ÜLKELER

polonya

Kategoriler Dışındaki Genel Konularla İlgili Araştırma Yazıları.
Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

ÜLKELER

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 14:46

Bugün koyuakrep Polonya dedi..ve ben Polonya'yı azıcık araştırdım nette..vaktim olsa daha fazla ve daha ilginç bilgiler toplardım..

işte kısa net seyahatimden POLONYA..



Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim


"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..


Kullanıcı avatarı
adamas
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1276
Yaş: 46
Kayıt: Pzr 06 Kas, 21:38
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen adamas » Pzt 26 May, 15:14

ziyaretin bayağı kısa imiş anlaılan...
Force Be With You

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 15:22

adamas yazdı:ziyaretin bayağı kısa imiş anlaılan...
of adamas of..

evet kısaydı ama birkaç yazı göndereceğim..ve az önce gönderdiğim yazı gitmemiş..yada bir resim arıyordum..onu ararken göndermeyi unutmuşum sanırım..
En son lotus2 tarafından Sal 27 May, 14:59 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 15:27

Resim

Resim

Resim

YAHYA KEMAL'İN BÜYÜK ELÇİLİK YAPTIĞI ÜLKE: POLONYA

Ünlü şairimiz Yahya Kemal ’in 1929-1930 yıllarında büyükelçilik yaptığı Polonya , katedralleri, alışveriş merkezleri ve mimarisiyle klasik bir Avrupa ülkesi. Hep birlikte sokaklarında dolaşmaya çıkalım. Buyrun!..


1795 yılında Avrupa haritasından silinmiş bir ülke Polonya . Almanya , Rusya ve Avusturya ’nın aralarında paylaştığı ülke, yaklaşık 123 yıl boyunca dünya haritasında yer alamamış. Ülke 1. Dünya Savaşı ’ndan sonra 1918’de tekrar kuruluyor. Osmanlı , Lehlerin tarihten silindiği o yıllarda hep Lehistan ’ı desteklemiş ve Avrupa ülkelerinin tersine Lehistan ’ın parçalanmasını tanımamış. Dünyada Polonya ’nın parçalanışını kabul etmeyen tek devlet Osmanlı olmuş. Bu yüzden Polonya Devleti ve milleti, Osmanlı Devleti ’nin bu jestini hâlâ unutmuyor. 1929-1930 yılları arasında şairimiz Yahya Kemal , büyükelçilik yapmış burada. Polonya , dünyaca ünlü bilim adamı Kopernik ve milli şairleri Adam Miskiyevic ile tanınıyor.


Komşuları; Litvanya , Beyaz Rusya , Ukrayna , Çek Cumhuriyeti , Slovakya , Rusya ve Almanya . Baltık Denizi ’ne kıyısı olan ülkenin çoğunluğu Lehlerden oluşuyor. Azınlık nüfus yok denecek kadar az. Yurtdışında çalışan çok sayıda Polonyalı mevcut. Bunların yüzde 65’i Amerika Birleşik Devletleri ’nde.


Bir kış günü geliyoruz Polonya ’ya. Buraların kışı da pek başka yerlerinkine benzemiyor. Dondurucu bir soğuk kanınıza işleyiveriyor birkaç dakika içinde. Varşova ’nın adını Demirperde ülkeleri zamanında sıkça duyuyorduk. Varşova Paktı olarak geçiyordu. Şimdi Avrupa Birliği başkentlerinden birisi, nüfusu 3 milyon.


Varşova ’yı kuşbakışı seyredebileceğiniz yer Polonya ’nın en yüksek binası olan şehir merkezindeki Kültür Sarayı . 231 metre yüksekliğindeki Kule ve Saray, Stalin ’in hediyesi. 3.200’den fazla odaya sahip olan Kültür Sarayı , eskiden Stalin Sarayı olarak bilinirmiş. 1952-1955 yılları arasında yapılan bina, halka açık. Her isteyen buraya çıkıp Varşova ’yı kuşbakışı seyredebiliyor.


