltı dünyasına
ya da bilinçaltına yerleşmiş, dolayısıyla kontrolümüzün en zayıf, düzensiz
ve beceriksiz, olduğu zamanlarda ortaya çıkıyor. Pluto kontrole meydan okur.
Kendine göre bir hayatı vardır, ve kişi bir kez Pluto'nun etkisine
girdiğinde, rasyonel aklın durumu ele almasından önce, tek yapılabilecek şey
tamamen etkinin geçmesini beklemektir. Pluto genel olarak, kendine uygun
şekliyle, insanlarda bilinçaltının ve pisikoterapinin hükmünü
sürdürmektedir. Biz Pluto ile genellikle bilinçaltına yıllarca bastırılmış
duygularımızın salıverilmesi sonucu bir türbülans yaşarız, ve Mars'ın bir
oktav büyüğü olarak, Pluto tarafından uyandırılan duygular genellikle uzun
süredir içten içe kaynayan öfke ve şiddet içerirler. Bu kadar kızgınlık
neden? Hades kızgın bir tanrı mıydı? Mitolojide onun kızgınlığından
bahsedilmemiş, fakat kardeşi Zeus cennet ve dünyayı yönetirken, kendisine
ölüm krallığı bırakılmıştı -belki bu bir kızgınlık ve kıskançlık kaynağı
olabilir.


Pluto'nun her iki yönü; bastırma ve egemen olma -tipik çocukluk dönemi Pluto
tecrübeleri- birgün bu kaybedilmiş gücün geri alınması için harekete geçmek
ve güçlenmek zorundadır. Bu, yaralı Pluto'nun kendini tedavi etmek için
nasıl canlandığının göstergesidir. Ancak, çoğu kez Pluto etkisi, hiç tatmin
etmeyecek bir biçimde, sağlıksız çalışır. Pluto'su güçlü kişiler bastırma ve
egemenlik sorunlarına gizlice öfke duyarak karanlıkta veya yaşadıkları
tecrübenin veya kişinin gölgesinde yaşamaya devam ederler. Genellikle
kendilerini istismar edenlere karşı öfke dolarlar, ya da daha kötüsü,
kendileri istismar etmeye başlarlar. İyileşmiş Pluto belki alıkoyulma
tecrübesini bilgeliğe dönüştürmüş ve kendisini yaşamın, ölümün, hayatın
ruhunun gizemleriyle güçlendirmiş olan Persephone olabilir. Persephone kendi
varlığına eşitlik ve denge sağlamak için iki dünya -yaşam ve ölüm, ışık ve
karanlık, bilinç ve bilinçaltı- arasında gidip gelir. İyileşmeyen Pluto,
kardeşi Zeus'u kıskanan, babası Kronos'a öfkeli, sinsice sokulup tüm
Persephone'leri alıkoyan, ve sadece ölümle ve önündeki cansız formlarla
konuşmaya devam eden, Hades'te kapana kıstırılmış gibidir.


Pluto ölüler diyarıyla ilgili olduğu için, kişi astrolojide bu sembolizmden
kaçamaz. Pek çok astrolog, bu pozisyonu ruhun yolculuğu ile ilişkilendirir.
Bazıları Pluto'yu yeraltıyla, Moirai'nin, kanunları Zeus tarafından bile
geri değiştirilemeyen, son ve kesin Kader'in içgüdüsel yöneticisi ile
ilişkilendirir. Bir kez ruh Hades'in boyunduruğuna girdi mi orada kalıyor.
Tabii ki, Pluto yaşam ve ölüm ile ilgilendiği için, pek çok kişiye Pluto
transitleri ölümün yaklaştığını düşündürebilir. Ancak Pluto sadece fiziksel
ölümle ilgili değildir. Transit esnasında genellikle, psikolojik düzeyde bir
ölüm veya kayıp deneyimlenir. Sanki kara bir deliğe doğru çekiliyormuş gibi
hissedebiliriz. Böyle zamanlarda yalnız kalmak ve bunun geçmesine izin
vermek en iyisidir. Biz hazır olana kadar hiçbir şey bizi o delikten
çıkaramaz.
"BAZI KİŞİLERİN FİKİRLERİ SENİN GERÇEĞİN OLAMAZ"..

