akrep ve sağlık

Akrep Burcu Hakkında Genel Bilgiler.

Moderatör: Astroloji

Kullanıcı avatarı
Desire
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 258
Yaş: 38
Kayıt: Pzr 13 Mar, 03:41
Konum: Issızyer
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 2 kez

akrep ve sağlık

Okunmamış mesaj gönderen Desire » Sal 22 Mar, 19:51

Akrep burcunun yönetici gezegeni Plüton'dur. Plüton astrolojide bilinmeyen, derinde yatan, gizemli ve güçlü bir yapı ile ilişkilendirilir .
Ayrıca kişinin seksüel yaşam tarzı, cinsel organların işleyişi ve hormon akışı ile ilgili bilgileri de yansır. Akrep burçlu insanlar duygularını çok derinden yaşarlar .Duyumsamaları yakıcıdır. Yoğun duygulan kıskançlıklarının sebebi olabilir. Bu nedenle zor hastalıklar onları gelir bulur. Çoğu zaman bir Akrep' in yakalandığı hastalığın teşhis edilmesi zordur. Uzun tahliller ve araştırmalar sonucu neticesiz kalan çok sayıda vakaya rastlanmıştır. Hastalıklarının çoğu hırslarından dolayı oluşan psikosomatik tabir edebileceğimiz niteliktedir. Cinselliklerini herkes kadar yoğun yaşamak isterler. Diğer burçlardan tek farkı Akrepler' in vücut elektriklerinin doğuştan fazla yoğun ve cinsiyet hormonlarının daha hızlı çalışmasıdır. Üzerlerinde taşıdıkları yüksek manyetik enerjileri ile bir etki alanı oluştururlar. Kendilerinin bile çoğu zaman farkında olmadıkları bu alan sayesinde, etrafındaki insanları bir mıknatıs gibi kendilerine çekerler. Bu yüzden Akrepler' e manyetik mıknatıs denir.




Kullanıcı avatarı
Ebru_48
Mesajlar: 23
Yaş: 40
Kayıt: Sal 01 Mar, 21:32
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen Ebru_48 » Cum 25 Mar, 14:11

Evet Desite haklısın vücut elektriğimiz çok yüksek. Denemek isteyenler olursa elektronik devrelerdeki elektrik voltajını ölçen aletler vardır parmaklarınızı ıslatıp iki kutbuda tutun. Vücudunuzdaki elektirk normalden fazla gösterecektir.

Kullanıcı avatarı
idam_mahkumu
*Yılan*
*Yılan*
Mesajlar: 174
Yaş: 38
Kayıt: Sal 22 Şub, 21:07
Konum: 6. Boyut
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0
İletişim:

Okunmamış mesaj gönderen idam_mahkumu » Cum 25 Mar, 20:20

evet, ben elektrik tenikeriyim, gerçekten öle, ama bi kadarda zararl.
İnerken Aklıma Bir Karaperde, Herşey Yeniden Başlar Bittiği Yerde...

Kullanıcı avatarı
Desire
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 258
Yaş: 38
Kayıt: Pzr 13 Mar, 03:41
Konum: Issızyer
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 2 kez

Okunmamış mesaj gönderen Desire » Cmt 26 Mar, 00:59

zararı nasıl oluyor marak ettim?
Sessiz sular derinlerdedir...

Kullanıcı avatarı
Şehvet
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 411
Yaş: 39
Kayıt: Prş 24 Şub, 01:59
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 1 kez

Okunmamış mesaj gönderen Şehvet » Pzr 27 Mar, 02:30

Sanırım karşıdakileri kasdetti. Eğer Akrebin kendisini kasdetmişse Vücuttaki fazla elektrik uzun süre deşarj edilmezse:
* Stres
* Sinirlilik
* Aşırı cinsel İhtiyacı
* Saldırganlık
* Vücutta Kaşıntı. (özellikle yünlü giysiler giyildiğinde)

gibi etkiler gösterebilir.
"Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir"

Akrep Krallığı


Kullanıcı avatarı
smuglers
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 221
Yaş: 38
Kayıt: Sal 01 Mar, 07:04
Konum: izmir
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen smuglers » Pzr 27 Mar, 15:39

ee nasıl atacağız bu elektriği o zaman.bunları yaşamamak için??
Fire from the black shadows......

Kullanıcı avatarı
Şehvet
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 411
Yaş: 39
Kayıt: Prş 24 Şub, 01:59
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 1 kez

Okunmamış mesaj gönderen Şehvet » Pzr 27 Mar, 15:49

* Meditasyon, Yoga
* Çıplak ayakla Toprağa veYa suya dokunma
* cinsel
* Kavga
* Tartışma
* Bağırıp çağırma
* Spor
...
"Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir"

Akrep Krallığı

Kullanıcı avatarı
smuglers
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 221
Yaş: 38
Kayıt: Sal 01 Mar, 07:04
Konum: izmir
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Okunmamış mesaj gönderen smuglers » Pzr 27 Mar, 15:53

Meditasyon, Yoga --bunu bilmiyorum
* Çıplak ayakla Toprağa veYa suya dokunma -- banyoda ancak!!
* cinsel --- her zaman mumkun değil :D
* Kavga --- kavga etmem
* Tartışma --- seviyeli tartışma yapacak insan pek yok çevremde.
* Bağırıp çağırma ---bunuda yapamak pek sevimli değil.
* Spor --- en iyisi bu ama havalar kötü :((
...
Fire from the black shadows......

