Erkek çözüm ister kadın ise paylaşmak

Kategoriler Dışındaki Genel Konularla İlgili Araştırma Yazıları.
Kullanıcı avatarı
heaven
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2196
Yaş: 40
Kayıt: Cmt 29 Eki, 16:23
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Erkek çözüm ister kadın ise paylaşmak

Okunmamış mesaj gönderen heaven » Çrş 08 Şub, 15:45

[img]http://www.amerikanhastanesi.com.tr/ima ... roloji.jpg[/img]
"İletişimin amacı uzlaşmak değil, anlamak" diyen psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Sungur, GEO Dergisi'ne verdiği röportajda kadın-erkek arasındaki en büyük sorunun uzlaşamadıklarını kabul etmek olduğunu söylüyor.

Kadın ve erkek neden anlaşamaz?

- "Kadın ve erkeğin birbirlerini anlamasında güçlükler var" dersek daha doğru olabilir. Daha bebek doğmadan evvel iki şeye bakıyoruz: Sağlıklı mı? Cinsiyeti nedir? Erkek ve kız şeklindeki bakış açıları henüz doğum gerçekleşmeden başlıyor, yaşam boyunca devam ediyor. Buna karşılık psikolojik farklılıklar çok daha önemli, çok daha belirgin. Çünkü fiziksel olanları peşinen kabul etmişiz.

Sizce bunun altında yatan sebep nedir?

- Evrimsel açıdan insanın gelişimiyle ilintili. Erkek dış dünyada avcı; evi besleyen, avı getiren dolayısıyla gücüyle öne çıkan biri. Kadınsa evin sükunetini sağlayan, getirilenlerin adil paylaşımını örgütleyen, dış dünyayla ilişkileri kuran. Hep aklını kullanmak durumunda. Biri kollarını kuvvetlendirirken, diğeri düşüncelerini geliştirmekte.

Çiftler en çok hangi sorunlarla geliyor?

- Genelde iletişim problemiyle geliyorlar. Problemi ikisi de bilmiyor. Birisinin beklentileriyle öbürünün beklentileri farklı. "Siz eşinizde neyin değişmesini istiyorsunuz? Somut olarak neler değişirse daha mutlu olursunuz? Kağıda yazın, burada konuşalım" dediğimde çok ilginç bir şey çıkıyor ortaya. Her ikisi de iletişim istiyor mesela. Ama iletişim gerçekleşmiyor.

Değişim korkutur

Neden?

- Eşler iletişimin sonunda uzlaşma bekliyor. Uzlaşma ne: "Sorunu masaya oturup konuşalım. Kalktığımızda sorun çözülmüş olsun." Konuşmaya çalıştıklarında uzlaşamadıklarını gördükleri zaman da onlara göre iletişim amacına ulaşmamış oluyor. Halbuki iletişimin amacı uzlaşmak değil, anlamak. Anladıktan sonra uzlaşıp uzlaşmayacağınıza karar verirsiniz. Bunu görmeyen çiftler uzlaşamayınca tekrar konuşmamaya başlıyor, "Uzlaşamayacağımıza göre konuşmanın da anlamı yok" diyorlar. O zaman ben bu çiftlere diyorum ki; "Bir tek konuda uzlaşın, uzlaşmama konusunda. O takdirde konuşmaktan vazgeçmezsiniz."

Peki ya aralarındaki farklılıklar...

- Kadın anlatmak istiyor. Erkekse istiyor ki kısa sürede ne söyleyecekse söylesin. Kadın anlattığı zaman erkek dinlemiyor gibi yapıyor. Televizyon seyrediyor örneğin. Dinledikleri zaman bile erkeklerin yaptıkları şey hemen soruna çözüm bulmak. Halbuki kadının istediği şey çözüm bulmak değil, paylaşmak. Ama erkekler problem çözmeye eğilimli. Niye? Problemi çözelim ki öbür işe dönelim. Bir seferde tek bir işe yönelebiliyor erkek, aynı anda birkaç sorunla ilgilenemiyor. Kadınlar dinlenilmediğini, erkeklerse kadının bu çabalarını kendisinin değiştirilmek istendiği şeklinde algılıyor. Değişim korkutucu olduğu için de diyor ki, "Beni değiştiremezsin."