Varşova , şehir merkezindeki katedralleri, alışveriş merkezleri ile klasik bir Avrupa şehri havası sunar size. Varşova ’da çarşıda şöyle bir gezindikten sonra Polonya ’ya 500 yıl başkentlik etmiş Krakov şehrine gidiyoruz. Şehre ilk girdiğinizde gördüğünüz şehrin tarihî dokusu şaşırtır sizi. 2. Dünya Savaşı sırasında Alman bombardımanından korunabildiği için tarihî yapısı aynen muhafaza edilebilmiş. Bu yüzdendir ki; kim gerçek Polonya ’yı görmek istiyorsa Krakov ’a uğramalı deniyor. Bu şehir aynı zamanda Papa İkinci Jean Paul ’un papa olmadan önce piskopos olduğu şehir. 1978 yılında Krakov piskoposu Kardinal Karol Voytila, 2. Jean Paul olarak papa seçilmiş. Yani Polonyalılar onu bu şehirden uğurlamışlar papalığa.


Krakov merkezde sizi Mariyatski Kilisesi karşılar. Hemen yanı başındaki Suriyenitse kapalı çarşısı mutlak uğranılacak yerler arasındadır. Eğer buraya aralık ayında gelmişseniz meydanda kurulmuş açık hava pazarları renkli bir görüntü sunar size. Meydandaki saat kulesi de Avrupa şehri resmini tamamlayan karelerdendir.


Mariyatski yani Meryem Ana katedralinin kulelerinden birisinde her saat başı borazan çalınıyor. Ve adına da Ti Borusu diyorlar. Sesin birden kesilmesi ise düşmanın geldiğini haber veren borazancının okla vurulduğu anı simgeliyormuş. Yıllardır bu gelenek, vurulan kişinin anısına sürdürülüp gidiyormuş.


Kebap ve döner de var!


Mariyatski Kilisesi ’nin duvarlarında bir Papa 2. Jean Paul ’un, bir de 3. Yan Sobiyevski’nin resimleri var. Kralları 3. Yan Sobiyevski, Osmanlı ’nın Viyana ’dan çekilmesinde etkili olmuş Haçlı ordularının komutanı imiş. Krakov sokaklarında dolaşırken birden karşınıza simitçi fırınları çıkabilir. Bizdeki simitlerin şeklen aynısı, Polonya ’nın bir tek Krakov şehrinde karşılar sizi. Her ne kadar tadı bizim simitlere benzemese de görüntüsüyle sizi sevindirir. Memleketinizden bir esintiyle caddeleri, sokakları daha bir içten dolaşmaya başlarsınız. 1 simit Polonya para birimiyle 1 zvoti 100 kuruş. Bizdeki kuruş gibi burada da kuruş deniyor. 1 zvoti yaklaşık olarak 25 cent Euro yapıyor.


Çarşıda dolaşırken karşınıza çıkan kebapçıları görüp de buralarda Türk lokantası varmış diye sevinmeyin. Buraları işletenler Polonyalılar . Polonya kebapları hamburger ile yarışıyormuş. Kebap kelimesi aynı şekilde yazılıyor bu ülkede de. Ancak kebap bizim bildiğimiz kebaplardan değil. Polonyalıların kebap dedikleri aslında bizdeki döner. Döner burada 6 zivoti yani 1,5 Euro .


Krakov sokaklarında dolaşırken tanıdık bir mimari hemen dikkatinizi çeker. Başka bir Polonya şehrinde örneği olmayan ilginç bir ev ‘minareli ev’. Osmanlı -İslam kültüründen oldukça etkilenen ve geçmişte Katolik olan bir Polonyalının Krakov ’a kazandırdığı önemli İslam motiflerinden biri. İslam dinini kabul eden ve Osmanlı ordusu içinde vazife yapan Teodor Rayski isimli bir Polonyalı yaptırmış bu evi.