Kullanıcı avatarı
Şehvet
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 411
Yaş: 39
Kayıt: Prş 24 Şub, 01:59
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 1 kez

Okunmamış mesaj gönderen Şehvet » Pzr 27 Mar, 16:09

Senin elektriğin aşırı artınca merak etme bi şekilde deşarj edecek yol bulursun.
"Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir"

Akrep Krallığı

Kullanıcı avatarı
Desire
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 258
Yaş: 38
Kayıt: Pzr 13 Mar, 03:41
Konum: Issızyer
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 2 kez

Okunmamış mesaj gönderen Desire » Pzr 27 Mar, 23:57

fazla elektriğin üstümüzde birikmemesi lazım. herkes bi yolunu bulmalı arkadaşlar. en kolayı da suya dokunma gibi gözüküyo. ben tv de izlemiştim. bildiğimiz akrep hayvanının panik, korku halinde kendini sokması, ölmesi olayı şuymuş: sokma diye bi şey yok, var olan onun panikten vücut ısısının çok yükselmesi, enerjisinin artması ve bu yüzden yani fazla ısıdan ölmesiymiş. yani akrep zorda kaldığında "düşman beni öldüreceğine ben kendim ölürüm" diyor...asil hayvan tabi...yalnız bu olay intihar değil..öyla bi anki zayıflık değil. insanların dediği gibi "her akrep iğneyi kendine batırır ve ölür" lafını da aksine çeviriyor bu durum.
Sessiz sular derinlerdedir...

Kullanıcı avatarı
Yönetici
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Mesajlar: 4675
Yaş: 42
Kayıt: Sal 22 Şub, 11:33
Cinsiyetiniz: Erkek
Teşekkür etti: 42 kez
Teşekkür edildi: 50 kez

Okunmamış mesaj gönderen Yönetici » Cum 01 Nis, 00:08

Meditasyonu tavsiye ederim. Müthiş bir deşarj yöntemi. Aynı zamanda da pozitif anlamda deşarj olursunuz.
"Sükunetin vereceği huzuru hiçbir maddi imkan sunamaz"

Kullanıcı avatarı
By_TaMeR
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Mesajlar: 511
Yaş: 32
Kayıt: Çrş 23 Şub, 16:49
Konum: Nefes aldıgımız bir yerden işte :)
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0
İletişim:

Okunmamış mesaj gönderen By_TaMeR » Cum 01 Nis, 20:46

ya benimde merak etdiyim bir nokta var bu sadace akrepler için mi gecerli ?
Sen seni seveni gormeyecek kadar korsen, O da sana sevgisini soylemeyecek kadar gururludur. (By_TaMeR )

Kullanıcı avatarı
Şehvet
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 411
Yaş: 39
Kayıt: Prş 24 Şub, 01:59
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 1 kez

Okunmamış mesaj gönderen Şehvet » Cum 01 Nis, 21:45

Tamer soru olsun diye soru sormuşsun. Cevabını bildiğin soruları niye soruyorsun ki.
"Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir"

Akrep Krallığı

Kullanıcı avatarı
Şehvet
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 411
Yaş: 39
Kayıt: Prş 24 Şub, 01:59
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 1 kez

Okunmamış mesaj gönderen Şehvet » Cum 01 Nis, 21:47

Bu arada Desire Yeni Avatar harika olmuş....
"Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir"

Akrep Krallığı

Kullanıcı avatarı
akkrep
*GriAkrep*
*GriAkrep*
Mesajlar: 253
Yaş: 48
Kayıt: Pzt 21 Kas, 14:26
Konum: ANKARA
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 2 kez

AKREPLER VE SAĞLIK

Okunmamış mesaj gönderen akkrep » Pzt 05 Ara, 15:04

"Eğer EN İYİ için bir yol varsa,

bu yol EN KÖTÜYE gidene bakmaktan geçer”

Thomas Hardy

Hepimizin içinde yüzü karanlıkta kalmış hiç tanımadığımız bir yabancı gizlidir. Bazen ansızın aynada ya da rüyada belirir ve bizimle tanışmak için yanıp tutuşur, ama onu şuursuzca inkar ederiz. "Hayır, bu ben değilim!” Onu apar topar geldiği yere geri göndeririz ve bir kabus gördüğümüzü varsayarak kendimizi rahatlatmaya çalışırız. Akrep sembolü bu inkar mekanizmasını çok güzel açıklar; O yerde sürünen bir 'Yılan'dır. Hayır.O gökte süzülen bir 'Kartal'dır. Sahi Akrep hangisidir? Aslında Akrep Kartalın tırtılıdır.Tırtıldan Kartala dönüşmesi efsanevi bir süreçtir. Kuyruğunda taşıdığı zehri seruma dönüştürmeyi başardığında mucize gerçekleşir. O yanıp, küllerinden yeniden doğan "Zümrüd-ü Anka Kuşu”dur artık. Akrep insanlığın HABİL kutbundan, KABİL kutbuna uzanan ekseninde yer alır. Şimdi, lütfen arkanıza yaslanın. Bir fincan kahve ve yanına da bir parça konyak alın. Buna ihtiyacınız olacak. Zodyak’ın en uzak planetine doğru yol alacağız. Yolculuğumuz uzun ve zahmetli olacak. Eğer kendinizi tanımaya istekli ve hazır değilseniz katılmayabilirsiniz. Teklif var, ısrar yok.

AKREP BURCU DERECELERİ:

1. Urethra: Uretra (İdrarın mesaneden dışarı atılışını temin eden ince kanal şeklindeki geçit.)

2. Urethral meatus: Uretra dış deliği.

3. Prostate, Uterus: Prostat, Uterus (Döl yatağı)

4. Testicles, Right side of uterus: Testisler (Erbezi), Döl yolunun sağ bölümü.

5. Testicles, Left side of uterus:Testisler, Döl yolunun sol bölümü.

6. Right epididymus, Uterine cavity: Sağ epididim. (Erbeziüstü), uterus boşluğu.

7. Left epididymus, Right fallopian tube: Sol epididim, Sağ dölyatağı borusu.

8. Scrotum, Left fallopian tube: Skrotum (Haya torbası), Sol dölyatağı borusu.

9. Sperm duct, Vagina (Alcoholism): Sperm kanalı,Vajina, Alkolizm.

10. Corpus cavernosum of penis (Nervous debility): Penisin dikleşme özelliği gösteren dokusu, Sinir zayıflığı.

11. Penis, Labia majora: Penis, Büyük vajen dudaklar.

12. Seminal vesicles: Meni keseciği.

13. Vulva, Labia minora, Glans penis (Chronic glomerulonephritis): Kadın dış genital organları, Vulvadaki küçük dudaklar, Penis başı, Kronik Böbrek iltihabı.