Farklıyız ama eşitiz

Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar gündelik hayata nasıl yansıyor?

- Örneğin toplumda "kadın araba park edemez" gibi genel bir kanı var. Erkekler yolda kaybolur ama hiç kimseye soru sorma gereği duymazlar. Hababam çemberler çizerler, kadınlar arabayı durdurup soru sorar. Erkek sormaz, devam eder, dolaşır... Çünkü erkekler kaybolmaz. Kadın kaybolduğu zaman farkındadır, durur. Musa niye 40 yıl çölde dolaştı? Adres sormayı unuttuğu için. Kadınlar erkeklerin haritaları nasıl okuduklarını, daracık alanlara nasıl park ettiklerini, beri taraftan kocaman G noktasını nasıl fark edemediklerini bir türlü anlamıyor. Bunlar işin esprisi ama günlük yaşama yansıyan çok ciddi farklılıklar var.

Rol paylaşımından mı bahsediyorsunuz?

- Evet rol paylaşımı, yani fiziksel olarak. Özetle söylemeye çalıştığım; tabii ki erkekler bazı şeyleri kadınlardan iyi yaparlar. Ne yazık ki gerçekleri çok net ifade edemiyoruz. Erkekler ve kadınların hep benzerlikleri üzerine konuşuyoruz. Erkekler ve kadınların farklılıkları üzerine konuşulmaz. Neredeyse bir farklılık fobisi gelişmiştir. Farklılık bazen zenginlik, bazense fakirliktir. Bu onu nasıl kullandığımıza bağlı. Farklı olmamız birbirimizi korkutmamalı, onla büyümeyi öğrenmeliyiz.Şunu kavrayalım; farklı olmamız eşit olmamıza aykırı değil.



Olgunlaşmış sevgi

İdeal aşkın tanımı nedir?

- Aşkı bilim adamları değil, yaşayan çiftler belirler. Ne kadar süreceğini de kestirmek mümkün değildir. Ama şunu söyleyebiliriz: Aşk dediğimiz şey eninde sonunda aşk olarak kalmaz. Niye kalmaz? İki kişi birbirine aşık olduğunda 100'lük skalada en tepeden başlamış oluyorlar. Aşk demek 100 demek. Daha yukarı çıkma şansımız yok, aşağı inmeye mecburuz. Bunu bir kere kabul edelim. Aşkın sonsuza kadar sürmesi gerekmiyor. Onun yerini çok daha önemli bir duygu alıyor: Olgunlaşmış sevgi. Aşkın ömrünün ne kadar olduğu bizim birlikteliğimizi belirlemiyor. Aşkın süresinden çok, aşkın neye dönüştüğü önemli.

Ya evlilik?

- Ne diye insanların yüzde 98'i yüzde 50 yürüyen bir işe yatırım yapıyor? İki evlilikten birisi boşanmayla sonuçlanıyor. Hiçbir akıllıca yatırımla bağdaşmayan bir şey bu. Öte yandan evliliğin gerçekten sanatsal bir yanı var. Evliliği şöyle tanımlıyorum; rutinin içinde mutlu olma sanatı. Ama rutin bir hayat sürmek her zaman mutsuz olmak demek değil, aynı zamanda emniyette olmak demektir. Bu rutini sürprizlerle keyifli hale getirmek mümkün. İnsanlar evliliklerine küçük keyifler kattığı takdirde evlilikleri daha uzun sürebilir.


Ben gelmedim davi için,
Benim işim sevi için,
Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim...


