Preveze Zaferi Fetihnamesi

Kategoriler Dışındaki Genel Konularla İlgili Araştırma Yazıları.
Kullanıcı avatarı
dark
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1575
Yaş: 40
Kayıt: Prş 12 May, 23:46
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Preveze Zaferi Fetihnamesi

Okunmamış mesaj gönderen dark » Sal 04 Eyl, 15:39

Preveze Savaşı'na bizzat şahit olan Seyyid Murad manzum fetihnamesinde muhteşem zaferi şöyle anlatmaktadır:

Mel'un Andre Dorya donanmasıyla hemen hareket ederek, Preveze'ye gelmişti. Bu donanmada elli iki parça kendisinin, otuz kadırga da Papa'nın idi. Mel'un Venedik devleti de seksen kadar kadırga ile bu savaşa katılmıştı. Ayrıca dinsiz ve namussuz İspanya'nın ise seksen parça gemi ile geldiği apaçık belli idi. Yine Venedik on tane kalyon hazırlayarak hemen onları da Preveze'ye göndermişti. Hayreddin Paşa hemen sevinçli bir halde, gece yarısı abdest aldı. İki rekat namaz kılarak harekete hazırlandı. Bundan sonra neler olduğuna şimdi bir bakıverin:
Perşembe günü Allah'a tevekkül eyleyerek harekete geçti. Sabahın erken vaktinde nöbetçiler denizin her tarafını gözlüyorlardı. Baktıkları tarafta bir nişan bulamadılar. Şimdi bundan sonra görülen ve sezilenleri bir dinleyin: Aşağı taraflara bir göz atınca, aniden birçok gemi direkleri gördüler.Bu arada birisi çıkar, o anda Hayreddin Paşa'nın yaptıklarını dinleyin. Cuma günü Paşa düşmana yaklaştı. Şimdi dinleyeceğiniz hikaye hakikaten çok garip bir hikayedir. O genç aslan düşmanı görünce, şahinin avına baktığı gibi, onu hemen avlamak istedi.
Hayreddin Paşa bütün kainatın ve mahlukatın rızkını veren Cenab-ı Hakka tevekkül eyledi. Kötü işli düşmanın üzerine doğru kadırgaları harekete geçirdi. İki tarafın donanması bir araya, karşı karşıya gelerek harbe hazır bir vaziyete girdi.Fakat o esnada esen rüzgar Hayreddin Paşa'nın, Osmanlı donanmasının aleyhine idi. Bu durumu gören İslam askeri çok üzüldü ve korkmaya başladı. O zaman vakar sahibi Kaptan Paşa Cenab-ı Hakka "Yarab bu rüzgar kesilseydi" diye yalvarmaya başladı. Eğer bu rüzgar kesilirse İslam askeri zaferi kazanır. "Ya Rab bu aksi rüzgarı defet, kudretini göster."O anda hemen rüzgar kesildi. Bundan sonra neler olduğunu şimdi dinleyin: Hayreddin Paşa ileri doğru harekete geçerek bundan sonra cenge hazırlandı. İki asker birbirini görünce, yer yer çarpışma başladı.Düşman İslam askerine hayli toplar attı. İslam askerinin mukabelesinden düşman kadınlar gibi korkuyordu. Paşa gemisini görünce, her tarafına toplarla nişan almaya başladılar.Toplardan atılan güllelerden beşi paşa gemisinin içine isabet etmişti. Bu toplar iki levendi şehid etti, biri de geminin direğini deldi. O anda iyi talihli emir, tacı, tahtı ve namı gözlemedi.Din yoluna canı gönülden bel bağlayarak, bağrını dağlayıp, düşman üzerine yürüdü. Askerlerini düşman askerleri üzerine saldı. Yer yer beyler ve ağalar da düşman üzerine yürüdü. Durmadan top tüfek atıyorlardı. Top sedasını dünyaya ahenk ettiler.Topların ses ve sedasından felekler inliyor, yer ve gök sarsılıyor, dünya ise gümlüyordu.Bu cengin heybetinden cihan ateşle doldu. Yer ve gök ateşe yanmış gibi oldu.Yerde toplar öyle sesler çıkardı ki; meleklerin bile içine bir velvele düştü.Savaşın şiddeti etrafı ateşle doldurmuştu. Bu durumu gören melekler inliyordu.Sultandan yardım isteyerek, Cenab-ı Hakkın dergahına yüzlerini çevirdiler."Ya Rab İslam'a zafer ver, bizlere latif askerlerini, meleklerini yardımcı gönder" diye dua ettiler.Din düşmanının üzerine yürüyerek, kadırgaları da düşmana doğru harekete geçirdi.Öyle süratle yürüdü ki; bu durumu gören düşman, Osmanlı akıncılarının heybetinden titreyip bu cürete hayran oldular.Bu sırada o Vakur Emir, kılıç ve ok hazırlıyordu. Heybetle düşmanın üstüne yürüdü. Yani o kötü ikirli askerlerin üzerine...Topunu tüfeğini ata ata gemileri ayırarak öte geçti.O talihsiz düşmanın neler yaptığını anlayınız.Gördüler ki; Barbaros her tarafa erişiyor, önüne kim gelirse girişiyordu. Hiç kimseye aman vermiyordu. Kükremiş bir ejdere dönmüştü.Hiçbirisinin takati ve dermanı kalmamıştı. Durmayarak köşe bucak kaçtılar.Güçleri yettiği kadar kaçtılar. Kanatları var gibi uçtular.Pehlivanlar kaçırdıklarına bakmayarak, iki kadırgalarını hemen alıp, düşmanı hezimete uğrattılar. Kimi yaralı, kimi de yok oldu.Hazret-i Ademden beri denizde düşman bu kadar büyük hezimete uğramamıştı.