14. Foreskin: Sünnet derisi. (gulfe)

15. Cowper’s glands: Bulbo-uretral guddeler. (uretra soğanı)

16. Right ovary, Cochlea of inner ear (Abscess): Sağ yumurtalık, İç kulak salyangozu (koklea), Apseler.

17. Testicular lobes, Left ovary: Testis lobları, Sol yumurtalık.

18. Vas deferens, hymen (Appendicitis, hair): Sperm kanalı, Kızlık zarı, Apandisit, Saç.

19. Uterine ligaments, Haller’s net: Rahim bağları.

20. Ligaments of penis, Bartholin’s glands (Goitre): Penis bağları, Vagina dış deliğinin her iki tarafında yer almış olan iki küçük gudde, Guatr.

21. Sphenoid sinus: Sfenoid sinüs (Kama şeklindeki kemik içindeki iki küçük boşluk)

22. Ethmoid bone(and ligaments): Etmoid (Kalbur) kemik ve bağları.

23. Nasal bone, Fimbria of fallopian tubes (Rheumatism): Burun kemiği, Fallop tüpünün karına açılan ucunu çevreleyen saçak şeklinde oluşumların en uzunu. (Bu uzantının ovülasyon esnasında overle temas temin ederek dışarı atılan ovum’un tüp içine geçişini kolaylaştırdığı kabul edilmektedir.) Romatizma.

24. Nasal septum: Burun boşluğunu ikiye bölen kısım.

25. Coccyx, Fallopian tubes (Tonsils, adenoids, alcoholism): Kuyruk sokumu kemiği, Döl yatağı borusu, Bademcikler, Bez karekteri taşıyan, guddeli (Burun ahtopotu), Alkolizm.

26. Perineum: Perine (Anüs ile jenital kısımlar arasındaki yumuşak bölüm-apış arası)

27. Anus: Anüs (makat)

28. Mucous membranes: Mukazo zarı.

29. Vomer (sight): Sapan kemiği, Görme yeteneği.

30. Nasal muscles: Burun kasları

AKREP burcunu yöneten PLUTO, olağandışı yörüngesiyle Güneş'e en uzak mesafedeki en küçük planettir. Pluto, kendisine büyültücü, kendi dışında kalanlara küçültücü mercekle baktığından, Güneş’in, sistemin merkezi olamayacak kadar küçük ve önemsiz olduğuna dair hatalı bir çıkarsamada bulunur ve sistemi sabote eder. Pluto’nun 1930 yılında keşfi, "Atom bombası”nın bulunuşuyla eşzamanlıdır. Aynı zamanda yeryüzünde yaygınlaşan cinayetler, suikastlar, entrikalar, uyuşturucu pazarı, yeni palazlanmaya başlayan "Mafya" olgusuyla karşı karşıya bırakmıştır insanlığı. Ve aynı zaman diliminde yeşermeye başlayan "Varoluşçuluk Akımı” da insanoğlunun en derindeki ölüm korkusunu sorgulamaya başlamıştır. Amerikalı astrologlar Pluto'yu çoktan Evrimin Babası olarak ilan ettiler. O, en köklü dönüşümü (Transformasyon) ve Başkalaşımı (Metamorfoz) simgeleyen kollektif bilinçaltıyla bağlantılı bir planettir. Akıl almaz güç oyunları, hırs, kıskançlık, nefret, tutku, cinsel, kin, takıntılar, saplantılar ve kendimizde kabule yanaşmayıp başkalarına mal etmeye çalıştığımız tüm bilinçaltı dinamikleri temsil eder. Barış Hocamın tabiriyle “Pluto, Uranüs ve Neptün enerjileri bize 'Bizden Büyük Allah’ın olduğunu', yani herşeyi kendi istek ve arzumuz paralelinde kontrol edemeyeceğimizi, elimizden hiçbir şey gelemeyeceği durumların olduğunu” gösteren enerjilerdir. Bizim tüm yapmamız gereken bu enerjilerin bize ulaştığı kanallara ve mesajlara karşı duyarlı olmak, bu enerjilerle ortak hareket etmektir.”

BAŞLICA ORGANİK FONKSİYONLAR:

Cinsel organlar: Kadında, dışta iki çift dudaktan (Vulva )oluşur. Büyük dış dudaklar Labia majora ve içte kalan daha duyarlı Küçük dudaklar Labia minora dır. Vulvanın ön kısmında, sinirsel dokulardan oluşan Klitoris bulunur. Vulvadan, Vajen (hazne-dölyolu) adı verilen kısa bir kanal açılır. Bu kanalın içi kayganlığı sağlayan ve spermaların yaşamasını kolaylaştıran sümüksel bir zarla kaplıdır. Vajen, vulvadan Kızlık zarı (Himen) ile ayrılır. Üretra ise klitorisin hemen altında vajen ağzına açılır. Rahim (uterus), rahim boynu (serviks) denilen daracık bir kanalla vajenin üst bölümünde birleşir.

Erkekte Erbezleri (Testisler) spermaları üretirler. Penis ise bu erkek tohum hücrelerinin dışarı atılmasını sağlar. Erişkin bir erkekte, testisler vücudun dışında, esnek bir deri torbanın (Skotrum) içinde bulunur. Erbezlerinin iç yapısı spermaların üretildiği karmaşık tüplerden oluşur. Testisin içerisindeki tüpler testisin dışındaki Epididymis'e açılır.

İnsanda üremeyi sağlayan organları kısaca özetleyecek olursak; Erkekte; 1)Testis (Erbezi), 2)Epididymis, 3)Vasdeferens (Sperm kanalı) Eklenti bezleri: a)Seminal Vezikül, b)Prostat bezi, c)Cowper bezi, 4)İdrar kanalı (üretra) dır. Kadında ise; 1)Ovaryum (Yumurtalık), 2)Fallopi borusu (Oviduct), 3)Uterus (Rahim=Dölyolu), 4)Vajina (Çiftleşme borusu).

Üreme: Akrep aynı zamanda insan bekasını (Survival) temsil eder. Üremenin psikolojik tercümesi "hayatta kalma, varoluşu koruma ve sürdürmedir". Üreme, ölüme karşı kazanılan en büyük zaferdir.