Kullanıcı avatarı
huysuz
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2631
Yaş: 39
Kayıt: Pzr 08 Oca, 12:20
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen huysuz » Çrş 08 Şub, 16:34

bu konularda benim görüşüm sadece uzlaşmak, anlamak, dinlemek,yetmiyor herşeyden önce sabır gerekiyo karşıdaki insanı tanıyarak alışacaksın...kadınların ne istediğine gelirsen kadınlar çok şey istiyo tabi bu%72sini kapsıyor benim kanatim....%28zide herşeye katlanan kısım...erkeklere gelinceee..erkeklerde kadınlardan kalır yanı yok sadece erkek okadar...tabi bu konular okadar uzunki şimdi kişiliklere giricem...... :D
Cevap yazarken düşün ve öyle yaz. Konuşmadan önce anla ve öyle konuş.

Kullanıcı avatarı
huysuz
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2631
Yaş: 39
Kayıt: Pzr 08 Oca, 12:20
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen huysuz » Çrş 08 Şub, 16:40

Pocahontas'takinden daha eğlenceliydi. The Patriot'tan çıkıp Chicken Run'nın seslendirmesine gidiyordum. Sadece ton değişimiydi tabii. İkisi de birer özgürlük savaşcısı.

Hiç ailenizi tehlikeden korumak zorunda olduğunuz bir durumla karşılaştınız mı?

Bir tane hatırlıyorum, 15 yaşındayken kızkardeşimin çığlığı ile uyandım. Bana babamın arka bahçede birisi tarafından dövülmekte olduğunu söyledi. Hemen arkaya koştum. Babam adamı benzetiyordu zaten. Adamın kafasını bir tekmeyle camın içerisine soktu. Daha sonra adam kafasını çıkardığında, onu elimde kızartma tenceresi don paça kovalarken buldum. Onu gerçekten öldürmek istemiştim. Ailenizi birisinin incitmesi sizi çok kötü delirtebiliyor.

Tabancanız var mı?

Yok. Bence sahip olmamalıyız. Çocuklarımın onları bulup kafalarını dağıtmalarını istemem.

Kadınlardan konuşalım. Yeni bir film yapıyorsunuz, What Women Want (Kadınlar ne ister), bir anda kadınların düşüncelerini duyabilen bir adamı oynuyorsunuz. Peki kadınların ne istediğini öğrendiniz mi?

Bu konuda yardımcı olamam. Şöyle düşünün, Freud tüm kariyerini bunu aramakla geçirdi ve cevabını bulamadan öldü. Freud'a birşey dediğimden değil ama en azından bulmaya çalıştı. Ve bizden daha fazla yaklaşamadı. O yaklaştığını düşündü oysa ki kuyruğunu kovalıyordu.

Yani 20 yıldır kocasınız, 7 çoçuğunuz var, hiç mi ipucu yok?

Bence bu çikolata ve sohbet arasında bir yerde yatıyor.

Bu kadar mı? Daha derin bir şeyler yok mu kadınlar hakkında?

Bence bende belirgin epiphanies var, beni gözlerimin arasından vurdular bende " Evet! Kadınların istediği bu" dedim.
5 yıl ayrı kalabilirler ve bu arada siz cehennemdesinizdir. Bir anda şöyle olursunuz " Hey, bu çiçek işi gerçekten işe yarıyormuş. Niye daha evvel düşünmedim ki? "

İronik olan ise kadınlar erkeklerin iç yaşamıyla ilgilenirken, erkekler kadınlar ne ister diye merak edip durmazlar.

Evet, eğer sen erkeklerin düşüncelerini duyabilseydin bu kriket sesi ve eklem kıtırdatmalarından öteye gitmezdi. Kadınlar daha çok şey düşünür.

Belki düşünecek daha çok şeyleri vardır.

Evet bir çok ekstra şeyler var bizde olmayan. Biz yataktan düşüp duşa girebiliriz. Onlar daha ortalıkta olmalılar. Ve şu çocuk doğurma meselesi var. Yani, evet sonuçta biz iyi idare ediyoruz. Çoğu zaman ipucumuz olmasa bile.
Cevap yazarken düşün ve öyle yaz. Konuşmadan önce anla ve öyle konuş.