Polonya ’da turizme açılmış tam 900 yıllık bir tuz madenini görme şansı da elde edebilirsiniz. Turizme açılan bu madene giriş kişi başı 13 Euro . Madenin en derin noktası 327 metre. 9 yıl önce ekonomik kaygılardan dolayı madende üretim durdurulmuş. Turistler, madenin gezilen bölümlerini ancak 2 saatte dolaşabiliyorlar. Sağlık merkezleri madenin 3. ve 5. katlarında. Madende toplam 9 kat bulunuyor. Sağlık merkezlerine turistler alınmıyor, sadece hastalar girebiliyor. Madenin içinde yaklaşık 3.000 tane oda bulunuyor. İçeride geçişleri sağlamak amacıyla dev tüneller yapılmış. 300 km’lik bir tünel bile bulunuyor. Tuz madeninin içinde ayrıca dünyanın en derinde olan kilisesi de bulunuyor. Yaklaşık 40 tane kilisenin bulunduğunu söylüyorlar. 94 ülkeden yılda 1 milyon kişi bu tuz madenini ziyaret ediyormuş. Yaz kış sıcaklık 14 derece bu madende. 2 tane sağlık merkezi var. Özellikle astım hastaları için ve diğer hastalıklar için.


Avrupa Birliği ’ne üye ülke Polonya ’da sadece kız ya da sadece erkek öğrencilerin gittiği çok sayıda Katolik okulları var. Öğretmenleri arasında da hiç de azımsanmayacak kadar rahip ve rahibeler mevcut. Buradan yetişen öğrencilere üniversitelere girişte herhangi bir engel de yok. Derse başlarken dua ile başlıyorlar.


Rahipler derse giriyor


Polonya Devleti ve halkı, sayıları yüzlerce olan Katolik liselerinden hiç rahatsız olmadıkları gibi bu özel okullara destek veriyorlar. Ayrıca rahip ve rahibelerin derslere girmesi, öğretmenlik yapması Avrupa Birliği üyesi Polonya ’da hiç sorun değil. Sözlü ve yazılı basında böyle bir eğitim tarzından rahatsız olunduğuna dair hiçbir haber de yer almıyor. Polonya nüfusunun neredeyse tamamı Katolik . Polonya ’da devlet-kilise ilişkisini 1989 yılı yasaları düzenliyor. Söz konusu yasalar, inanç özgürlüğünü garanti altına alırken, Roma Katolik Kilisesi ’nin radyo ve TV programları yapmasına ayrıca okul, hastane ve tarihî değeri olan binaları işletmesine izin vermektedir. Lublin Katolik Üniversitesi ve Varşova İlahiyat Akademisi dışında birçok üniversite ve eğitim kurumunda ilahiyat bölümleri var. Varşova başpiskoposu aynı zamanda Polonya başpiskoposu.


Avrupa ’da bir yolculuk yapmak istediğinizde rahatlıkla gezip dolaşıp zevkle ayrılabileceğiniz bir ülke Polonya . Klasik Avrupa şehirlerini andıran yapısı içinde güler yüzlü insanlarıyla dikkat çeken bir ülke. Polonya ’ya bir kış gününde gelmektense bir bahar günü gelmeyi tercih ederseniz de sizin yararınıza. Aksi halde buraların soğuğuna alışmanız veya hasta olup ülkenize geri dönmeniz işten bile değil.
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 15:30

Plonya'dan manzaralar

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim
En son lotus2 tarafından Pzt 26 May, 15:57 tarihinde düzenlendi, toplamda 4 kere düzenlendi.
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..


Kullanıcı avatarı
akrep_S_26
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1468
Yaş: 37
Kayıt: Pzt 28 Nis, 01:39
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen akrep_S_26 » Pzt 26 May, 15:31

evleri,binaları,yapıları bu şekilde olan yerler hep ilgimi çekmiştir..yaşamak isterdim açıkçası..teşekkürler lotus içim açıldı..