Kullanıcı avatarı
MAVİ LOTUS
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 447
Yaş: 48
Kayıt: Çrş 06 May, 13:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: KİNCİ LOTUS..

Okunmamış mesaj gönderen MAVİ LOTUS » Cmt 25 Tem, 16:42

Persephone'nin yeraltı dünyasına geri dönüşünü yıllık mevsim döngüleriyle
özdeşleştirirsek, insanlar için de kazanç ve kayıp yıllarının döngüsü olarak
yorumlayabilir, ya da ruhun yaşamdan sonraki hayata yolculuğu ve yeni bir
vücutta tekrar hayata dönmesi olarak düşünebiliriz. Persephone'nin efsanesi,
bir piyesin, sıklıkla canlandırılan yaşam ve ölüm sahnesi gibidir.


Belki de en güçlü Pluto efsaneleri Yunan'dan ziyade eski Mezopotamya'dan
alınanlardır. Bu, tanrıça Isthar'ın yeraltına inişi ile ilgilidir. Isthar
Babil ismidir, ve aynı hikaye Isthar'ın Sümer karşılığı olan Inanna için de
anlatılır.


Isthar, sevgilisi Tammuz'un ölümü sebebiyle yas tutmaktadır. Yeraltı
yolculuğuna sevgilisini geri getirebilmek için başlamıştır. Ölüler diyarına
giden tüm kapılardan başarıyla geçmiştir. Her yeni bir kapıya ulaştığında
gardiyanlar sahip olduğu şeylerden istemektedirler, mücevherlerini, tacını
vs. En sonunda giysilerinden de vazgeçmiştir. Aşk Tanrısı neticede yeraltı
kraliçesinin tahtına ulaştığında artık tamamen çırılçıplaktır.


Bu yeraltı kraliçesi - Pluto'nun feminen vücut bulduğu hal - Sümer
mitolojisinde Ereshkigal olarak bilinmektedir. Yunan mitolojisindeki Gordon
Medusa benzeri gibidir. Medusa'nın acıdan kıvranan yılanlardan oluşan
saçları vardır, Ereshkigal'in de sülüklerden. Isthar'ı karşılaması hiç de
olumlu olmamış, onu sanki bir ölüymüşçesine et kancasına asmış, cesedini de
cehennemin en dibine gömmüştür.


Fakat tanrılar aşk tanrıçası olmayan bir dünyaya dayanamayacakları için
elçilerini göndermişler, yeraltında Ereshkigal'in tanrıçayı bırakması için
talepte bulunmuşlardır. Bu şekilde Isthar tekrar yaşayanların arasına
dönmüştür. Şimdi, artık, aşk tanrıçasının ötesinde cennetin kraliçesi de
olmuştur.


Isthar'ın İnişi mitolojisinin astronomide de yeri vardır. Venüs'ün Sabah
yıldızı olarak görünürken kaybolup Akşam yıldızı olarak tekrar görünmesi ile
bağlantı kurulabilir. Fakat psikolojik seviyede bunun etkileri daha da
önemli boyuttadır.


Isthar yolculuğuna çok kuvvetli bir kayıp duygusu sebebiyle başlamıştır -
sevgilisi Tammuz'un ölümü. Doğum haritamızdaki yeri ya da transiti
sebebiyle, ne zaman bir Pluto etkisiyle karşılaşsak, biz de aynı kayıp
duygusunu yaşarız. Bazen, bizim için çok değerli olan bir şeyin bizden
koparılıp alındığını görürüz. Bu her zaman fiziksel bir ölüm sebebiyle
olmaz. Onun yerine, bir ilişkinin bitiminde, işimizi kaybettiğimizde, çok
sevdiğimiz evimizi satmamız ve tanımadığımız yeni bir yere taşınmamız
gerektiğinde "ölüm"ü deneyimlemiş oluruz. Şu ya da bu şekilde "onsuz
yaşayamayacağımızı" düşündüğümüz bir şeyden vazgeçmek zorunda kalırız.
Yaşamdaki desteğimizin ve güvenliğimizin elimizden alınıp, buhar olup havaya
uçtuğunu görebiliriz.


