Kendini Tanımayı Öğrenmek

Astroloji ve Burçlarla İlgili Herşey.
Kullanıcı avatarı
Şekerpare
*Yılan*
*Yılan*
Mesajlar: 127
Kayıt: Cum 07 Eyl, 15:24
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen Şekerpare » Pzt 01 Eki, 20:33

Kendini Tanımayı Öğrenmek

“Astrolojik Güneş”

Mutlu, tatminli, kendi ile barışık bir hayat için kendini tanımanın öneminden bahsetmiştik. Kendini tanımak bilincinde olduğumuz yönümüz kadar bilinç dışımızdakileri anlamak ile mümkündü , bu bütünlüğün ortasında çekirdek misali özbenliğimiz duruyordu.

Astrolojide Güneş işte bu çekirdeğin arketipidir. Güneş sistemindeki diğer bütün gezegenler onun etrafında döner. Dünyanın, güneş etrafındaki dönüşü mevsimleri dolayısı ile hayatı oluşturur, ve insanın geçirdiği döngüleri temsil eder. Haritadaki bu çekirdek diğer gezegenlerin yarattığı bütün dengesizlikleri ve çatışmaların dengeleyicisidir.

Güneş girmeyen eve doktor girer

Artık hastalıkların sadece fizyolojik değil psikolojik boyutuda olduğunu biliyoruz. Hastalık kısaca dengesizliktir, A kimyasının B kimyası ile uyumsuzluğu veya iç dünyamızın dış dünya ile dengesizliği gibi. Güneş’in bagajlarımız etkisi ile yaşayabileceğimiz fizyolojik veya psikolojik hastalıkları iyileştirme kapasitesi bilinç dışındakini bilince getirme, karanlığı, aydınlığa getirme yoluyladır. Karanlıkta kalan, gelişemez, büyüyemez. Güneş’in temsil ettiği özbenliğimiz de bu yüzden karanlıkta kalmamalıdır.

Gezegenler arası sert açıların çokluğuna bakmaksızın Güneş bütün uyumsuzlukları ve problemleri çözebilen tek kuvvettir. Bu çatışmalar ve dengesizlikler eğer bilincimize diğer bir değişle aydınlığa çıkmazsa, erken aile ortamında yaşadığımız problemler ile birleşince bütün hayatımızı mahvetmeye yetebilir. Haritadaki Güneş’in neyi temsil ettiğini bilmek, özümüz, kimliğimiz ve kaderimizi bilmektir. Bunların bilinmesi ile sağlam temellere oturan kişiliğimizin, çocukluğumuzun hatıralarını veya aile geçmişimizin bilinçaltındaki etkilerini silme kapasitesi vardır. Psikoterapinin amacı da insanı, kollektif bilinçaltının, sosyal koşulların, ailenin, çocukluk yıllarının baskısından kurtararak kendi ile yeniden buluşturmak değil midir? İşte Güneş’in doktorluğu buradadır. Bu bağlamda Güneş’e içimizdeki doktor diyebiliriz.

Kompulsif davranışların etkisi altına girmiş kişiler, alkol, aşırı yemek, madde bağımlılığı veya diğer kendine zarar veren alışkanlıklara bağımlı olan kişiler, ortaya neden bağımlı oldukları konusunda bir sebep getiremezler ancak genelde bunların nedeni uzun süreli bastırılmış duyguların verdiği stresten kaçıştır. Güneş’in üstünün örtülmesi de bu bastırılmış duyguların en kapsamlısıdır.

Hayatın bizim için anlamı Güneş’in temsil ettiği değerlerdir. Bize kendimizden büyük bir şeyin parçası olduğumuzu hatırlatır ve onla uyumlu yaşamamızın yolunu gösterir. Büyük bir trajedi ve kayıp ile karşılaştığımızda bize yaşama sebebi verir. Her doktor bilir, eğer hasta yaşamak istemiyorsa, hiç bir ilaç ona fayda etmez.