Cinsel organlarla ilgili rahatsızlıklar: Freud ekolünü izleyen Melanie Klein, "Üreme, ölümün etkisini azaltmanın temel yolu olduğu için, cinsel organın kaybı hayatı koruyan ve sürdüren yaratıcı gücün sonu anlamına gelmektedir” der. Erkekte en sık görülen rahatsızlıklar; Erken boşalma, İktidarsızlık (İmpotans) Prostat vb. Kadında; Cinsel soğukluk (Frijidite) Vaginismus, Kısırlık, Rahim ve yumurtalık problemleridir.

Erkekteki İktidarsızlık durumunun hipofiz, tiroid ve testislerde hormon bozukluğu gibi tıbbi nedenleri vardır. Şeker hastalığı, Yüksek tansiyon, Sinir hastalıklarıyla ilgili kullanılan ilaçlar ayrıca alkol ve uyuşturucular da etkendir. Yine de en temelde bu bir ruhsal sorundur. Erkek=Güneş=Bilinç rasyonalizme, Kadın=Ay=Bilinçdışı kaosa yatkınlık verir. Erkeğin persfektifinden baktığımızda çocukluktaki anne veya yetişkinlikteki eş modeli onu yutmaya çalışan karmaşık ve devasa bir mekanizmadır. Erkeklerin bastırdıkları kadın (kaos) korkusu onları daha fazla rasyonalist olmaya zorlar. Pluto'nun Ay ve Venüs'le sert etkileşimine Ay-Mars açıları da destekse cinsel mekanizma sekteye uğrayabilir. Kadındaki Frijiditenin kökeninde çoğunlukla Baba veya otorite konumundaki ebeveynle çocuklukta yaşanan çatışma yer alır. Kadın kafasında sürekli cinselliği rasyonalize etmeye kalktığından yargılar ve ilişkiden zevk alamaz. Orgazm, doruk düzeyinde yaşanan bir deneyim olduğundan, Fransızlar ona; "Küçük ölüm" der. Ancak her türlü yargılayıcı ve kısıtlayıcı düşüncelerden arınıldığında, kayıtsız şartsız teslimiyette ve sınırlar eridiğinde yaşanabilir. Burada Satürn kilit rol oynar (Kısıtlayıcı-Yargılayıcı-Sınır koyucu-Otorite) Pluto-Güneş ve Mars sert açılarına, Satürn-Venüs ya da Ay açıları da destek veriyorsa cinsel isteği bloke edebilir. (4.8.12 evlerde yer alan Güney Ay Düğümü ya da Boğa-Akrep'teki Ay Düğümleri önemlidir.)

Dejeneratif Hastalıklar: Kanser ve Urlar; Özellikle Sarcoma (Sarkom) Kaynağını bağ dokusu hücrelerinden alan habis tümördür. Pluto sert açıları hücre yapılarını tahrip eder, yenilenmeyi durdurur, sağlıksız bölünmelere yol açar. Genetik yapıyı bozar.Teşhisi zor genetik problemlerin nesilden nesile aktarılmasına vesile olur.

Bulaşıcı hastalıklar-Zehirlenmeler (Toxemia): Kan zehirlenmeleri, Hayvan ısırık ve sokmaları (Yılan, Akrep, Örümcek vb) Ayrıca Fare (Veba), Kedi-Köpek (Kuduz) Küçük ve Büyük baş hayvanlar (Şarbon) Bir de apseler ve Çıbanlar.Özellikle Şark Çıbanı. Pluto-Satürn dikkat çekicidir. Pluto-Mars-Güneş-Neptün açıları da önemlidir

Anüs ve Dışkılama (Defecation): Bağırsakların boşaltılması olayında Akrep aktif rol oynar ve anüsle bire bir bağlantılıdır. Basur memeleri, Hemoroid problemleri hiç eksik olmaz. Daha aşırı vakalarda Anal Fistul (Fistula) dan muzdarip olabilir. Fistula; Anal kanaldan anüs çevresindeki doku içine uzanan patolojik geçittir.

Madde bağımlığı: Bunlar Esrar, Eroin, Kokain gibi reçeteyle verilmeyen yasadışı maddeler olabileceği gibi; Amfetaminler, Benzodiazepinler, diğer sedatif-hipnotik gibi yasal düzenlemeler çerçevesinde reçete ile verilen ilaçlar ya da kısmi yasal denetimlere tabii olan ya da olmayan uçucular;Tütün (Nikotin), Alkol (Ethanol) ya da Tiner, Bali vb.dir.Madde bağımlılığına yatkınlık tüm su grubu burçlarında görülür fakat Balık/Neptün teması ağır basar. (Kaçış, Bırakma, Çözülme, Kurban olma)

Boğa-Akrep ekseninin ana teması CİNSELLİK ve ÜREME dir. Haz, sahiplenme, yoğun duygular, aşırı tutkular, takıntılar, saplantı ve korkular bu eksende yuvalanır. Kelimenin tam anlamıyla Freud’yen bir akstır. Bu ekseni bize en iyi açıklayabilecek bilirkişi belki de Freud dur. (Güneş/Merkür/Uranüs/Pluto Boğa - Asc. Akrep)

Psikoseksüel bozukluklar: Teşhir, Dikizcilik, Fetiş, Tecavüz, Koprofili, Sado–Mazoşizm, Eşcinsellik vb.dir. Günümüzde bunların cinsel sapma mı yoksa cinsel tercih mi olduğu tartışılmakla birlikte biz sadece açıklamakla yetineceğiz.

"Birçok insan bilinçdışıyla flört etti, ama onunla ilk evlenen benim” diyen Freud’un "Psikanaliz" teorisi eşliğinde önce "Psikoseksüel Gelişim Dönemleri”ne bir göz atalım.

