HAFIZA VE HAFIZA SORUNLARI...

Kategoriler Dışındaki Genel Konularla İlgili Araştırma Yazıları.
Kullanıcı avatarı
onurxt
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 3446
Yaş: 41
Kayıt: Pzr 30 Eki, 23:42
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

HAFIZA VE HAFIZA SORUNLARI...

Okunmamış mesaj gönderen onurxt » Prş 26 Eki, 19:53

HAFIZA VE HAFIZA SORUNLARI

1. GENEL NİTELİKLERİYLE “HAFIZA”

1.1. Hafıza ve Tanımı:



Kısaca hafızayı tanımlamak gerekirse, hafıza bir insanın aklında
tutabileceği birçok şeyden daha fazlasını kapsayan, çok farklı ve karmaşık
bir süreçtir. Akılda tutulması gereken şeyi, hatırlama ve hafıza bankasında
depolanan bilgiye ulaşma birtakım stratejiler gerektirir.

Bazı kişilerin hafızaları diğerlerine göre daha iyi hatta mükemmel
diye tanımlanırken gerçek olan şu ki birçok insan hafızasını etkin ve
verimli kullanmayı sağlayacak stratejilerden yararlanmamaktadır. Verilen
işin gereklerini ya da istenileni anlama, stratejileri kullanmayı bilme, bu
stratejileri etkili bir biçimde kullanma ve depo edilmiş bilgileri ne
şekilde bulup çıkaracağını öğrenme becerisini edinme yukarıda bahsedilen
öğrenme, unutma durumları için çözüm teşkil edebilir.Eğitimde öğrenme
yetersizliği sorununu yaşayan öğrenciler içinse sorunun çözümünün temelinde
bu stratejileri öğrenme ve kullanabilecek düzeye gelmek için edinme yer
alır.

Bilgi bize çevremizden ulaşır. Bir çocukta algısal süreç bozukluğu varsa, bu
bilgi karışmış ve hatırlama fonksiyonunu etkilemiş olabilir. Bilginin
yorumlanmasında (algılama) bir sorun yoksa, onu kısa süreli hafızaya
kaydetmek için, çocuk dikkat kesilmek durumundadır. Çocuğun dikkat
yetersizliği gibi bir rahatsızlığı (ADD) olması halinde ise, hatırlama
fonksiyonu (hafızanın işleyişi) kesin olarak engellenmiş olacaktır.
Görülüyor ki, öğrenme özürlü çocukların çoğu, bilgiyi kısa süreli
hafızalarına kaydetmezler bile. Unutmazlar; sadece, onu ilk etapta
hatırlayacak strateji ya da süreçten yoksundurlar. Bilgi bir kez kısa süreli
hafızaya girdi mi, onu uzun süreli olarak kaydetmek için birşey yapmak
gerekir.

Kısa süreli hafıza çok kısasıdır; süresi muhtemelen sadece 30 sn. dir.
Görülüyor ki, akılda tutulacak bilgiyle ilgili birşey yapmaz, bir çaba
göstermezseniz, o bilgi kaybolur, gider. Bilgiyi uzun süreli belleğe geçmesi
için, ki buna zaman zaman "uzun süreli belleğin depolanması" da denir,
bilgiyi temsil etmek, onu işlemek, başka deyişle prova yapmak ya
datekrarlamakşarttır.

Örneğin; bir daha hiç görmeyeceğinizi düşündüğünüz birisiyle
tanıştırıldınız; bu nedenle, adını aklınızda tutmak için birşey
yapmıyorsunuz. Bir ay sonra bir yerde karşılaştınız ve adını
hatırlamıyorsunuz. Adını hatırlamak için, isminin baş harfini bir
karakteristikle birleştirmek veya benzer isimdeki bir kişiyle onun yüzü
arasında bir bağlantı kurmak gibi bir yol deneseydiniz belki de
hatırlardınız. (Bu örneğe uyan, bir yabancı dil öğretim kitabında (“Matters
Pre-Intermediate” yer alan bir metin örnek olarak bu çalışmanın
sonunda-EK’te- verilmiştir. Bu çalışmada dikkat edimesi gereken husus gerek
hatırlamak ve gerek unutmak için metinde yer alan kişlerin çeşitli
stratejilere başvurduğu ve bunlardan yararlandığıdır.)