Bir Mars-Satürn kare açısı veya bir Ay-Plüton karşıt açısı bizi bir iç çatışmaya sürüklese de, sadece merkezimiz, çekirdeğimiz, temelimiz zayıf olduğu zaman bizi yıkabilir. Güneş, bütün gezegenlerin ara bulucusudur, onların bizim aleyhimize değil bizim için çalışmalarını sağlar. Bize benlik hissi verip bütün parçalarımızı bir araya getirir ve bu benlik gezegenlerin temsil ettikleri değerlerin bizi kontrol etmesini değil onları ifade etmemizi sağlar.

Hayat Sanatı

Astrolojide Güneş’in yöneticisi Aslandır, temsil ettiği ev ise 5. yaratıcılık, kendini yaratıcı olarak ifade etme (bunların arasında çocuklar, sevgiyi ifade etme de vardır) evidir. Bu evin sembollediği artistik yetenek veya yaratıcılık bireyseldir, kişinin hayata çok özel olarak bağlanışıdır. Buradaki sanat, bildiğimiz alanda bir sanat olmasa da kişinin hayatı yaşayış sanatıdır, bilincin, insan hayatına yansımasıdır.

Güneş haritada hangi evde ise orada bir aitlik hissi vardır veya ruhumuza ilham veren yer o evdir diyebiliriz. Bu yüzden Güneş ile menkibemiz arasında bir bağ kurabiliriz, bu menkibe onun aracılığı ile hayatımız kazandığımız iş veya gönülden bağlandığımız hobimiz olabilir. Bu konuda herhangi bir ışık arıyorsak kendimizi, değerlerimizi ve vizyonumuzu anlamadan bu ışık bize gelmez.

Güneş’in haritamızdaki yeri, burcu ve açıları hayatımıza anlam verir, kaderimiz ve ilhamımız olur. Orada geleceğimiz vardır, gerçekten olmak istediğimiz veya olmamız gereken yer orasıdır. Yaşımız, koşullarımız ve duygusal ihtiyaçlarımıza bağlı olarak Güneş’in konumunu ve anlamını farklı yorumlayabiliriz fakat ne olursa olsun kişinin kaderinin kendi içinde olduğu unutulmamalıdır ve belki bu yüzden Güneş, menkibe ile direk bağlantılıdır. Kaderimizin örgüsünün dışsal değil, içsel olduğunu astroloji bize devamlı anlatmaya çalışır.

Güneş’in parlamayan ışığı

Güneş bize ışığını vermiyorsa, depresyon, yaşama arzusunda azalma, iç çelişkiler ve baskılar altında kalma, diğer kişilere bağımlı olma, kolektif ile özdeşleşme, başkalarının tasdikine aşırı bağlılık gibi problemler ile karşılaşırız. Güneş’in bize ışığını vermemesi, Güneş’in burcunun değerlerine ve ihtiyaçlarına hayatımızda yer vermemek, aktif olarak onun içinde bulunduğu evin temsil ettikleri ile meşgul olmamak, ona açı yapan gezegenlerin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmamak ile haritada ifade edilir. Bunlar sonucu pasifleşme, güçsüzleşme, anlamsızlaşma ve kendimize güven eksikliği gibi duygular ile baş etmek zorunda kalırız. Kendi fikirlerimizin tasdiki için başkalarına ihtiyaç duyarız, çevremizden bizi soyutlayacak bütün fikir ve davranışlardan korkarız.

Hiç bir gezegen tek başına bütün değildir, buna Güneş te dahildir. Güneş’in içgüdüsel ihtiyaçlarımızın, çevremizin pahasına hayatımızda tek basina ifade edilmesi de yanlıştır fakat genelde karşılaşılan Güneşin fazla değil az ifade edilmesidir.

Saglıklı ve kuvvetli bir ego, eleştirdiğimiz “Egosentrik” olmak ile karıştırılmamalıdır

Bilincimizin temeli egomuzdur. Kuvvetli ve sağlam bir egonun gelişmesi bütünlüğümüz için çok önemlidir. Sağlıksız bir ego ile bilinç ve bilinçaltından oluşan bütünlük ile birleşme mümkün değildir. Doğum haritası kendi içinde ne kadar kuvvetli olursa olsun, erken çocukluk ortamı egonun gelişimde yıkıcı olumuşsa, özellikle kendi Güneş’leri ile iletişimi kuramamış ebevynler tarafından çocuğun özbenliği sistematik olarak yıpratılırsa ve çocuğu aile sorumluluklarının kendi olmasından önce geldiğine inandırırlarsa, yaşadığı toplum ve kültür kendine has bir birey olmasını desteklemiyorsa kişinin Güneşi parıldayamaz.