Yaşamın ilk 18 aylık "Oral dönem"inde anne memesi hem besleyici ve doyurucu (iyi meme) hem de yoksun bırakıcı (kötü meme) özelliktedir. Bu dönemde ağzına alma, emme, yutma gibi oral (Boğa) gereksinimler egemendir. Sonraki dönemde ağlama, ısırma, çiğneme, tükürme gibi saldırgan bileşenler de eklenir. Oral sadizm (Akrep )

1,5-3 yaş arası "Anal dönem"dir. Kasların gelişmesi çocuğun dışkısını istemli olarak tutmasına ve bırakmasına olanak sağlar. Anal işlevlerden cinsel haz alma anal erotizm olarak adlandırılır. (Boğa) Saldırgan dürtülerin dışavurumu olan anal sadizm de ise dışkı güçlü ve yıkıcı bir silah olarak görülür. (Akrep) Denetim konusunda çocuk ile ebeveynleri arasında çatışma yaşanır. Bu dönemde çocuk aşırı cezalandırılır ya da utandırılırsa parmak emme, her şeyi ağzına atma gibi daha ilkel oral davranış biçimine gerileyebilir. (Boğa)

3-5 yaş arası "Fallik" ya da "Eşeysel (Genital) dönem”dir. Çocuk cinsiyetlerarası farkları fark eder. Her iki cinsiyette de başlıca ilgi odağı penistir. Erkek çocukta İğdiş edilme (Kastrasyon) korkusu, Kızlarda ise Penis kıskançlığı baskındır. Bu dönemde çocuk her iki ebeveynle aynı anda ilişki kurar. Üçlü (triadic) ilişki, Erkekte "Oedipus Kompleks'ini", kızda "Electra Kompleks'ini" yaratır.

Freud, çocuktaki bu 3 önemli döneme ait sapmaların yetişkinlikte psikoseksüel bozukluklara zemin teşkil ettiğine, tüm Histeri ve Nevrozların bu ana kaynaktan beslendiğine inanıyordu. Freud ekolünü izleyen ve ona sosyal boyut kazandıran Erich Fromm’a göre; "Biyofilik karakter" yaşama yönelik, yaşam sever karakter (genital) ile "Nekrofilik karakter" cansız nesnelere yönelik, ölüm sever karakter (anal) birbiriyle çelişmektedir. Anal karakter; malı, parayı, mülkiyeti, sahip olmayı seven, açgözlü, cimri, titiz, dakik bir yapıdadır. Anal karakterin kötü huylu türünde (nekrofilik karakterde) arzulanan hedef, ölüm ve yapısal bozulmadır. Aşırı uçta Ölü bir bedenle cinsel ilişkiye girmek ve Koprofili de, kendisinin ya da bir başkasının dışkısına dokunma, koklama veya onu yeme arzusu vardır. Sadizm ise sadece incitme ve aşağılama isteği değil, bir insan ya da hayvan üzerinde mutlak egemenlik talep etmektir. Sadist taraf için Mazoşist (ezilen-kurban) taraf hiçbir sınırlama olmaksızın ne isterse yapabileceği basit bir obje ya da mahluktur. "Basit Sadizm"de sadistin hedefi yıkmak değil, hükmetmektir. Eğer objesine zarar verirse hakimiyetini kaybeder, kurbanının çaresizliğini ve aşağılanmasını izlemekten mahrum kalır. "Yıkıcı Sadizm”de ise öncelikle hayattan nefret etme ve onu ortadan kaldırma isteği hakimdir. Sadist Sıcak ve Duygusal bir niteliğe sahipken, nekrofilik bir insan, Soğuk ve Uzak duran (Cool) bir yapıdadır. Sadizm "Kudretli olmanın” ya da "İktidar “ tutkusunun bir perversionu (sapması) iken, nekrofili "Yakınlık duygusunu her hangi bir şekilde hissedebilme yetersizliğinin yaşamdan alınan en ağır ve en şiddetli intikamıdır."

Irvin Yalom’a göre cinsel sapmanın ayırt edici özelliklerinden biri, bireyin diğer kişiyle bir bütün olarak değil yalnızca bir parçasıyla ilişki kurmasıdır. Bu bir ilişki değil, yalnızca ilişki taklididir. Cinsel açıdan takıntılı bireyin karşı tarafın sadece ihtiyacına hizmet eden parçasıyla ilişki kurmasını İngilizler "Yatmak-yapmak-becermek-düzmek" şeklinde yalın cinsel diliyle açıklamaktadırlar. "Eğer bir insanla ruhuyla ilişki kurmaksızın birlikte oluyorsak fetişistiz demektir” Fetişist, insan ruhu ve bedeniyle değil onun bedenini hatırlatan bir giysi veya aksesuarıyla ilişki kurar.

Kişilik Bozuklukları: En çok üzerinde durulan; Psikopat (Psychopath) ya da Sosyapat (Sociopath) adıyla bilinen anti-sosyal kişiliktir (Antisocial personalty). Araştırmalar, bu bozukluğunun 5-6 yaş civarında kendini göstermeye başladığını belirtir. Sosyapat tamamıyla bencil, kendi çıkarlarını ve o andaki zevkinden ve doyumundan başka hiçbir şeyi düşünmeyen bir kişidir. Hiç kimseye bağlılık ve sorumluluk göstermez. Bu kişiler aklına geldiği gibi hareket eden, dürtüsel (impulsive) kimselerdir ve engellenmeye tahammülleri yoktur. Başkalarına zarar verdiklerinde suçluluk ve pişmanlık duymazlar. "Dünyanın düzeni bu, büyük balık küçük balığı yutar” deyip geçerler. Bu kişiler çok çabuk sıkılırlar ve sürekli heyecan ararlar. Normal zekalı psikopatların en önemli özelliklerinden biri kendilerini kolaylıkla sevdirebilmeleridir. Zeka derecesi yüksek olan psikopat kolay yakalanmaz ve yakalandığı zaman, herkes bu kimseden böyle bir davranışı beklemediğini söyler.

Paranoid (Sanrısal Bozukluk): Paranoya olarak da bilinir. Aşırı korku, öfke, kuşku, saldırganlık ve hezeyanlar görülür. İntihar riski yüksektir. Sınıflandırılan tipleri;

1)Persekütuar (Düşmanlık görme) tip; Sanrısal bozukluğun en sık görülen tipidir. Hasta izlendiğine, aleyhinde komplolar geliştirildiğine, zehirlenmek istendiğine, kendisine suikastlar düzenlendiğine, taciz edildiğine vb. dair hezeyanlar içindedir.

2)Grandiöz tip: Megalomani olarak da bilinir. Kendi değerini aşırı abartarak önemli biri olduğu şeklinde sanrılar geliştirir. Daha da ileri gidip mehdi, evliya hatta peygamber olduğuna inanıp etrafına müritler toplayabilir.

