Dolarcıların beyinlerinin yarısı çalışmıyor

Kategoriler Dışındaki Genel Konularla İlgili Araştırma Yazıları.
Kullanıcı avatarı
Yönetici
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Mesajlar: 4689
Yaş: 43
Kayıt: Sal 22 Şub, 11:33
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Dolarcıların beyinlerinin yarısı çalışmıyor

Okunmamış mesaj gönderen Yönetici » Pzt 15 Eki, 22:35

Güngör URAS'un yazısı


Dr. Yankı Yazgan'dan öğrendiğimize göre, kaybettikleri halde halkımızın dolarlarını elden çıkarmamasının, kaybettiklerini göre göre dolar satın almasının nedeni, bu durumlarda insan beyninin yarısının çalışmaması imiş.

Doların fiyatı devamlı düşerken eylül ayının ilk 21 gününde (31.8.2007 ile 21.9.2007 tarihleri arasında) halkın bankalardaki ABD doları hesaplarının 50.7 milyar dolardan 53 milyar dolara çıkması, 2.7 milyar dolar artmasının nedenlerini Dr. Yankı Yazgan'ı dinledikten sonra anlar gibi oldum.

Dr. Yankı Yazgan diyor ki: "Kişinin cebinde hem değerini sürekli kaybetmekte olan dolar, hem de değer kazanan bir başka döviz (örneğin euro) olduğunu varsayalım. YTL'ye ihtiyacı olup döviz bozdurması gerektiğinde bu kişi, doları mı yoksa euro'yu mu bozdurur?

Gözlemler, çoğunluk, dolarını değil de, diğer (değer kaybetmeyen) dövizi (örneğin euro'yu) bozdurduğunu ortaya koyuyor.

Neden mi? Belki bir gün dolar tekrar eski günlerindeki değerine kavuşur diye bekleyecekleri için. Ha yükseldi, ha yükselecek diye yıllardır bekleyen dolar sevdalıları, belki yarın yükselir (!) umuduyla doları ellerinde tutuyor.

Umut fakirin ekmeği

Kaybetmek korkusu, elindekini zararına elden çıkarıp daha büyük zarardan kaçınmaya engel... Birkaç ay önce 1.5 YTL'ye satabileceği doları elinde tutup o sıradaki değeri bugünden daha düşük olan euro'sunu bozduranların mantığı açık. Zarardan kaçınmak... Doların ileride fiyatı arttığında, kazanacağını düşündüğü değerden (zarar etmemek) vazgeçmemek...

Dr. Yankı Yazgan, Nobel ekonomi ödüllü psikolog Daniel Kahneman'ın teorisine dayanarak yapılmış bir yeni araştırmanın, Türkiye'deki dolar yatırımcılarının ruhunu yansıttığını vurgulayarak araştırmayı anlatıyor.

Beyindeki kan dolaşımının yoğunlaştığı bölgeler manyetik rezonans cihazına eklenen bir özel yazılımla izlenebiliyormuş. Böylece belli bir faaliyet sırasında (bir karar aşamasında) beyinde hangi bölgenin daha fazla çalıştığı, hangisinin yavaşladığı anlaşılabiliyormuş.

Zarar korktukça büyüyor

Deneyler, kaybetme olasılığının oluşturduğu beyin aktivitesinin davranışlar üzerindeki etkisinin, kazanma olasılığının oluşturduğu etkiden daha büyük olduğunu göstermiş.

Bu sebeple kayıp olasılığı akla bir kez düştüğünde, eldekini kaybetmeme eğilimi ağır basıyormuş. Dolar yatırımcısı, doların gelecekte kazanabileceği değeri hayal ettiğinde, beynin o yan bölgesi frene basıyormuş. O ne zaman olacağı belirsiz "kazanç"ı kaybetmemek için, doları sat/satma ikileminde, beyin, "satma, tut" emrini veriyormuş.

Dr. Yankı Yazgan bu durumu "beyaz atlı prens" (daha da iyi bir kısmet) beklediği için taliplerini beğenmeyip reddeden ve sonunda evde kalan kızların durumuna benzetiyor.

Özetle, ilerideki bir kazanç fırsatını kaybetme olasılığı (ileride pişman olurum endişesi), dolar severlerin beyin aktivitelerini durduruyor. Beyinlerinin bu şekilde çalışması sonucu dolar severler kazanmaktansa, kaybetmemeyi tercih ediyor.

Dolar severlerin kaybetmemek için yaptıkları, onları daha da çok kaybetmeye itiyor.