Güneş’in açılarına bakarak haritada dengenin sağlanıp sağlanamadığını anlarız. Özellikle, Ateş elementi eksik bir harita bize kişinin Güneş’inin getirdiği ilhama güvenmeğini gösterir. Kişi kendini yaratıcı olarak görmeyebilir ve diğerlerinin yaratıcılığının takipcisi olur. Bu hal aşırı güvenlik ihtiyacı ve diğerlerine bağımlılık gibi harita konfigurasyonları ile desteklenebilir. Böyle bir harita dengesine sahip çocuk eğer çevreye olan sorumluluğu öne çıkaran bir aileye sahipse hemen bakıcı rolünü üstlenebilir. Ailesi tarafından sevilmeyeceği düşüncesi ile gerçek kişiliğini ifade etmekten korkabilir.

Güneş’e zor açılar bir iç çatışmanın göstergesidir ve buna neden olarak baba ile sorunları da gösterebiliriz. Satürn gerilemesi ile anlatılmaya çalışılan düzen kurucu, kural koyucu, hedef belirleyici baba özelliklerinden mahrumiyet, Güneş’in zor konumu ile kahraman olarak görülen babanın çocuğa beklediklerini vermemesidir.

Güneş’e Uranüs, Plüton, Neptün’den gelen sert açılar ise kişini kollektif ile yani dış dünya ya açık olamama veya uyum problemine işaret edebilir ve kişinin birey olarak parlama ihtiyacından bahseder. Böyle bir konuma sahip kişilerin kendi kimliğini yaşarken, topluma hizmet verecek bir aracı bulmasını gerektirir. Herşeyin temeli dengedir ve hiçbir şeyin aşırısına kaçılmamalıdır.

Güneş’in hangi evde olduğu da kişilik ve toplum arasında ki bir çatışmaya gösterge olabilir. Güneş eğer 8., 11. veya 12. evlerde ise kollektif bilince çok açık olmayı gösterir ve kişisel vizyon ifade edilirken ve topluma bir şekilde katkıda bulunmasının gerekliliğini bize anlatır. Güneş 4. veya 10. evde ise ebevylerden biri ile kuvvetli bağ sonucu kendi ışığını kendine değil, o ebevynin yaşanmamış hayatına yöneltme tehlikesinden bahseder.

Açıları ne kadar zor olursa olsun eğer istersek Güneş’imizi ifade edebiliriz fakat zor açılar bizim bunun için çok calışmamız gerektiğine işaret eder. Öteyandan haritamızda Güneş’in konumun iyi olması hayatta problem yaşamayacağız demek değildir. Örneğin sadece Güneş’i ifade etmek Ay’ımız (duygusal dünyamız) ile kontağı kopartabilir bu da başka türlü sıkıntılar getirir.

Ancak Güneş ışığının kaybı, hayatın anlamının kaybolmasıdır ve Ay’ın verdiği hiçbir duygusal tatmin bunun yerini tutamaz. Yaşamak için bir sebep göremiyorsak, o zaman başkaları üzerinden yaşamaya başlarız ki onlar da bizi bir şekilde hayal kırıklığına uğratırsa daha büyük bir yıkım ile karşılaşırız.

Kendimizi bir birey olarak geliştirmeye başdığımızda, diğerlerinin, özellikle partnerimiz veya çocuklarımız üzerinden (için, uğruna) yaşamayı bıraktığımızda, onlardan tepki görürüz. Halbuki önceden onlar için yaşarken bunu kontrol etme olarak algılıyorlardı degil mi?