Okul ortamlarında, öğrenme özürlü öğrencilerden, birinin adından
çok çok daha karmaşık bir bilgiyi hatırlamaları istenmektedir; ancak, bu
konudaki süreç değişmez, aynıdır. Bilginin uzun süreli hafızaya kaydolması
ve istenildiğinde bulunup çıkarılabilir durumda olmasını sağlamak için, onun
üzerinde etkili olmaları, onu işlemeleri gereklidir.

Öğrenme özürlü öğrencilerde, hafıza süreci içinde herhangi bir
yerde bir aksaklık, bir duraksama görülebilir. Bu çocukların; çoğu kez, bir
hatırlama stratejisine ihtiyaçları olduğundan bile haberleri olmadığı gibi,
içe bakış ya da kendileri hakkında derinlemesine sorgulayabilirlik ve kendi
sorunlarının (özürlerinin) farkında olmaları olasılığı da daha azdır.
Hatırlama güçsüzlüklerini telâfi etmek yerine, ev ödevlerini akılda
tutmaları için gerekli stratejilerin, örneğin özel bir deftere not
almanınöğretilmesi daha etkili olabilir. Anahtarlarını hep yanlış yere
koyuyorlarsa, evin içinde her zaman anahtarları bulundurabilecekleri bir
yerin (dolap vs.) bulunmasına yardımcı olunabilir.

Bu tip stratejiler öğretilebilir. Hatta öğrenme bozukluğu olan
çocuklar, belirli stratejileri nasıl kullanacaklarını öğrendiklerinde,
öğrenme becerileri de gelişir;böylece öğrenme stratejilerini edinme öğrenme
becerilerini edinmelerine yönelik kapı açılmaktadır.


1.2. Hafızanın Aşamaları:

Öğrenilen bilginin hafızaya yerleşmesi üç aşamada
gerçekleşmektedir. Bu üç aşama Doğan Cüceloğlu(1997:198) tarafından
aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır:

Kodlama(coding): Dış dünyadaki uyarıcıların belleğe kaydedilebilecek biçime
dönüşmesi.
Depolama(storage): Kodlanan bilginin tutulması
Ara-bul-geriye getir(retrieval): Depolanan bilginin gerektiği zaman aranıp
–bulup çıkarılması.

KodlamaAra-bul-geriyegetir
Depolama

Belleğe yerleştirilir Bellekte tutulur
Bellekten çağrılır

Bu üç aşamayı Doğan Cüceloğlu(1997:170) şu örnekle açıklamıştır:

Ilkokul birinci sınıfta alfabeyi öğrenmeye çalışan bir öğrenciyi düşünelim.
Öğretmen tahtaya “A” harfini yazar ve harfin nasıl okunduğunu söyler. Bir
süre sonra öğretmen harfi tahtaya yazar ve diyelim ki Ali’den okumasının
ister. Ali “A” harfinin doğru olarak söyler. Ali’nin “A” harfini söylemesi
onunu belleği sayesinde olmuştur.

Yukarıdaki üç aşamaya göre:

a.Ali öğretmen harfi gösterdiğinde bu harfi diğerlerinden farklı biçimde
belleğine kodlamıştır.

b.Kodlamadan sonra geçen süre içersinde kodladığı bilgiyi bir yerde
depolamıştır.

c.Öğretmen yeniden sorduğu zaman Ali depolamış olduğu bu bilgiyi bulmuş ve
geri getirmiştir.