Kullanıcı avatarı
huysuz
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 2631
Yaş: 39
Kayıt: Pzr 08 Oca, 12:20
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen huysuz » Çrş 08 Şub, 16:58

Tamer'e ve eşini çok üzen erkeklere anlatacağım bir öyküm var.. Aslında kadınları anlamak isteyen herkes okusun bu öyküyü.. Ben de söyleyeceğim bu arada söyleyeceklerimi..
Kral Arthur bir soruya doğru yanıt verirse, hayatı kurtulacak aksi halde ölecektir..Soruya doğru yanıt verebilmesi için 1 yıl süresi vardır.. Soru aynen şöyledir:
"KADINLAR NE İSTERLER?"
Bu soru tabii ki dünyanın en zor sorusu.. Ancak Kral'ın fazla bir tercih şansı yoktur.. Ülkesine geri döner, türlü alimlere, bilirkişilere danışır, ama soruya tam tatmin edici ve doğru olduğuna inandığı bir yanıt bulamaz..
Sorunun cevabını bir tek yaşlı bir cadı'nın bildiğini söylerler..
Artık en son gün gelmiştir ve Arthur mecburen cadıya gider.. Cadı sorunun cevabını vereceğini söyler, ama bir şartı vardır:
"Bu sorunun cevabını aldığında ve ölümden kurtulduğunda en iyi ve en yakışıklı şövalyen ile beni evlendireceksin.."
Arthur yakın arkadaşı olan şövalyesini, yaşlı cadıya feda etmek istemez, bunu kabul edemeyeceğini söyler.. Ama arkadaşı, Arthur'un hayatını kurtarma pahasına cadıyla evlenmeyi kabul eder ve sorunun cevabını isterler..
Yaşlı cadı, Arthur'un hayatını kuracak cümleyi fısıldar:
"KADINLAR HER ZAMAN ZORLAMAYLA DEĞİL, KENDİ ÖZGÜR İRADELERİYLE KARAR ALMAK İSTERLER"
Cevap doğrudur.. Arthur'un hayatı kurtulur..Ama yakın arkadaşı şövalyenin hayatı sönmüştür..
Yaşlı cadı ile evlenmek ve bir ömür geçirmek zorundadır..
Gerdek gecesi odaya girer.. Ancaaaak, odaya girdiğinde karşısında cadı yerine dünyanın en güzel kadını vardır.. Şövalye şaşırır ve sorar:
-Sen kimsin?..
Cadı cevap verir:
-Ben evlendiğin kadınım.."
-Nasıl böyle genç ve güzel oldun?..
-Gündüzleri son derece çirkin, geceleri son derece güzel olurum.. Ama istersen gündüzleri son derece güzel geceleri, geceleri çirkin olurum.. Nasıl gözükeceğime sen karar vereceksin..
Şövalye bir süre düşünür.. Geceleri mükemmel bir sevgili mi , yoksa gündüzleri eşiyle beraber kazanacağı saygınlık ve görüntü mü?..
Bir türlü karar veremez.. Sonunda şöyle der:
Nasıl olmak istediğine sen karar ver lütfen, ben senin her haline karşı saygılıyım..
Kararı cadıya bırakmış, onun isteğine saygı göstermiştir..
Cadı bu durum karşısında çok sevinir..
-Sen bana seçme özgürlüğü verdin ve beni kısıtlamadın şövalyem.. Bu yüzden ömür boyu hem gece hem gündüz yanında güzel ve saygılı biri olarak gözükeceğim..

Sonuç 1:
Kadınları güzel veya çirkin yapmak elinizdedir..Onlara seçme özgürlüğü verir ve kararlarına saygı duyarsanız..

Sonuç 2:
KADINLAR İSTER SON DERECE GÜZEL ..
İSTER SON DERECE ÇİRKİN OLSUN..
HER ZAMAN CADIDIRLAR.. AMA TATLI..

raha muhtar
Cevap yazarken düşün ve öyle yaz. Konuşmadan önce anla ve öyle konuş.


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Araştırma Genel Konular” sayfasına dön