Fakat bu daha başlangıçtır. Kaybettiğimiz şey ne olursa olsun, bizi
tırmanmakta olduğumuz ruhun bilgelik spiralinden aşağıya doğru kaydırır,
bilinçaltının derinliklerine indirir ve bizi kendi kişisel şeytanlarımızla
karşı karşıya getirir. Biz aşağıya indikçe, giderek güvende ve emin
hissetmemizi sağlayan şeylerden daha fazla kaybeder görünürüz. Isthar gibi,
bizim de üzerimize giydiğimiz ihtişamlı giysileri çıkartmamız gerekir. Bu
giysiler maddi varlıklar olabildiği gibi, daha ziyade tavırlarımız,veya
hayata dair detaylı varsayımlarımız olabilir.


Sahip olduğumuz şeyler anlamını yitirmeye başlar. Ahlaki, duygusal ve ruhsal
bir altyapıya sahip olduğumuz bilincini kaybederiz. Sonunda, mutlak
karanlıkla karşı karşıya kalırız. Ereshkigal, ölüm kraliçesi, saçındaki
sülüklerle, aynada gördüğümüz akistir. Persephone'nin isminin anlamı
"korkulacak kişi" demektir. Pluto tecrübesinin kalbinde yatan, kendi
korkularımızla yüzleşmektir. Biz sadece ham duygulardan oluşan, ya da tüm
organları bir ten altında toplanan bir varlığız. Dibe ulaşmış; et kancasında
cehennemin en karanlık ve dip kısmında öylece asılı dururuz. Sonra Pluto'nun
diğer yüzünün ortaya çıkma zamanı gelir. İçimizde cılız bir ses, tıpkı
tanrıların göndermiş olduğu elçiler gibi, inceden bize umut verici
tesellilerde bulunur. Bir şeyler içimizde değişmeye başlar, öyle ki
başlangıçta bunu tarif etmek olanaksızdır. Sonra yükselmeye başlarız. Aşk
tanrıçası Cennet Kraliçesi olmaya başlar. Biz de yeniden doğarız.


Yeraltına iniş draması "yılan bilgeliğinin" yani kadınsı bilgeliğin
kazanılmasını temsil eder - Medusa'nın saçlarında yılanlar vardır, orijinal
sembolü yılanla gösterilen Akrep burcu Pluto ile yönetilmektedir. Acı,
keder, karanlık ve duygusal çalkantı sonucu yeniden başlama süreci aslında
kadınsı bir süreçtir. Jung'cu analist Sylvia Brinton Perera bu dramayı
"kadınlar için inisiyasyon yolu" olarak adlandırır. Erkekler bu yolculukta
kadınlar kadar başarılı olamamışlardır. Orpheus gelini Eurydice'yi geri
istemek için yeraltına inmiş ancak onu gün ışığına çıkartmakta başarılı
olamamıştır. Theseus yeraltı dünyasına yolculuk yapmış, fakat orada tuzağa
düşürülmüş ve taştan bir sandalyede dondurularak hapis kalmıştır, ve ancak
deneyimin dışında kalabildiği için Hades'i idare etmeyi başarabilen Herkül
tarafından serbest bırakılmıştır. Sadece Dionysos annesi Semele'yi kurtarmak
için yeraltına başarılı bir iniş yapmış ve onu yeryüzüne geri çıkarmıştır -
tabii ki Dionysos bir kadın tarafından kadın gibi büyütülmüştür. Homer
Dionysos için: "bir erkek, ama kadın gibi" der. Hermes de Hades'e başarıyla
gidip gelmiştir, ancak onun da çift cinsiyet özellikleri vardır. Pluto
etkili iniş, erkekler tarafından da tecrübe edilse bile, öncelikle kadınsı
bir yoldur. Erkekler için, iniş ve yükseliş yolu daha ziyade Chiron'un
kurban edilmesi ve Prometheus'un serbest kalması ile daha yakın ifade
edilebilir. Erkekler Pluto'yu kadınlardan farklı deneyimlerler, ancak bir
erkekte en az bir kadın kadar Pluto transiti ile kendini dönüşmüş
hissedebilir.