Bireyleşmemize etrafımız direnecekdir

Güneş, içimizdeki bize ait ve yalnız olan bir şeyin imajıdır ve sadece onu diğerlerinin bağından ayırdığımız zaman parlamaya başlar. Güneşimizin ışığının keyfini çıkarmak bir derece de yalnızlık ile gelse de (tabi bu etrafımızda insanlar olmaması demek değildir) bilmemiz gereken bunu yaşamamız gerektiğidir çünkü eğer egomuz tam olarak gelişmezse bilinçaltımıza tamamen çökebiliriz. Aile veya toplum ile bir çatışma kaçınılmazdır fakat bu ışığı yakalamadan veya egomuzu sağlamlaştırmadan yaşadığımız aşk veya sevgi sadece bir bağımlılıktır. Diğer insanı ayrı bir şahıs olarak saygı duyup, kendimizden ayıramazsak gerçek anlamda bir sevgiyi yaşayamayız.

İçimizdeki güneşin parlamaması bize mutsuzluk verirken yalnızlık korkusu, kıskançlık korkusu, diğerleri tarafından beğenilmeme, tasdik edilmeme korkusu ile, Güneş’in üstünü örtebiliriz. Eğer kendimizden emin değilsek, diğerlerinin tasdiki o kadar önemli olur ki Güneş’imizi ifade etmeği akıl bile edemeyiz. Kendimize ait, sıradışı, özel bir şey ortaya çıkartırsak diğerlerinin bize kızacağını, kabul etmeyeceğini düşünürken hep sıradan olanı seçebiliriz. Giderek ifade edilememişlik içimizi yer bitirir ve sonra değişik olana veya kendini sıradan şekilde ifade etmeyene bizde saldırırız. Buna örnek olarak sanatçıların, aktörlerin veya aktristlerin önce hayran olunup, yüceltilip daha sonra aynı kişilerce küçültülmesi gösterebiliriz. Güneş ışığınının diğerlerince tehtid unsuru olarak görülüp, saldırılmasının tarihte bir çok örneği vardır.

Sonuç olarak Astrolojik Güneş’ten yani kişinin yaratıcılığından bahsederken gerçekten diğerlerinden farklı olan, kendi kaderine ve hayata katkısı olan, kişinin özünden bahsederiz. Güneş’in temsil ettiklerini yaşamanın bize ne katacağı, ne kaybettireceği ve neden onları yaşamamayı seçtiğimizi iyi düşünmeliyiz çünkü düşünmemenin bedeli ağırdır.


Pelin Hattatoğlu




Kullanıcı avatarı
dark
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1575
Yaş: 40
Kayıt: Prş 12 May, 23:46
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen dark » Pzt 01 Eki, 20:55

çok güzel bilgiler şekerpare tşkler
Ey Hamza
Gördüğün Hiçbirşeyden Korkmazsın bu Doğru
Ama Heybetini Gizli Tut Zira
Yürüyüşün Ölümü Korkutuyor.

Kullanıcı avatarı
Şekerpare
*Yılan*
*Yılan*
Mesajlar: 127
Kayıt: Cum 07 Eyl, 15:24
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen Şekerpare » Pzt 01 Eki, 21:07

Ricaederim.

Kullanıcı avatarı
gece_akrebi
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Mesajlar: 5308
Yaş: 43
Kayıt: Pzt 17 Eki, 13:37
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen gece_akrebi » Sal 02 Eki, 01:47

güneş hayattır. güzel bir yazı, teşekkürler.
bir yanımız ölüm bir yanımız düğün...

Kullanıcı avatarı
dartanyan
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2948
Yaş: 47
Kayıt: Cum 14 Nis, 18:44
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen dartanyan » Sal 02 Eki, 12:15

güzel bir paylaşım teşekkürler ..
"İMKANSIZ,BU DÜNYAYI DEĞİŞTİREBİLECEK GÜCÜ İÇLERİNDE KEŞFETMEK YERİNE KENDİLERİNE SUNULAN DÜNYADA YAŞAMAYI DAHA KOLAY BULAN,KÜÇÜK İNSANLARIN ORTAYA ATTIĞI BÜYÜK BİR KELİMEDİR.İMKANSIZ BİR GERÇEKLİK DEĞİL,BİR GÖRÜŞTÜR.İMKANSIZ BİR İDDİA DEĞİL,MEYDAN OKUMADIR.İMKANSIZ POTANSİYELDİR.GEÇİCİDİR.İMKANSIZ YOKTUR."


Cevapla

“Astroloji” sayfasına dön