3)Kıskançlık tipi: Patalojik kıskançlık, Othello sendromu, aile paranoyası olarak da bilinir. Eşinin kendisini aldattığına inanır ve sadakatsizliğini ispat etmek için sürekli izler.

4)Erotmanik tip: Ünlü veya makam sahibi, ekonomik üst düzeye mensup biri tarafından sevildiğine inanır. Film yıldızı, şarkıcı gibi kamuoyunca tanınan kişilerin baş tacizcisidir.

5)Somatik tip: Hipokondriak (Hastalık hastalığı) psikoz olarak da bilinir. En belirgin sanrıları AİDS, Verem gibi önemli bir enfeksiyona yakalandığı ya da yılan veya böcek soktuğu veya midesinde yılan olduğu ya da kusurlu ve çirkin organlara sahip bulunduğu şeklindedir.

Düşünce bozuklukları ile beyin kimyası bozuklukları arasında bir ilişki vardır. Bir araştırmacıya göre; "Çarpık düşüncenin molekülü de çarpık olur.” Tüm cinsel ve ruhsal kökenli hastalıklarda Pluto baş roldedir. Beynin çeşitli merkezlerine sert açılarla dokunduğunda; Güneş(Thalamus), Ay (Hipotalamus-Limbik Alan), Mars (Amigdala), Venüs (Substansia Nigra), Merkür (Subthalamus), Satürn (Putamen), Jüpiter (Globus Pallidus), Ay düğümleri (Nücleus Caudatus) Şizofreniden kişilik vakalarına (yeri geldikçe açıklayacağız) kadar ciddi hasarlara yol açar.

Freud tüm içgüdülerin temelini libido enerjisine bağlıyordu. Daha sonra Ölüm içgüdüsü (Thanatos) Yaşam içgüdüsü (Eros) da teorisine eklendi, fakat bu konuya onun ekolünü izleyen ve geliştiren psikanalist Melanie Klein ve daha sonra Varoluşçu psikanalist Irvin Yalom parmak bastı. Ölüm korkusu bu aksın en temel korkusu olmakla birlikte aynı zamanda kılık değiştirerek yaşama yansıyan tüm korkuların ana kaynağıdır. Bu nedenle bunu başlı başına ele alacağız, yoksa Akrep'le ilgili söylediğimiz her şey havada asılı kalır.

BAŞLICA PSİKOLOJİK FONKSİYONLAR.

Ölüm Teması: Ölüm insanoğlunun en büyük varoluşsal kaygısıdır. Ölüm bir sınır durumudur ve insanın kişisel ölümüyle yüzleşmesi veya yakınlarının ölümüne tanık olması yaşam biçimini yeniden gözden geçirmesini ve daha anlamlı kılmasını sağlar. Ölüm yaşamın ertelenemeyeceğine dair en güçlü katalizördür. Ciddi hastalıklar da insanı ölümle yüzleştiren önemli bir etkendir. İnsanoğlu ölüm korkusuyla başa çıkabilmek için İnkar, Bastırma, Saldırganlık, Kontrol, Özel olduğuna inanma ve Sihirli kurtarıcı gibi çeşitli savunma mekanizmaları geliştirir. Bu durum nevrotik bir hal aldığında kişi yaşamayı reddederek ölümden kurtulmaya çalışır. Otto Rank nevrotik bireyi "borcu (ölüm) ödemekten kaçınmak için krediyi (hayatı) almayı reddeden” olarak tanımlar. Rank, Manilius’un "Doğar doğmaz ölmeye başlıyoruz” görüşüne de katılarak, annenin dölyatağında doğumu bekleyen dölütün güven içinde ve rahat olduğunu, doğum sırasında bedensel olarak anneden ayrılıp kopmanın ve solunum güçlüğünün temel ölüm kaygı ve korkusunu oluşturduğunu ileri sürmüştür. Peki, Akrep bu süreçte nasıl işler? Akrep, Eros ve Thanatos’la birlikte parmak uçlarında dans eder. Zevkten ölmeye dünden hazırdır, ama en ufak bir acı onu hayata döndürür. Kendini sürekli bir var eder bir yok eder. Kontrol ve saldırganlık mekanizmalarını sürekli devrede tutarak ölüme meydan okur. Acizliğe hiç tahammülü yoktur. Yöneticisi Pluto Yeraltı (ölüm) Tanrısı Hades'tir. Ölüm yalnızca onun tekelindedir, öldürme lutfunu Tanrıya bile bağışlamaz. (Ateş çemberine alınan Akrep teslim olmaktansa tüm zehrini kendine akıtarak intihar eder). İntihar, ölüme karşı bir tür egemenliktir. Çünkü Akrep korkunç bir mekanizmanın onu yutmasını beklemek yerine kaderi üzerinde aktif kontrol sağlamayı yeğler. Akrep bir "TANRI" olmadığını, "ÖLÜMLÜ BİR FANİ” olduğunu ancak "ACİZ” kaldığında öğrenir. Ölümün, danışmanlığını üstlenmesine izin verdiğinde ise "YENİDEN DOĞAR”.

Dönüşüm (Yıkmak-Yeniden yapmak): Dönüşüm doğada mevsimler, insan bedeninde de sürekli biten ve yeniden başlayan döngülerle karakterize olur. Vücudumuzdaki tüm atom sayısının % 98’i her yıl değişmektedir. Derimiz 5 haftada yenilenir. Görünüşte çok katı ve sert olan iskelet bile her üç ayda bir tamamen yenilenir. Mide zarındaki tipik bir hücre sadece birkaç gün yaşar. Alyuvarların ömrü 2-3 aydır. Karaciğer hücrelerinin yenilenmesi birkaç yıl sürer. Sadece Kalp ve Beyin hücreleri yenilenmez (şu an ki bulgulara göre). Akrep yaşamın sonsuz bir çizgi değil sonsuz bir spiral olduğuna, Başlangıç ve Sonun sürekli iç içe devindiğine inanır. Çürüyen, bozulan ne varsa söküp atar yerine yenisini yaratır. Dönüşüm (Transformasyon) ve Başkalaşım (Metamorfoz) onun temel içgüdüsüdür ve önünde duran her şeyi silip süpürecek güçtedir. Bu aynı zamanda Simyanın son safhasıdır. Önce saflaştırılıp (Başak) sonra birleştirilen (Terazi) maden (ruh-beden) en sonunda simyacıların "Siyah Altın” dedikleri (Akrep) cevhere dönüşür.