Roma tanrısı Pluto aynı zamanda zenginlikle de bütünleşmiştir, çünkü eski
zamanlarda dünyevi zenginlik minerallerle ( gümüş, altın vb.) ölçülürdü. Ve
mineraller dünyanın yeraltı kaynakları olduğu için bunlar da Pluto'nun
yönetimi altındadırlar. Fiziksel ve materyal zenginlik bazen önemli bir
Pluto etkisi sonucu olabileceği gibi, daha önemli zenginlik bilinçaltımızın
derinliklerinde yatmaktadır ve orada yatanları keşfettikçe ruhen daha da
zenginleşiriz. Ancak Pluto'su güçlü insanların maddi zenginlik de elde
edebildiklerini gözardı etmeyelim. Zenginlik kanalıyla yöneten anlamına
gelen "Plutokrat" tabiri Pluto'nun isminden türetilmiştir. Yöneticiler ve
politikacılar güçlü konumdaki bir Pluto'ya sahiptirler. Ancak bir Pluto
transiti ailenin kaderini değiştirip, zenginlik katacağına, varolan serveti
de silip süpürebilir. Eğer bir insanın hayatı dengesizse, sadece maddi
varlıklar üzerine kuruluysa veya onları elde etmek için çaba sarf ediliyor
ve ruhen gelişim ihmal ediliyorsa, Pluto kişinin sahip olduğu varlıklar
üzerinde harap edici etkiler yaratabilir. Büyük depresyon sırasında (1929 ve
1930, Pluto'nun keşfedildiği yıllar) insanlar, paraları olmaksızın yaşamaya
dayanamayacakları için kendilerini öldürdüler. Maddeye bu derece bağımlı ve
tabi olma dünyamızı çok etkilemiş ve koyanisqaatsi, (Hopi deyişinde
"dengesiz hayat") ortaya çıkmıştır. Politikacıların ve finans devlerinin
çoğunun haritasında çok güçlü Pluto konumları bulunmaktadır. Bu insanlar
dünyaya karşı son derece acımasız, Pluto'nun volkanik etkilerini gösteriyor
olabilirler - volkanik bir patlama ya da atom bombası etkisi ile gün ışığına
çıkan büyük bir güç.


Bu insanlar kendilerini göstermek, belli etmek için çok güçlü bir istek
duyarlar. Bu Pluto'nun kompleksleri ve güvensizliklerinin bir yansımasıdır.
Tabii ki bu insanlar bilinçaltlarıyla derin, güçlü ve yoğun ilişkiler kurma
potansiyeline sahiptirler. Psikolojik derinliklerini inkar edip Pluto'nun
gücünü dışa yansıtmaya kalkıştıklarında, kendi düşüşlerini hazırlarlar.
"BAZI KİŞİLERİN FİKİRLERİ SENİN GERÇEĞİN OLAMAZ"..

Kullanıcı avatarı
MAVİ LOTUS
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 447
Yaş: 48
Kayıt: Çrş 06 May, 13:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: KİNCİ LOTUS..

Okunmamış mesaj gönderen MAVİ LOTUS » Cmt 25 Tem, 16:45

Ay-Pluto kavuşumuna sahip olan C.G. Jung Pluto gücünü direkt kendi kaynağına
yöneltmiş ve yirminci yüzyılın insanlarına bilinçaltının derinliklerindeki
katmanlarına giden kapıları açmıştır. Bu Pluto'nun gerçek gücüdür - aklın ve
bilginin gizli kalmış kaynaklarını ortaya çıkartmak. Güçlü Pluto etkisinde
olan kişiler terapist, bilim adamı ya da araştırmacı olabilirler. Eğer
tekrar Pluto'nun keşfedildiği yıllara dönecek olursak, Pluto'nun edebiyat ve
ekonomi alanlarında da etkili olduğunu gözlemleyebiliriz. Edebiyat alanında
James Joyce'un Ulysses'deki kahramanı Molly Bloom kadar güçlü Pluto etkileri
gösteren başka bir karakter yoktur. Adet gördüğü dönemlerde, sabahın ilk
saatlerinde geçmiş ve gelecek tüm cinsel tecrübelerini hatırlamaktadır.