Nerden nereye dimi şimdi maskarası olduk milletin...




Barbaros Hayreddin Paşa

Denizci, Kaptanıderya (d. 1467 - ö. 4 Temmuz 1546), Osmanlı tarihinin ünlü denizcilerindendir. Akdeniz’de Osmanlı egemenliğini pekiştirmiş, Birleşik Avrupa donanmasını Preveze Deniz Savaşı'nda yenmiştir.

Barbaros Hayreddin Paşa’nın asıl adı Hızır’dı ('Hızır Reis'). Ona Hayreddin adını, hizmetinde bulunduğu Kanuni Sultan Süleyman verdi. Avrupalılar ise onu, sakalının kızıla çalması nedeniyle Barbarossa ya da Barbaros (kızıl sakal) olarak adlandırdılar. Barbarossa ismi ilk olarak kızıl sakalından dolayı ağabeyi Oruç Reis'e takılmıştır.

Hayreddin Paşa, Eceovalı (Gelibolu) bir sipahinin oğlu olarak 1470'li yıllarda Midilli (Lesbos) adasında doğdu. Genç yaşta kardeşleriyle birlikte deniz ticareti yaparken, Ege Denizi'nde Rodos Şövalyelerine tutsak düştü. Serbest kaldıktan sonra, yaşadığı olayın etkisiyle tüccar yerine korsan olmaya karar verdi. Akdeniz kıyılarına akınlar düzenledi ve ganimetler elde etti. Cebre Adası’nı üs olarak kullanan Hızır Reis ve ağabeyi Oruç Reis’in ünü bütün Akdeniz’e yayıldı. İki kardeş Tunus Sultanı Muhammed ile anlaşarak Tunus’taki Halkü’l-Vadi (La Gaulette) limanını kullanmaya başladı. Hızır ve Oruç, ele geçirdiği ganimetin beşte birini Tunus sultanına veriyor, kalan malları Tunus pazarında satıyorlardı.