Kullanıcı avatarı
adamas
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1276
Yaş: 46
Kayıt: Pzr 06 Kas, 21:38
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen adamas » Pzt 26 May, 15:58

:D hemen kızma yaaaaaaaa
ben sana gazı vermesem bir kaç gün o şekilde kalırdı fena mı oldu

sayfa renklendi işte ellerine sağlık
Force Be With You

Kullanıcı avatarı
intuition
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 3551
Yaş: 43
Kayıt: Çrş 05 Eyl, 20:36
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen intuition » Pzt 26 May, 16:00

:x :x

polonya güzelmiş lotusum :idea: :idea:

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 16:00

POLONYA'NIN NELERİ MEŞHUR?

KISACA:POLONYA
Polka Dansı, Varşova’daki Bilim ve Kültür Sarayı,Varşova ve Krakov Şehirleri,Solidarnosc Sendikası,Lech Walesa,Auschwitz (Oswiecim) Nazi Toplama Kampı

NOT:ve YUKARIDAKİ ŞEHİR VE İNSAN GÖRÜNTÜLERİ VARŞOVA'YA AİTTİ..
En son lotus2 tarafından Pzt 26 May, 16:06 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

Kullanıcı avatarı
adamas
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1276
Yaş: 46
Kayıt: Pzr 06 Kas, 21:38
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen adamas » Pzt 26 May, 16:03

auschwitz i biraz arştır bence tarihin en büyük insanlık dramı yatar orda ............
Force Be With You

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 16:07

adamas yazdı::D hemen kızma yaaaaaaaa
ben sana gazı vermesem bir kaç gün o şekilde kalırdı fena mı oldu

sayfa renklendi işte ellerine sağlık
Yok adamas..birkaç gün öyle kalmıyacaktı..bak hala araştırıyorum..
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

emekli
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen emekli » Pzt 26 May, 16:10

lotus içimden geldi,seni çok seviyorum,
nasıl gülümsedim nasıl,hemde içten...
çok güzel bir çalışma olmuş elelrine sağlık,
herkes bir ülkeyi kendine göre tanıtabilir
ama senin pencerenden araştırmalarından
okumak bilgilenmek daha keyifli ve güzel...

not:adamas lotus cevabını vermiş ne dersin:))))
ya siz çok yaşayın emi:)

lotus:işte polonya kısa seyahatim
adamas:evet baya kısa sürmüş:)))))

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 16:15

Resim

Auschwitz Toplama Kampı'nın kurtarılışının 60. yıldönümü

Auschwitz'in Sovyet Ordusu tarafından 60 yıl önce kurtarılması ve burada katledilenler için geniş katılımlı anma törenleri yapılıyor. Bu kampta 'ölüm makinesi çarklarının bir dişlisi'' olarak görev yapan eski bir SS subayı, Alman gazetesi Bild'in sütunlarında özür diledi.

Utançla yaşıyor

21 yaşından itibaren Auschwitz'de 'görev yapan'' Oskar Gröning, 'On yıllardır utanç içindeyim, bugün hala aynı utancı yüreğimde taşıyorum. Yaptıklarım için değil. Çünkü ben kimseyi öldürmedim, ama cinayetlere yardım ettim. Milyonlarca masumu katleden ölüm makinesinin çarklarının dişlisiydim'' dedi.

Kampa gelişlerinde Yahudilere ait gümüş, mücevher gibi değerli eşyaların toplanması ve bunların Nazi rejimini zenginleştimek için Berlin'e gönderilmesinden sorumlu olan Gröning, Auschwitz'e bir daha adım atmamış. Bugün 83 yaşında olan eski SS şunları anlatıyor:

'Ocak 1943'te bir gece esirleri nasıl gazla öldürdüklerini ilk kez gördüm. Auschwitz-Birkenau kampı yakınlarında elden geçirilmiş bir çiflikte kaçanları bulmak için dolaşırken insanların çırılçıplak binanın içine nasıl sokulduğunu gördük. Yüzlerce insan vardı. Kapılar kapandıktan sonra gaz odalarında panikten attıkları çığlıkları duyuyordum. Sonra gaz maskeli bir görevli duvardaki küçük delikten Ziklon B gazını içeriye boşalttı. İşte o anda içerideki çığlık, çınlayan korkutucu bir koro oluşturdu. Bu ses hala kulaklarımda. Bir süre sonra, sessizlik hakim oldu. Ürkünç bir sessizlik...''