Pluto gezegeni genellikle aşırı cinsel bir yapıyla suçlanır. Bu, mitolojik
bir temele dayanmamaktadır - Hades'in Persephone'yi alıkoyması haricinde
cinsel dürtülerinden hiç bahsedilmez. Pluto cinsel kimlik ifade eden bir
gezegenle kuvvetli bir açı yapıyorsa cinsel kişide sabit fikir halinde bir
tutkuya dönüşebilir. Mesela Mars veya Venüs ile birleşmiş bir Pluto
cinselliğin ifadesinde daha ihtiraslı olunmasına sebep olabilir. Ay ile
birleşmesi Demeter/Persephone/Hades tipi ilişkileri gösterebilir.


Pluto transitleri çok yavaştır ve uzun sürer. Kişinin hayatında ruhen
olgunlaşma ve/veya dönüşme dönemlerini işaret eder. Genellikle bu dönüşüm
dönemleri sembolik olarak bir ölüm ile, bir kayıp, üzüntü, keder, ayrılık,
acı ya da bunun gibi kederli bir olay ile gerçekleşir. Bu deneyim bazen de
terapi ile bilinçaltına inilerek, rüyalar gibi psişik olaylar ile de
gerçekleşir. Berraklık ve evrimsel ivme ile sonuçlanan bu tür deneyimler
kişilerin kendilerini yeniden doğmuş gibi hissetmelerine sebep olur. Pluto
etkisi yoğun bir şekilde kendini hissettirmeyen insanlarda bu süreç uzun,
hatta bir ömür boyu sürebilir. Ancak Pluto etkisi güçlü kişiler, varoluş
döngüsünde hayatlarını alışılmışın dışında yaşamalarına neden olan olaylar
kanalıyla, hayatın akışına kendilerini daha rahat bırakır ve bu sayede,
diğer ölümlülerden çok daha zengin içsel deneyimler kazanırlar.(alıntı)
"BAZI KİŞİLERİN FİKİRLERİ SENİN GERÇEĞİN OLAMAZ"..

Kullanıcı avatarı
MAVİ LOTUS
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 447
Yaş: 48
Kayıt: Çrş 06 May, 13:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: KİNCİ LOTUS..(PLÜTO ETKİSİ..)

Okunmamış mesaj gönderen MAVİ LOTUS » Prş 30 Tem, 17:14

YUKARIDAKİ YAZIDAKİ CAN DAMARI NOKTA ŞU CÜMLELERDE SAKLI..YANİ BENİM AKREPORTAL'DA SERGİLEDİĞİM TAVRI İYİ AÇIKLAMAKTA:

"Pluto da savaşçı ruhuna sahip, ama yeraltı dünyasına ya da bilinçaltına yerleşmiş, dolayısıyla kontrolümüzün en zayıf, düzensiz ve beceriksiz, olduğu zamanlarda ortaya çıkıyor. Pluto kontrole meydan okur. Kendine göre bir hayatı vardır, ve kişi bir kez Pluto'nun etkisine girdiğinde, rasyonel aklın durumu ele almasından önce, tek yapılabilecek şey tamamen etkinin geçmesini beklemektir. "

lotusun notu:evet kontrolümün en zayıf noktasını yakalamıştı pluto orada..O'na izin vermeyip sessiz kalsaydım şuan belki bu durumda olmazdım..ama hayırlısı buydu..bence duygularımı bastırsaydım o zaman daha kötü olurdu..yani aslında bence en doğrusunu yaptım..

**

BİR DE ŞU CÜMLELER ÖNEMLİ:

"Pluto da savaşçı ruhuna sahip, ama yeraltı dünyasına ya da bilinçaltına yerleşmiş, dolayısıyla kontrolümüzün en zayıf, düzensiz ve beceriksiz, olduğu zamanlarda ortaya çıkıyor. Pluto kontrole meydan okur. Kendine göre bir hayatı vardır, ve kişi bir kez Pluto'nun etkisine girdiğinde, rasyonel aklın durumu ele almasından önce, tek yapılabilecek şey tamamen etkinin geçmesini beklemektir. "