Güç ve İktidar Tutkusu: En manyakça tutkusudur. Akrep'in olduğu her yerde (olmadığı hiçbir yer yoktur) güç savaşları yaşanır. Irvin Yalom "İnsan güce ulaştığı derecede ölüm korkusu hafifler ve özel oluşuna dair inancı güçlenir" der. Bunun astrolojik tercümesi Akrep sürecidir. İktidarsızlık Akrep için ölüm anlamına geldiğinden sürekli iktidar peşinde koşar. Bir Örümcek gibi durmadan ağ örer. Ağa takılan zavallı kurbanıyla oynamaktan haz duyar. Ama ipin bir ucu da kendisindedir. En ufak bir gevşemede avının azat olacağını bildiğinden ipin ucunu kaçırmaktan ödü kopar. Kendi gücüne tutsak olur, avıyla birlikte kapana kısılır kalır. Kaderi güç ve acizlik deneyimlerinin bir toplamıdır.

Melek mi - Şeytan mı?: Bu, insanoğlunun en önemli ikilemlerinden biridir, ama genellikle Melek baş tacı edilirken, Şeytan kapı dışarı edilir. Onu kimse sahiplenmek istemez bu yüzden de o herkesi sahiplenir. Şeytan tüm kötülüklerin bilinen adresidir. C.Jung’un bu konuya yaklaşımı tam isabet; "Kötülüğün insanın, kendi seçimi olmadığı halde, doğasında daima yaşadığı gerçeğini idrak edersek, psikolojik dünyamızda kötülük iyinin eşit ve zıt partneri olarak yerini alır.” Akrep'ler ya da yoğun Akrep etkisi olanlar çoğunlukla içlerindeki şeytanı bastırıp, melek maskesi takarak masumca ortalıkta dolanırlar, ta ki kuyruklarına basılana dek. Zehirli iğnesi kuyruk ucundan damarınıza bodoslama girdiğinde canınız fena yanar, ama Akrep'in gerçek yüzüyle de tanışmış olursunuz. Aslında siz bu yüzü bir yerden tanıyorsunuzdur, o biraz size de benzemiyor mu? Hani korkup kapıyı yüzüne çarptığınız yabancı vardı ya! Hatırladınız değil mi? Oturup halleşin o zaman. Kaçmakla kurtulamazsınız.

Kuşku, Gizlilik (Dedektif Ruhu): Akrep'in dünyası gizli saklı ve şifrelidir. Ketumdur. Kendini kolay açığa vermez fakat başkalarına ait gizli kapaklı ne varsa bir dedektif gibi ortaya çıkarmakta üstüne yoktur. Sır olan, Tabu olan her şeyi hallaç pamuğu gibi atmaya bayılır. Görünenin ötesini keşfetme dürtüsü onu Faust yapar. Stratejisi iç gözlem, delip geçme ve sağlıklı şüphedir. Fakat sıkça yaşadığı doz aşımı onu normal olandan anormal olana doğru hızla savurur. Merak nasıl kediyi (İkizler'i) öldürürse, kuşku da Akrep'i öldürür. (Kedi dokuz canlıysa, Akrep kırk canlıdır.) Kuşku onu yetenekli bir dedektif yapabileceği gibi tehlikeli bir casus ya da aşk katili yapabilir.

İçimizdeki Şifacı-Büyücü-Vampir: Akrep muazzam bir ruh gücü taşır. Bu gücün olumlu yüzü Şifacıdır. Psikanalist ve Cerrah olarak eşi benzeri yoktur. Şefkat yerine neşteri tercih eder. Keser, deşer, oyar. Acı reçeteden yana katı bir tedavicidir. Olumsuz yüzü ise Büyücü (Manipülatör) ve uç noktada kan içici Vampirdir. Kurbanını kendine bağımlı kılmak, kullanmak hatta yok etmek stratejisi izler. Steven &Jodie Forrest, düşük yolu takip eden Akrep'i çok güzel tanımlıyor; “Yalnız kendisine zarar vermekle kalmaz, gölgelerin pençesindeki insanları anlamsızca "kendileriyle yüzleşmeye” zorlayarak, acı psikolojik gerçeklerle ilgilenmelerinde ısrar ederek onları da sokmaya başlar. Pandora’nın kutusu açılır.. ama kimse kutunun nasıl kapanacağını veya serbest kalan iblislerle ne yapması gerektiğini bilmez.” İnsanlarda bastırıcı mekanizmanın bulunmasının bir anlamı vardır. Bu mekanizma bilinçsizce kullanıldığında bilinç büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalır. Akrep'te bastırma mekanizması kusurlu çalıştığından başkalarına zarar verme potansiyeli çok yüksektir. Kaş yapıyım derken göz çıkarabilir. Kuyruğundaki zehri seruma dönüştürmeden insanları tedavi etmeyi başaramaz.