İlk kez kamuoyuna açıklamalarda bulunduğunu belirten eski SS, gençlere de nasihat verdi: 'Gençlerin gerçekten ne olup bittiğini asla unutmaması gerek. Hatam yakamı hiç bırakmadı. Özür dilemekten başka yapacak birşeyim yok.''

Kudüs'te güvende yaşıyor

15 yaşındayken Auschwitz toplama kampına gönderilen ve soykırımdan sağ kurtulan Yunan Yahudisi Jack Handeli, Kudüs'teki evinde hala olanları sorguluyor. Uzmanlara göre, soykırıma maruz kalan bir kesim zamanın bu izleri sileceğini düşünerek, yaşadıklarını etrafındakilerle paylaşmayı tercih ediyor. Handeli geceleri hala kabuslarla uyanıyor

not:Bu acıyı hiç kimse unutamaz

Naziler, savaşta yaklaşık 6.7 milyon Yahudi'yi katletti. Polonya'da 1940'da kurulan Auschwitz kampında bir milyondan fazla Yahudi öldürüldü. Kamp, 27 Ocak 1945'te Sovyet Ordusu'nca ele geçirildi ve kamptaki insanlar özgürlüklerine kavuştu. Naziler, Polonya'da, 7 ölüm kampının yanısıra binlerce çalışma kampı ve ölüm merkezi kurdu. Kamplarda Yahudilerin yanısıra rejim muhalifleri, Çingeneler ve eşcinseller de katledildi. (ALINTI)
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 16:23

Resim
Resim

Komşumuzun kızı Olenka

Nisan ayı tam bir doğumgünleri ayıydı. Kutlamalar, hediyeler, doğumgünü kartları derken geçti işte. Bundan sonra neredeyse her aya sadece bir doğumgünü düşüyor ki, iyi bazı açılardan.

Son doğumgünü kutlaması, komşumuz olan David(Dave)-Alexandra çiftinin iki yaşındaki şeker mi şeker kızları Olenka'ya aitti. Doğumgünü tam da Paskalya tatiline denk geldiği için, birkaç hafta rötarla, geçen pazartesi akşamı biraraya geldik ve oldukça hoş bir akşam geçirdik. Olenka, her zamanki mutlu çocuk haliyle bizleri güldürdü, dans etti, elbisesinin eteklerinin açılışına bakarak döndü durdu ortalıkta.

Alexandra aslen Polonya'lı, David ile ikisi full time çalıştıkları için de Olenka'ya Alexandra'nın annesi bakıyor. Alexandra'nın annesi İngilizce konuşamadığı için Olenka'yla bütün iletişimi Polonya dilinde, evde babası ve komşular Olenka'yla İngilizce konuşuyor, sonuçta Olenka Kendisine Polonya dilinde söylenen herşeyi anlıyor, ama yeni yeni konuşmaya başladı ve ilk kelimeleri İngilizce oldu. Merakla onun dil gelişimini izliyoruz, konuşmalarını takip ediyoruz. İlginç bir tecrübe.

Bu arada Polonya kültürünün, bazı yönleriyle Türkiye kültürüne ne kadar benzediğine de tanık oluyorum. Son derece misapirsever ve paylaşımcılar. Yemek zamanı olmamasına rağmen mutfakta o anda pişirilen birşeyler varsa (Kek veya özgün bir Polonya yemeği gibi..) mutlaka tatmanız isteniyor. Yemek zamanıysa hemen masaya bir tabak daha konulup, oturup yemeniz için acaip ısrar ediliyor. Güzel, insanın içini ısıtan şeyler. O akşam bir ara söz döndü dolaştı yemeklere geldi, sonra sosisten, derken sucuktan bahsettik. Ben bir ara Türk sucuğuna en yakın şeyin marketlerde satılan İtalyan pepperoni olduğunu ama sucuğun yerini tutmadığını söylediğimi hatırlıyorum. Ertesi gün işyerime Alexandra'nın annesi geldi ve bana alüminyum folyoya sarılmış birşey verip 'plis, plis'(lütfen) diyerek almamı istedi. Neyse, aldım paketi ve o gittikten sonra açtım ki, Polonya salamı.