1.3. Hafıza Türleri:

Birçok kaynakta genel olarak iki türlü hafızadan bahsedilmektedir. Doğan
Cüceloğlu da bu iki türü diğer kaynaklarda da belirtildiği gibi kısa süreli
ve uzun süreli olarak ikiye ayırmış; bazı psikologların “duyumsal bellek”
diye adlandırılan bir türden bahsetmesine rağmen kendisi kitabındaki
sınıflandırmasında bu tür hafıza türüne de kısa süreli hafıza içersinde yer
vermiştir. Buna göre hafıza türlerini tanımlayacak olursak:

Kısa süreli hafıza: Öğrenilen bilginin otuz saniyeyi geçmeyen hatırlama
durumlarında görülmesi. Biyofizik bir süreçtir.
Uzun süreli hafıza: Otuz saniyeyi geçtikten sonra hatırlanan her bilgi veya
olay uzun süreli bellekten çağrılır. Biyokimyasal bir süreçtir. Bir bilginin
uzun süreli belleğe girmesi protein sentezi ile gerçekleşmektedir.
Hem kısa süreli bellekte hem de uzun süreli bellekte “kodlama”, “depolama”
ve “ara-bul-geriye getir” süreçleri yer almaktadır.

Doğan Cüceloğlu’nun iki türe sınırlandırılmış hafıza modeline karşın, “Bilim
ve Teknik” dergisinde yer alan son araştırmalara baktığımızda hafıza
türlaerinin iki ile sınırlandırılmadığını görmekteyiz. Son araştırmalara
dayanarak varılan bu kaynaktan elde deilen verilere göre kısa ve uzun süreli
hafızanın dışında “işlek bellek” diye bir hafıza türünün bulunduğu ve bu
hafıza türünün okuma ya da matematik problemi çözmek gibi hem kısa hem de
uzun süreli hafızanın kullanılmasını içerdiği belirtilmektedir. Buna örnek
olarak “bisiklete binmek” verilmiştir; çünkü hem o anda denge korumayı
sağlamak gerekmekte hem de gerekli kas hareketleri anımsanmaktadır. Ayrıca
bilim adamları yabancı dilde konuşmanın bu dildeki sözcükleri, bunların
anlamlarını ve doğru kullanımlarını içerdiğini söyleyerek(dolayısıyla bu tür
bir çalışma uzun süreli hafızanın ürünüdür) uzun süreli hafızanın tek bir
işlemden oluşmadığına karar vermişlerdir yine “Bilim ve Teknik” dergisinde
belirtildiği üzere. Buna göre uzun süreli hafıza da aşağıdaki grafikte
verildiği üzere çeşitli bölümlere ayrılmaktadır.


HAFIZA

Uzun süreli hafızanın alt bölümlerini oluşturan bu hafıza türleri de “Bilim
ve Teknik” dergisinde şu şekilde açıklanmıştır:

Açık hafıza: Istemli olarak, anımsanarak, sözlü olarak ifade edilebilecek
anılarımızdan oluşur. Örneğin, bir dizi sözcük verilerek bu özcüklerin
tekrarlanmasının istenmesi durumunda “açık bellek” kullanarak bu işlem
gerçekleştirilmiş olmaktadır.


Örtük hafıza: Açık belleğin karşıtı olarak tanımlanmaktadır. Anıların tekrar
yoluyla ya da pratikle birikmesidir. Kayak yapmak ya da bisiklete binmek
örnek olarak verilebilir.

Olaysal hafıza: Kişinin başından geçen olaylardan ve özel durumlardan
oluşmaktadır.Sözgelimi ilk kez New York’ta tiyatroya gitmiş olmak gibi.

İlentilendirme hafızası: Sembollerin yorumlanmasında ve yapılandırılmasında
kullanılan bilgilerden oluşur. Örneğin, New York’la ilgili bu tür bir anı,
bu kentin ABD’de olduğu , yüzölçümü,burada Birleşmiş Milletler binasının
bulunduğu gibi bilgilerle ilgilidir.Kişinin New York’ta yaptığı bir geziyle
olmak zorunda değildir.

Görüldüğü gibi insan hafızası genel olarak iki türle sınırlandırılsa bile bu
kadar basit bir yapıya sahip değildir; görünen basit yapını altında
karmaşıkbir yapı yer almakta, hafıza va hafıza işlemleri bu karmaşık
yapıların ürünü olmak durumundadır.

