Cevapsız iletiler | Aktif konular Sistem saati: Pts 06 Şub, 2012 15:52



Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 
Medikal Astroloji-KOVA 
Yazar Mesaj
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt 17 Haz, 2006 23:21
İleti: 1293
YaÅŸ: 26

Konum: MuÄžLa
İleti Medikal Astroloji-KOVA

Sponsor Reklam AlanI

Sponsor Reklam AlanI

___________________________________________________
"Gece gündüz seni olduğunun dışında bir kişi yapmak için

elinden geleni ardına koymayan bir dünyada,

kendinden başka birisi olmamak için verilen savaş

insanoğlunun yapabileceği en güç savaştır

ve bu savaÅŸ hiç bitmez.”

E.E.Cummings



İnsan arızalanan parçaları tek tek tamir edilebilen ve ortaya çıkan yan etkilerle de başka bir aksamı bozulan Newtonvari bir makine midir? Yoksa bir eko sistem midir?

Frekansımızı Uranüs dalga boyuna ayarlayalım. Kova Burcunun teori ve hipotezleri ışığında sorularımıza yanıt arayalım...

KOVA BURCU DERECELERİ:

1. Right tibial nerve(Obesity): Sağ kaval kemiği siniri, Şişmanlık

2. Left tibial nerve: Sol kaval kemiÄŸi siniri

3. Right fibula: Sağ kamış kemiği (Dizden aşağıdaki iki incik kemiğin ufağı)

4. Left fibula: Sol kamış kemiği

5. Nerve of right fibula: SaÄŸ fibula siniri

6. Nerve of left fibula(Sight): Sol fibula siniri, Görme duyusu

7. Right saphenous veins: SaÄŸ safene ait damarlar. (Bacaktaki sinir ve toplardamara ait)

8. Left saphenous veins (Anaemia): Sol safene ait damarlar, Anemi (Kansızlık)

9. Skin of right lower leg: SaÄŸ alt bacak derisi

10. Skin of left lower leg: Sol alt bacak derisi

11. Right cruciate ligaments: Sağ haç şeklindeki bağ dokuları

12. Left cruciate ligaments: Sol haç şeklindeki bağ dokuları

13. Right tibial artery (Rheumatic fever): SaÄŸ tibyal arter. (Kaval kemiÄŸine ait damar)

14. Left tibial artery: Sol tibyal arter

15. Lymph vessels of right lower leg: Sağ alt bacak lenf damarları

16. Lymph vessels of left lower leg: Sol alt bacak lenf damarları

17. Spinal nervous system: Bel kemiÄŸine ait sinir sistemi

18. Spinal nervous system (chronic glomerulonephritis): Bel kemiğine ait sinir sistemi,Kronik böbrek iltihabı.

19. Spinal nervous system (Spine): Bel kemiÄŸine ait sinir sistemi, Omurga

20. Spinal nervous system: Bel kemiÄŸine ait sinir sistemi

21. Spinal nervous system: Bel kemiÄŸine ait sinir sistemi

22. Right gastrocnemius muscle (Appendicitis): Sağ gastroknemyus (Baldır ikiz kası) Apandisit

23. Left gastrocnemius muscle (Rheumatism): Sol baldır ikiz kası, Romatizma

24. Right tibialis anterior muscle: Sağ kaval kemiğine ait ön kas.

25. Left tibialis anterior muscle (Alcoholism, abscess): Sol kaval kemiğine ait ön kas, Alkolizm, Apseler.

26. Right fibula (Nervous debility): SaÄŸ fibula, Sinir bozukluÄŸu

27. Left fibula (Goitre): Sol fibula, Guatr

28. Right tibia: SaÄŸ kaval kemiÄŸi

29. Left tibia (Neuritis): Sol kaval kemiği, Nevrit (Sinir iltihabı)

30. Right Ankle bone: SaÄŸ ayak bileÄŸi kemiÄŸi