İşte böyle... İnsanın çevresinde güzel insanların olması, hayatı biraz çekilir kılıyor.

Der, Fatma Saat 20:30(ALINTI)
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..

Kullanıcı avatarı
lotus2
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2702
Yaş: 48
Kayıt: Pzr 11 Şub, 07:13
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen lotus2 » Pzt 26 May, 16:26

Resim
Resim

RÜZGARIN YARAMAZLIĞI (Polonya Masalı)

Söğütlü köyde herkes rüzgardan şikayetçiydi.
Yaşlı dede, ekmek pişirdiği fırında ateşi söndürdüğü için kızıyordu rüzgara.
Yaşlı nine, sokağa çıkmasına izin vermediği için içerliyordu. Ayakkabıcı ustası, dükkanının pencere pervazları arasındaki deliklerden içeri girip soğuttuğu için sinir oluyordu.
Topal bahçıvan, bahçedeki çiçekleri kırdığı için öfkeleniyordu.
Köyde sadece küçük çocuk seviyordu rüzgarı:
"Anneciğim, gel bak rüzgar ne tatlı esiyor."
"O tatlı değil yavrucuğum. Hınzırın tekidir rüzgar. Onun insafsızlığından bu yıl hiç ürün vermeyecek bitkiler. Çünkü bitki tozlarını çok uzağa götürüyor. Belki ekmeğimiz bile olmaz bu yıl."

Ekmek lafı küçük çocuğa rüzgarı unutturmaya yetmişti bile:
"Anneciğim bana yağlı ekmek verir misin?"
Rüzgar ise kimsenin kendisini sevmediği bu köyü terk etti. "Gerçekten de beni sevmemekte haklılar." diye düşündü.
"Islık çalar gibi eserim, fırtına olur kükrerim.
Benden korkuyorlar, bu doğru. Ama başka nasıl davranılır bilemiyorum. Ne yapabilirim?"
Rüzgar, horozun yanına gitti. Ondan kendisine şarkı söylemeyi öğretmesini istedi. Ama horoz sadece ötmesini biliyordu. Kurbağaya gitti; o da yardım edemedi. Çaresiz kırlarda dolaşırken karşısına bir korkuluk çıktı. Ama bu korkuluk ekinlerin ortasına yerleştirilip, kuşları kaçırması gereken diğer korkuluklar-dan farklıydı.
Güzel bir genç kız gibi giydirilmişti bu korkuluk. Başında zarif bir şapka, ayaklarında ipek eteklik vardı.
Rüzgar bu güzel kıza yaklaşmaktan korktu: Önce hanımeline gitti, ondan güzel kokular aldı. Sonra kıza yaklaştı. Ama o kadar tedirgindi ki acemilikle gerektiğinden fazla esti.
Kızın şapkası uçtu, etekleri havalandı.
Rüzgar çok utandı. Korkup kızla konuşamadan oradan uzaklaştı.
Ağlamaklı oldu, köye dönmeye karar verdi.
Yolda buğday tarlasında küçük çocuğu gördü.
Annesi tarlada çalışıyor, ekin topluyordu. Küçük çocuk için ağaca bir salıncak kurmuştu.
Çocuk salıncakta uyuyordu.
Rüzgar kendisini seven tek insan olan küçük çocuğu görünce çok sevindi. Onu da sevindirmek istedi. Usul usul esmeye başladı.

O kadar tatlı ve uysal esiyordu ki, bütün ekinler başlarını diktiler. Başaklar açıldı. Artık küçük çocuğun annesi daha rahat çalışabilirdi.
Küçük çocuk ise bunlardan habersiz tatlı tatlı uyuyordu. Rüyasında rüzgarla oynuyordu.
"ALEM HEPİMİZE YETER, BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM: "İLLAKİ İNSAN OLMAK"..


Cevapla

“Araştırma Genel Konular” sayfasına dön