Takıntı ve Saplantılar: Pluto insan ruhunun en derin katmanına nüfuz ettiğinden en büyük takıntı ve saplantıları temsil eder. Tıp Literatüründe yer alan "Kazanova ve Don Juan sendromu" nu biraz açalım. Kazanova duyguları bir yana bırakan cinsel eylem meraklısı bir erkektir. Kafasını çalıştırdığı tek konu avını nasıl elde edeceğidir. Ahlak kuralı, toplum normu, ayıp, günah gibi etik ve moral değerlere kafa yormaz. Onun kafasındaki tek düşünce; "Hiçbir Kadın masum değildir ve onun içindeki şeytanı dışarı çıkarmalıyım” saplantısıdır. Burada Pluto’ya Mars-Merkür açıları da destek verir. Don Juan ise, Kazanova gibi cinselliğe direkt değil dolaylı yollarla yanaşır. Venüs ve Neptün işin içine girince Akrep teması yumuşar. Duygusal ve Romantiktir. İkisinin de çapkınlık maskesinin ardında ciddi iktidarsızlık problemi veya anneyle (kaos-bilinçaltı) çözülmemiş sorunları vardır. Kadında ki vahim tablo ise "Femme Fatale" (ölüm getiren, felaket getiren kadın)-“La belle dame sans merci”(Acımasız güzel kadın)-Tarantula (zehirli örümcek-kara dul) şeklinde baştan çıkarıcı, ayartıcı modellerdir. Erkek de ki cinsel fetih takıntısının da Kadındaki Fahişelik saplantısının da görünenin ötesindeki klinik tablosu ölüm korkusuna dayanabilir, çünkü aşırı cinsel ölümden bir tür kaçış şeklidir. (Yükselen Akrep, Ay-Venüs Akrep'te, Neptün Akrep'te veya bol Akrep temasıyla birlikte Pluto-Venüs-Ay-Güneş-Neptün sert açıları rol oynayabilir. Bir diğer önemli etken de Güney Ay Düğümüdür -özellikle bir planetle kavuşum yapıyorsa)

Derinlik,Yoğunluk ve Aşırılık:Akrep'in felsefesi "Ya hep ya hiç"tir. Ortası yoktur. "Ya Ak ya Kara"dır. Ara tonları yoktur. Ya öldüresiye sever ya öldüresiye nefret eder. Akrep içgüdülerinin emrindedir. Bilinçaltını, bilinç düzeyine taşımak en temel iç güdüsüdür. Bilinçaltı dipsiz bucaksız bir gayya kuyusu, kızgın bir magma tabakasıdır. Lavlarının gazabı acımasızdır. Bilinçaltı şiddetli bir depremle sarsılmaya başladığında, bilinçle durdurulması mümkün değildir. Bu ölümcül süreçte Mantık hiçbir işe yaramaz, acıyı hissetmek yaraya bir nebze merhem çalsa da, ancak acizliği kabul kesin şifadır. Ne ironiktir ki, içten içe kaynayan ve bir volkan gibi her an patlamaya hazır bu magma tabakasının dış yüzü bir buz tabakasıyla kaplıdır. Dışında kalırsanız dondurur, içine düşerseniz yakar kavurur.

Kıskançlık, Kin, Nefret, Hırs, İntikam: Akrep'in zehrinin bileşenleridir. Kuyruğuna basarsanız sokar. Basmasanız da sokar. Durduk yerde de sokar. Sokmak içgüdüsel ihtiyacıdır. En derin haz kaynağıdır. Engellenemez dürtüsüdür. Şuurunu ve kontrolünü yitirdiğinde döner kendini sokar.

Manipülasyon: Pluto, manipülasyonun babasıdır. Akrep İsteklerini elde etmek için ortalığı birbirine katması, hile yapması gerektiğini konuşmaya başlamadan önce öğrenir. Neye mal olursa olsun kendi dediğinin olmasını ister. Amacın aracı haklı kıldığını düşünür. Bazen Makyavelli’ye benzer. Hiç çekilmez olur.

Dayanıklılık ve Sebat: Hayatta kalmanın acımasız mücadelesi, Akrep'in dayanıklılık ve sebat sınavıdır. Çok badireler atlatır, ama pes etmez. Türkiye’nin burcu da Akrep'tir. Birinci evinde Pluto vardır. (Böcek gibi üreyen nüfus-belden aşağı takıntısı) Türk siyaset yaşamı fokur fokur Akrep kaynar. Siz çocukken siyaset sahnesine yerleşenler, siz çocuk hatta torun sahibi olduğunuzda bile hala hayatta ve ayaktadırlar. Pluto’nun metali Plütonyum dur. Bütün metaller içinde elektriksel direnci en yüksek olan Radyoaktif kimyasal bir elementtir. Son Tahlilde Akrep'lerin radyoaktiviteye de dayanıklı olduğu ortaya çıkmıştır. Artık gerisini siz düşünün.

Sezgi: Akrep'in paha biçilmez ve ele geçirilmez içgüdüsel hazinesidir.

Akrep'in Gözleri: Tuzaktır. Akrep tepeden tırnağa manyetizmayla kaplıdır. Mıknatıs gibi istediği her şeyi kendine çeker. Koyu ve derin gözleri hipnotize eder, ısrarlı ve delici bakışları ruhunuza işler. Akrep'in gözleri temsil ettiği 8.evin sokak kapısıdır. Hasbel-kader bu kapıdan içeri adım attıysanız eğer, burnunuz sürtülmeden çıkış yolunu bulamazsınız. Burası yarasaların çığlık çığlığa uçuştuğu, karanlık, rutubetli, soğuk, ürkütücü bir dehlizi andırır. Buradaki Malzeme Karun hazineleri kadar zengindir, ama el sürmeye korkarsınız. Ölüm ve ötesi, cinsellik, içgüdüler, büyüler, gölgeler çil çil altın gibi etrafınıza saçılır. Oysa siz sadece tek bir şey istersiniz, buradan bir an önce kaçıp kurtulmak. Buradaki ham maddeleri sabırla işleyip cevhere dönüştürmeden bir çıkış yolu var mıdır? Bilmiyorum.

Astrolog Stephen Arroyo’nun işaret ettiği gibi, 8.ev süreci ruhların cennete girmeye uygun hale gelinceye kadar dünyada işledikleri günahlardan acı çekerek arındırılmaları gereken yere "ARAF"a benzer. Ve Steven Forrest ekler; "Bu süreçte ya temizlenip, arınırız ya da psikolojik dip akıntılara direnip depresyona gireriz. Yapılması gereken, kişiliğin bilinçaltındaki kökleriyle yeniden bütünleşmesini sağlamaktır ve bu süreçte en büyük dostumuz kendimize karşı dürüst olmak ve olgunlaşma yolundaki büyüme sancılarını kucaklamaktır.”

Ve unutmamalıyız ki;

"Ağaçlar güçlü köklerini göğe uzatmazlar, aksine toprağın derinliklerine gizlerler”

(Eski bir deyiş)


HERKESE SEVGİLER


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Akrep Burcu Genel Özellikleri” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Google [Bot] ve 2 misafir