Çocuk ve Hafıza:

Bebeklik dönemindeki hafıza ve hafıza gelişimi ile yetişkinlerde görülen
hafıza ve gelişimi çok farklı olduğundan dolayı bebeklik ve ilk çocukluk
dönemindeki çocuklarda “hafıza” konusuna ayrı bir şeklide değinmek daha
faydalı ve açıklayıcı olacaktır. Ayrıca bu dönemdeki çocukların hafızalarını
geliştirmelerine yardımcı olabilmek için de bazı stratejilerden yararlanmak
gerekmektedir ki strateji uygulama bilincine ve yetisine sahip olmayan
bebeğe geleceğe yönelik yol açılmış olsun.

Jennifer Hollowell tarafından Internet’te yayınlanan “Children and Memory”
adlı bir makalede altı aylık çocuklarda 24 saatlik hafıza, 16 aylık
çocuklarda 4 ay hafıza kapasitesi bulunduğundan bahsedilmektedir.

Bu yaş gurubundaki çocukların hafıza gelişimi için verilen öneriler şu
şekilde yer almaktadır:

1. Hafıza gelişimi için düzenli olarak tekrar ve pratik yapılmalı.

2. Az az öğretilmeli; başka bir deyişle öğretilecek bilgiler zaman yaılmalı;
öğretilmek istenen davranışların hepsi birden verilmeye çalışılmamalı.

3. Bu yaş gurubundaki çocukların hatırlama kavramında “bağlam” önem
taşımaktadır. Örneğin farlı yerlerde gördüğü aynı kişiyi giysi değişikliği
yüzünden tanımayabilirler.

4. Özellikle ilk 18 ay bebeklerin düzenli ve uygun beslenmesi daha sonra
hafıza üzerinde etki yapmaktadır.

2. HAFIZA SORUNLARI

Hatırlama ve unutmaya yönelik elde edilen bulgular bu konunun tarihsel
süreci içersinde çeşitlilik göstermektedir. En son bulgulardan olan Daniel
Schacter’in 2001 Mayıs ayında “Psycology Today” adlı dergide bulunan ve
Internet üzerinden yayınlanan makalesinde yer alan, bu konuda yazdığı
kitabın özet niteliğinde olan bu çalışmanın sonuçlarına baktığımızda “Seven
Sins Of Memory” başlığı altında yer alan bu makalede hafıza ile ilgili öne
sürülen yedi sorun şöyle özetlenebilir(Metin Ingilizce olduğundan dolayı
kavramlar Ingilizce’den Türkçe’ye çevrilmiştir.):

1.Dalgınlık(Absentmindedness): Dikkat ve hafıza arasında yaşanan bir
sorundur. Hatırlamamız gereken şey üzerinde yoğunlaşılmamasından
kaynaklanır. Örnek olarak anahtarları yanlış yere koyma, randevu unutma
verilebilir.

2.Geçicilik(Transience): Zamanla hafızanın zayıflaması ya da kaybolması
olarak tanımlanabilir. Zaten hafıza problemlerinin temel özelliği de budur.

3.Engelleme(Blocking): Hatırlanmaya çalışılan bilginin engellenmesidir. Yüz
ile ad eşleştirmemesi yapamamak , bir bilgiyi günler sonra hatırlamak bu
hafıza sorununa örnek olarak verilebilir.

4.Yanlış adlandırma(Misattribution): Hafızayı yanlış kaynağa yönlendirme,
gerçekle hayal kurulan şeyi karıştırma, arkadaşının söylediğini zannetiği
şeyi aslında gazetede okumuş olma gibi.

5.Telkin(Suggestibility): Soru yorum ya da tekliflere telkinle bir kişinin
geçmişi hatırlamaya çalışırken kafasına birşeyler sokmak.

6.Yönlendirme(Bias): Şu anki bilgi ve inançların, geçmişin hatırlanması
üzerindeki etkisi. Bu durumda geçmiş gözden geçirilir ve yeniden yazılır.