Pluto'nun her iki yönü; bastırma ve egemen olma –tipik çocukluk dönemi Pluto tecrübeleri- birgün bu kaybedilmiş gücün geri alınması için harekete geçmek ve güçlenmek zorundadır. Bu, yaralı Pluto'nun kendini tedavi etmek için nasıl canlandığının göstergesidir. Ancak, çoğu kez Pluto etkisi, hiç tatmin etmeyecek bir biçimde, sağlıksız çalışır. Pluto'su güçlü kişiler bastırma ve egemenlik sorunlarına gizlice öfke duyarak karanlıkta veya yaşadıkları tecrübenin veya kişinin gölgesinde yaşamaya devam ederler. Genellikle kendilerini istismar edenlere karşı öfke dolarlar, ya da daha kötüsü, kendileri istismar etmeye başlarlar. İyileşmiş Pluto belki alıkoyulma tecrübesini bilgeliğe dönüştürmüş ve kendisini yaşamın, ölümün, hayatın ruhunun gizemleriyle güçlendirmiş olan Persephone olabilir. Persephone kendi varlığına eşitlik ve denge sağlamak için iki dünya –yaşam ve ölüm, ışık ve karanlık, bilinç ve bilinçaltı– arasında gidip gelir. İyileşmeyen Pluto, kardeşi Zeus’u kıskanan, babası Kronos’a öfkeli, sinsice sokulup tüm Persephone'leri alıkoyan, ve sadece ölümle ve önündeki cansız formlarla konuşmaya devam eden, Hades’te kapana kıstırılmış gibidir."

**

lotusun notu:bence yukarıdaki açıklamada beni anlatıyor..yıllarca insanlar tarafından haksızlığa uğradım..sevgi dolu,neşeli,şirin bir kız çocuğuydum..ve tüm bunların karşılığı olarak insanlar tarafından nefretle ödüllendirildim:(bu korkunç ve acı hal yılarca sürdü..ve içimdeki öfke büyüdü..büyüdü..ve belki de son iki yılda bu öfkeyi kendimce dışarı bıraktım..

yazıda da belirtildiği gibi bu durumda ki en iyi tavır:Bir denge sağlamaktı..sanırım ben bu dengeyi pek iyi kuramadım..yaşamak sanattır..sanırım bu konu da da pek yetenekli değilim..

**

AMA YİNE EN DOĞRUYU YAPTIM ASLINDA..YANİ BİLDİĞİMİ YAPTIM..İÇİMDEN GELENİ YAPTIM..KALBİMLE YAŞADIM..YAŞAYACAĞIM..ÇÜNKÜ İNSAN İÇİN EN DOĞRUSU "KENDİ BİLDİĞİDİR"..KENDİ AKLIDIR..ÇÜNKÜ HAYAT ONA BUNU SUNMUŞTUR..BUNUNLA YAŞAMALIDIR..BU ONU NERREYE GÖTÜRÜRSE GÖTÜRSÜN..

BEN İNANIRORUMKİ EĞER KİŞİNİN NİYETİ İYİ İSE BİR GÜN O DENGEYİ KURACAK,DOĞRU OLANI BULACAK,O BAHSEDİLEN DENGEYE ULAŞACAKTIR..DEDİMYA:YETERKİ NİYETİ GÜZEL OLSUN..
"BAZI KİŞİLERİN FİKİRLERİ SENİN GERÇEĞİN OLAMAZ"..


Kullanıcı avatarı
MAVİ LOTUS
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 447
Yaş: 48
Kayıt: Çrş 06 May, 13:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: KİNCİ LOTUS..(PLÜTO ETKİSİ..)

Okunmamış mesaj gönderen MAVİ LOTUS » Prş 30 Tem, 18:23

NOT:Bir de şu cümle önemli yukarıdaki alıntıda:

"Bu insanlar kendilerini göstermek, belli etmek için çok güçlü bir istek duyarlar. Bu Pluto'nun kompleksleri ve güvensizliklerinin bir yansımasıdır. Tabii ki bu insanlar bilinçaltlarıyla derin, güçlü ve yoğun ilişkiler kurma potansiyeline sahiptirler. Psikolojik derinliklerini inkar edip Pluto'nun gücünü dışa yansıtmaya kalkıştıklarında, kendi düşüşlerini hazırlarlar."

not:Haklısın emekli..bizi sadece Allah bilsin öyle değilmi?..neden böyle kompleksliyimki..bundan nefret ediyorum..

Burda olmam bile sanki plutonun işi..buradan gidemesem de en azından ayda yılda bir gelmeliyim..
"BAZI KİŞİLERİN FİKİRLERİ SENİN GERÇEĞİN OLAMAZ"..