Milliyet


"Sükunetin vereceği huzuru hiçbir maddi imkan sunamaz"


Kullanıcı avatarı
dark
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 1575
Yaş: 39
Kayıt: Prş 12 May, 23:46
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen dark » Pzt 15 Eki, 23:18

Beyni çalışanların dolara yatırım yapmaması gerekiyo bencede
Ey Hamza
Gördüğün Hiçbirşeyden Korkmazsın bu Doğru
Ama Heybetini Gizli Tut Zira
Yürüyüşün Ölümü Korkutuyor.

Kullanıcı avatarı
intuition
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 3551
Yaş: 42
Kayıt: Çrş 05 Eyl, 20:36
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen intuition » Sal 16 Eki, 08:36

ahhhhhhh damarıma basmen gari zati zarar 5 milyar.bu mevzuyu da nerden çıkardın şimdik akrepkral üffffffffffffffffff üf :!:

Kullanıcı avatarı
gece_akrebi
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Mesajlar: 5308
Yaş: 42
Kayıt: Pzt 17 Eki, 13:37
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen gece_akrebi » Sal 16 Eki, 08:47

ilginç... abd'nin toplumlara hükmettiği yetmiyormuş gibi birde parası beynimizi altüst etmiş. demek allah ondan bana para vermiyor, dolar yaparsam kafayı sıyırmayayım diye : )
bir yanımız ölüm bir yanımız düğün...

Kullanıcı avatarı
EffEndY
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 947
Yaş: 36
Kayıt: Pzr 07 May, 21:44
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen EffEndY » Sal 16 Eki, 20:49

Türkiye'nin burcu Akrep değil miydi? Büyük oynayacaksın, ya hep ya hiç:) Ve kaybetmeyi de kaldıramayacaksın.

Türk insanı eğer doları 1.50'den almışsa, 1.50'nin altında hayatta bozdurmaz. Korkudan da ziyade bunu kendine yediremez. Hatta korkudan hiç kaynaklanmıyor bu, bence yanlış bir analiz var. Kaybetmekten korkan, para düşmeye başladığı an bozdururdu.

Yıllarca da kaybetmekten korktuğu için böyle yaptı zaten. Ne zaman dolar yükselse dolar alır, ne zaman da düşse bozdururdu. Ancak yüksek enflasyonlu ve bol krizli dönemler bu alışkanlığı değiştirdi. Çünkü dolara ne olacağı hiç öngörülemediği ve yükselme ihtimali de genellikle ağır bastığı için, ilk düşmede korkup bozduranlar, sabredip de bozdurmayıp ani bir çalkalanmayla karına kar katanlara gıpta ile bakmaya, hatta kıskanmaya başladılar. Parasını erken bozdurduğu için kafasını duvarlara vuranları duyduk. Yükselirken alanlar da ya da bozdurmayanlar da genelde kaybettiler, çünkü bir yerde sınıra dayanıp bir anda düşüveriyordu. Bu sefer de yükselişe geçtiği an bozduranlar kıskanılmaya başlandı. İşte bu deneyimler de bilinçaltımızda bu sonucu doğurdu. Bozdurmamanın ya da düşerken dolar almanın sebebi bu.

Bir diğer sebebi de; bu kafasını duvarlara vuranların bolluğundan ötürü ekonomistler, bilmiş kesilip hep aynı tavsiyeyi yapmıyorlar mıydı: "Para yükselirken alınır mı bre salaklar? Parayı düşerken alacaksın. Yükselirken de bozduracaksın." Bunların arasında Güngör Uras da vardır muhakkak. Kötü deneyimlerle eşgüdümlü gelen acı tavsiyelerin zihinden atılması pek zordur, hele de Akreplik varsa.

Tüm bunlar zamanla ders alma kıvamında(bir daha kafasını duvara vurmamak için) bir alışkanlık halini aldı. Ancak devir artık değişti. Yüksek enflasyon ve aşırı dalgalı döviz tarihe karıştı. Ancak alışkanlıklar belli ki değişmemiş. Bu da Türk insanının genel problemi zaten; yeniye ayak uyduramamak. Kendisinin hala 1920'lerde yaşadığını sananların ve günümüzü de o zamanın gerçekleriyle anlamaya çalışanların bolluğu düşünülürse, bu çok da şaşırtıcı değil.
BİLİNÇALTINI HAPSET ki O SENİ HAPSETMESİN;
İÇGÜDÜLERİNE HAKİM OL ki ONLAR SANA HAKİM OLMASIN!!!


Cevapla

“Araştırma Genel Konular” sayfasına dön