7.Israrcılık(Persistence): Unutmayı istediğimiz şeyin unutulamaması, akla
gelinmesi istenmediği halde akıla gelmesi. Örneğin işte yapılan bir gaf,
önemli bir sınavda alınan bir sonuç bu guruba girmektedir.

Sinirdilbilimdeki gelişmeler beynin nasıl öğrendiğini ve hatırladığını
görmeye imkan sağlamaktadır.Bu da yedi sorunu açıklamakta yardımcı
olmaktadır.Ayrıca bu çalışmalar hafızada bir başarısızlık /hata meydana
geldiğinde kafamızın içinde neler olduğunu görmemizi sağlamaktadır.

3. HATIRLAMA ve UNUTMA

3.1.Neden Unuturuz?

EK’te verilen ders kitabı hakkında yukarıda yapılan açıklamada da
belirtildiği gibi hatırlama ve unutmaya yönelik özel durumlar yer almakta ve
hafıza konsu içersinde ayrı olarak değerlendirilmeleri gerekmektedir. Bu
doğrultuda Doç Dr. Hasan Bacanlı’nın (2001:227) kitabında yer verdiği üzere
unutmanın nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

1.Kullanılmayan bilgiler unutulur.

2.Örgütlenmemiş bilgilerin iyi yerleşmemesi(Piaget’e göre dengelenmenin
sağlanamaması)

3.Işimize gelmeyen olayları unuturuz; baskı uygularız.( Schacter’in “Seven
Sins” iddiasını göz önüne aldığımızda bu maddenin ordaki
Israrcılık(Persistence) başlığına denk geldiğini görürüz.)

4.Yeni yaşantılar edindikçe eskileri unuturuz.(Bu da Yönlendirme(Bias)
ilkesine denk düştüğünü görürüz.)



Unutmayı Önlemek Için Neler Yapılabilir?

Hasan Bacanlı (2001:228) yukarıda değindiği unutma nedenlerine aynı zamanda
çözüm teşkil edecek şekilde unutmayı önlemek için neler yapılabilir buna
değinmiştir. Bunlara göz atacak olursak:

1.Öğrendiklerinizi kullanın.

2.Dengelenme ve örgütlenmede herhangi bir sorun varsa anlamlı hale getirin.
Ve edindiğiniz bilgiyi ayırt edici konuma getirin.

3.Baskıyı hoş ve tehdit etmeyen bir biçime getirmeye çalışın.

4.Ket’ e karşı kontrol süreçlerine başvurun. Ket vurma ihtimali olan
öğrenmeleri birbirinden uzaklaştırarak öğrenin.


3.2.Unutturma ve Unuturma Yöntemleri:

Hatırlama kadar bazen – yedi sorunun da içinde yer aldığı gibi- unutmak da
gerekmektedir. Doç.Dr. Hasan Bacanlı(2001: 224-5) unutmaya yönelik olarak
insanların başvurduğu kavramları şöyle açıklamaktadır:

Unutma: Unutulması istenen davranışı harekete geçiren uyarıcı organizmadab
uzak tutma.

Sönme: Tekrar yapılmaması karşısında gözlenen davranışın sönmesi, ortaya
çıkmaması.

Bastırma: Bir davranışın ortaya çıkaması istendiğinde ödül yerine ceza
yöntemine başvurulabilir.

Davranış Değiştirme Yöntemleri:

Doç. Dr. Hasan Bacanlı(2001:226-7)’ya göre unutma davranışın
değiştirilmesiyle ilgilidir ve bunu gerçekleştirebilmek için aşağıdaki
yöntemlere başvurmanın unutma ve öğrenmeye yönelik olumlu sonuçlar
getireceğinden bahsetmektedir.

Yorma: Biyolojik olarak yorulma hali ortaya çıktığında istenmeyen davranışı
sergilemeye bireyin halinin kalmaması.

Çatışan uyarıcı verme: Sakız çiğneyerek sigarayı unutma bu duruma örnek
olarak verilebilir.