Kullanıcı avatarı
MAVİ LOTUS
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 447
Yaş: 48
Kayıt: Çrş 06 May, 13:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: KİNCİ LOTUS..(PLÜTO ETKİSİ..)

Okunmamış mesaj gönderen MAVİ LOTUS » Sal 04 Ağu, 15:54

BİR NOT DAHA..TABİ LOTUS İLE İLGİLİ BİR NOT..

Ben insanlarla iyi anlaşmayı,onlarla gönül gönüle olmayı seviyorum..işte bu yüzden uzun bir süre bana yaptıkları olumsuzlukları içimde biriktiriyorum..ama sonra biriktirdiği yer o kadar doluyor ki artık almıyor..

ve biriken tüm olumsuzluklar,kalp kırıklıklarım ya korkunç bir öfkeye yada nefrete hatta kine dönüşüyor..(ne yazıkki..)

o kadar ki artık kendimi dahi tanıyamaz hale geliyorum..çünkü biriktirdiğim olumsuz duygular beni çok değiştiriyor..

işte akreportalda o tuhaf yazıları yada buradaki bu tuhaf yazıları bu yüzden yazıyorum..

çünkü gerçekten bu ortamda çok kırılmıştım ve bunu dışarı vurmasaydım inanın içimde biriktirdiğim negatifliği asla yok edemezdim..tek yolu yazmaktı..

yoksa buradaki insanların birçoğuna saygı duyuyorum..kötü insan çok hayatta..ama buradaki insanlar çok kötü olamayacak kadar geliştirmiş ruhunu..yani kötülüğü uç noktalarda yaşamakarına imkan yok..
"BAZI KİŞİLERİN FİKİRLERİ SENİN GERÇEĞİN OLAMAZ"..

Kullanıcı avatarı
MAVİ LOTUS
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 447
Yaş: 48
Kayıt: Çrş 06 May, 13:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: KİNCİ LOTUS..(PLÜTO ETKİSİ..)

Okunmamış mesaj gönderen MAVİ LOTUS » Sal 04 Ağu, 18:19

NOT:AKREPORTALDAKİ TAVRIMA HEM YUKARIDAKİ KONU HEM DE AŞAĞIDAKİ KÜÇÜK ALINTI IŞIK TUTACAKTIR SANIRIM(gerçi bu konuyu daha öncede çok yerde açıkladım ama..):

Herbirimizin iç dünyasında bizleri yöneten ve aslında arıtılması gereken birçok duygu ve düşünce vardır. Toplum içinde değişik maskelerimizle bunları saklamaya, kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye çalışırız. Bu davranışımızın altında, bilgi yetersizliği, kendimize olan güvensizlik, çıkarlarımızı korumak, kendimizi başkalarına beğendirmek, sevdirmek ve daha birçok neden yatar. Bu nedenlerden dolayı diğer insanların gerçek yüzümüzü görmelerini istemeyiz. Dış dünyaya karşı hep mükemmeli oynarız!. Her zaman sevgi doluyuz!.. Taa ki, günün birinde birisi gelip bizim nasırımıza basıncaya kadar. O zaman gerçek yüzümüz, seviyemiz ortaya çıkar.

Bir bilge, “Bir insanın gerçek tekâmül seviyesi, her zaman ki göründüğü hali değildir. Karşılaştığı herhangi bir olayda nereye kadar düşebiliyorsa, düştüğü yer, onun gerçek seviyesidir.” diyor. İnsanın görevi bu seviyeyi devamlı olarak yukarılara çekmek olmalıdır. Bir anlamda yükselmek, olgunlaşmak budur.

Evrensel yasalara göre elbet ki yaşantımızda karışıklıklar, engeller ve düşüşler her zaman olacaktır. Ancak o zaman, kendimizin nerede olduğunu görebiliriz, bilebiliriz. Hedefimiz; “sahte benimizin farkına vararak, onun esiri olmadan, gerekli değişim ve dönüşümü yaparak, gerçek benimize doğru yol almak” olmalıdır.

Ne demiş sevgili Mevlâna; “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!..” Sonuçta olduğumuz gibi görünmeliyiz.(alıntı)
"BAZI KİŞİLERİN FİKİRLERİ SENİN GERÇEĞİN OLAMAZ"..


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Astroloji” sayfasına dön