Barbaros'un İstanbul'un Beşiktaş semtindeki heykeliHızır ve Oruç 1512'de ele geçirdikleri yüklü bir gemiyi armağan olarak Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'e gönderdiler. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim de onlara verdiği desteğin bir ifadesi olarak armağanlar yolladı. Oruç ve Hızır, ağabeyleri İshak'ın da kendilerine katılmasından sonra korsanlıkla yetinmeyip Kuzey Afrika'da toprak edinmeye başladılar. 1516-1517'de İspanyollara karşı savaştılar ve Tenes, Tlemsen ve Oran kentlerini ele geçirerek Cezayir'i denetimlerine aldılar. Oruç Reis Cezayir hükümdarı ilan edildi. İspanyollar ertesi yıl Cezayir’i geri almak için Araplarla birleşerek saldırıya geçtiler. Bu savaşta İshak ve Oruç öldürüldü. Güç durumda kalan Hızır Reis, Yavuz Sultan Selim’den yardım istedi. Yavuz Sultan Selim, Hızır Reis’i Cezayir beylerbeyliğine atayarak koruması altına aldı. Hızır Reis, Birleşik Avrupa kuvvetleri karşısında kara savaşlarında yenilerek Cezayir’i kaybetti. Ama deniz gücünü koruyarak Şerşel Adaları’na çekildi.

Barbaros 1520-1525 arasında Avrupa’nın Akdeniz kıyılarını vurarak büyük ganimetler elde etti. 1530’da Cezayir'i yeniden ele geçirdi. Ertesi yıl Şerşel'e baskın düzenleyen Cenevizli Amiral Andrea Doria’yı yenilgiye uğrattı. Kanuni Sultan Süleyman’ın Alman seferi sırasında Andrea Doria’nın Mora kıyılarına saldırması Osmanlıları güç duruma düşürdü. Bunun üzerine Kanuni, Barbaros'u İstanbul'a çağırdı ve 1533’te "Hayreddin" adını verdiği Hızır Reis’i Osmanlı donanmasının başına (kaptan-ı derya) getirdi.

Barbaros Hayreddin Paşa 1534'te Akdeniz’e açıldı ve İtalya kıyılarını yağmalayıp Tunus'u ele geçirdi. Ancak Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanması karşısında Tunus'u bırakmak zorunda kaldı ve ertesi yıl İstanbul'a döndü. 1536'da daha güçlü bir donanmayla yeniden Akdeniz'e açılan Barbaros, İtalya kıyılarını vurdu ve Ege Denizi'ndeki Venedik adalarını Osmanlı topraklarına kattı. Osmanlıların Akdeniz’deki denetiminin artması üzerine, Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekiz gemilerinden oluşan bir Haçlı donanması kuruldu ve başına Andrea Doria getirildi. Osmanlı donanması ile Haçlı donanması 1538’de Preveze Körfezi önlerinde karşılaştı. Barbaros Hayreddin Paşa, tarihe Preveze Deniz Savaşı olarak geçen buradaki savaşta Haçlı donanmasını yenilgiye uğrattı. Bu zafer Osmanlı Devleti’nin Akdeniz'deki egemenliğini pekiştirdi.




Resim

Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 1543'te Fransa, Toulon limanında. Matrakçı Nasuh'un eseri.Kutsal Roma-Germen İmparatoru Şarlken, Preveze’nin öcünü almak için 1541'de Cezayir'e saldırdıysa da başarılı olamadı. Bu arada Fransa Kralı I. François, Şarlken'e karşı Osmanlılardan yardım isteyince, Kanuni gücünü göstermek için Barbaros’u Fransa’nın Akdeniz kıyılarına gönderdi. Barbaros, Toulon'da Fransız donanmasıyla birleşerek 1543'te Nice'i aldı. Ertesi yıl İstanbul’a dönen Barbaros Hayreddin Paşa, 4 Temmuz 1546’da burada öldü. Beşiktaş'taki türbesine gömüldü.

Barbaros Hayreddin Paşa’nın anısına 1941-1943’te İstanbul’un Beşiktaş semtinde dikilen Barbaros Anıtı, ünlü heykelciler Ali Hadi Bara ile Zühtü Müridoğlu tarafından yapılmıştır. Beşiktaş'taki Kadıköy seferlerini yapan iskeleye Beşiktaş Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi adı verilmiş ve bu iskele mimarlar Erkan İnce ve M.Hilmi şenalp tarafından Osmanlı Mimarisi tarzında yenilenmiştir.


Ey Hamza
Gördüğün Hiçbirşeyden Korkmazsın bu Doğru
Ama Heybetini Gizli Tut Zira
Yürüyüşün Ölümü Korkutuyor.


Cevapla

“Araştırma Genel Konular” sayfasına dön