Yavaş yavaş alıştırma: Durumu, tepki göstermeye değer bulmama. Bunun nedeni
daha önemli bir uyarıcı ile karşılaşılmasıdır.

4. HAFIZAYI GELIŞTIRME YÖNTEMLERI

4.1. Altı Aşamalı Hafıza(Bellek) Geliştirme Yöntemi:


Doğan Cüceloğlu(1997:191-2) hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi ortaya atmıştır. Buna göre:

Aşama 1: Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini
ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir.Konu ana hatlarıyla
düzenlenip kendi kelimelerinizle ayzılabilir. Daha sonraki aşamalarda da
okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek
istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar.
Örgütlenerek organize edilerek çalısılan bir bilginin belleğe ne kadar
yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir denmiştir.

Aşama 2: Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanmasını
içermektedir.

Aşama 3: Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap aracasına okuma yapılmasını
içermektedir.

Aşama 4: Ilişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arsındaki
bağlantıların neler olduğunun anlaşılmaya çalışılmasını içermektedir.

Aşama 5: Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekraredilmesini ve
o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o
kavramların gözden geçirilmesini içermektedir.

Aşama 6: Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp
yapılmadıığının gözden geçirilmesidir.Bu aşamada konunun temel bölümlerinin
ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekmektedir.

Doğan Cüceloğlu bu aşamaların örgütleme, ayrıntılama ve ara-bul-geriye getir
içinde yer alan alıştırma yapma ilkeleriyle gerçekleştirildiğini söylemekte,
Bu aşamaların okullarda ve diğer eğitim kurumlarında uygulanırsa başarıya
ulaşılabileceğini belirtmektedir.

4.2.Eğitimde Hafıza ve Hatırda Tutmanın Ölçülmesi:

Hatırlama: Öğrenciye soru sorarak cevap beklendiğinde öğrenciden hatırlaması
beklenmektedir.

Tanıma: Verilen seçenekler arasından istenileni seçip ayırma(Çoktan seçmeli
soruların yanıtlanması) işlemini yapan öğrenci tanıma işlevini
gerçekleştirmektedir.

Tasarruf: Öğrenilen bilginin yeniden öğrenilerek bir önceki bilgilerden bir
kısmı da olsa hatırda kalacağından öğrenmenin kolaylaşması, sağlamlaşması.

Yukarıda verilen tanımlar hatırda tutulup tutulmamanın ne kadar
gerçekleştiğini ölçme yöntemleri olup daha çok öğretmenin bunu yaparken
kullandığı tekniklere örnek oluşturacak durumdadırlar. Bunun dışında da
öğretmenler, gerek test teknikleri gerek sınıf içi aktivitelerde
kullandıkları yönergeler ve yine testlerle öğrencilerin hafızalarını
ölçmektedirler.

Bilinmesi gereken en önemli uygulama şudur ki bunların yanında öğrencinin de
nasıl daha iyi öğreneceğine yönelik öğrencinin bilgilendirilmesi ve
öğrencinin bu stratejilere başvurarak ve genel hafıza geliştirme
tekniklerinden yararlanarak öğrenmelerini geliştirmeleridir. Bunun yanı sıra
öğretmenlerin yukarıda verilen tekniklere başvurarak öğrencilerin hatırda
tutma dereclerini ölçmelerinin dışında öğrencilerin de kendi kendilerine
hatırda tutma derecelerini ölçebilmeleri ve kendilerini değerlendirebilecek
yetiye sahip olmaları gerekmektedir ki uzun süreli olarak hafıza gelişimi
sağlanabilsin. Bireysel uygulamaya elverişli olması sebebiyle Doğan
Cüceloğlu’nun altı aşaması bu çalışma için yararlı olabilir; öğrenci bu
konuda biliçlendirilebilir ve kendisinin hatırda tutma derecesini
ölçebilmesi sağlanabilir.

KAYNAKÇA

BACANLI, H.(2001) Gelişim ve Öğrenme, Ankara, Nobel.


Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)


Cevapla

“Araştırma Genel Konular” sayfasına dön