Kova Burcu’nun yönetici planeti Uranüs, GüneÅŸ Sistemi içinde 98 derecelik dik ekseniyle bir istisnadır. "Sistem içinde varım ama özgün yapımla” diyen aykırı tavrın temelinde ne vardır? Bütünün bir parçası olduÄŸumuzu yabana atmadan ama bireyliÄŸimizi de sürü psikolojisine kurban etmeden var olabilmeyi baÅŸarmak. Uranüs, deÄŸiÅŸtiren, yenileyen, özgürleÅŸtiren, gergin ve huzursuz enerjisi ile Satürn’ün kristalize ettiklerini parçalar, dağıtır. Bilinenle yetinmez, kural ve sınır tanımaz. Yunan Filozofu Heraklitus "Aynı ırmaÄŸa iki kez giremezsiniz, çünkü su sürekli akar” demiÅŸ. Aynı ÅŸey bedenimiz için de geçerlidir. Ama biz onu katı ve duraÄŸan maddesel bir nesne olarak görme eÄŸilimi taşırız. Oysa maddesel beden; atomların ırmağıdır, zihin; bir düşünceler ırmağıdır ve onları bir arada tutanda zeka ırmağıdır. Einsten’ın ünlü (E=mc2 ) denklemi enerjinin maddeye dönüşebileceÄŸini kanıtladı ve bu da fiziÄŸin "ufaktan daha ufak" engelinin ötesine geçmelerini saÄŸladı. Aynen organların dokulara, dokuların hücrelere, hücrelerin moleküllere ve atomlara, protonlara, elektronlara, zerrelere ve son olarak hiçbir ÅŸeye ayrışması gibi. Hiçbir ÅŸey BoÅŸluk tur. Yani enerjinin temelinde boÅŸluk vardır. İnsan da atomlardan oluÅŸtuÄŸuna ve ham maddesinin yaklaşık %99 u boÅŸluk olduÄŸuna göre zihin ve beden paralel uzaylar gibidir. Zihinsel uzayda olan her hangi bir ÅŸey fiziksel uzayda da iz bırakır. Kova çağının eÅŸiÄŸinde, Uranüs kendi burcunda seyrederken dikkatimizi iç uzaydan gelen habercilere çevirir. Bunlar Neurotransmitter adını alan iletici moleküllerdir.

BAŞLICA ORGANİK FONKSİYONLARI:

Dolaşım Sistemi: Üç bölümden oluşur; 1)Kalp, 2)Damarlar, 3)Dolaşım sıvısı kan

İnsanda kapalı kan dolaşımı vardır ve iki kısımda incelenir; 1)Küçük kan dolaşımı Kalpteki kirli kanın akciğerde temizlenerek kalbe getirilmesidir. 2)Büyük kan dolaşımı; Kalpteki temiz kanın vücut dokularına dağıtılması, dokularda kirlenen kanın kalbe getirilmesidir.

Ritmik Atım-Nabız (Pulsation): Kan dolaşımını düzenleyen motor sistem kalptir. Kalp çok düzenli olarak kasılma (sistol) ve gevÅŸeme (diyastol) hareketleri yapar. Sistol basınç dalgası atar damarda "Nabız Atışı” ÅŸeklinde belirginleÅŸir. Sempatik sinirler kalbin çalışmasını hızlandırırlar. Parasempatik sisteme ait vagus siniri kalp atışını yavaÅŸlatır. Adrenalin ve tiroksin hormonu kalp atışını hızlandırır. Asetilkolin ise kalbin çalışmasını yavaÅŸlatır.

Dr.Deepak Chopra; nabzı radyo dalgasına benzeterek şöyle demektedir;

"Bir radyo dalgasının tüm senfoniyi taşıması gibi,vücut da tüm çalışmasını nabız vasıtasıyla belli eder” Ona göre her hücre kan dolaşımı yolu ile kalbe sinyaller gönderir. Daha sonra bu sinyaller nabza iletilir. Böylece nabız dinleyerek iç organlardaki aksaklıklar anlaşılabilmektedir. Nabızdan teÅŸhisin önemi dengesizlikleri hastalık oluÅŸmadan önce saptayabilmektir.

Dolaşım sitemine ait rahatsızlıklar: Kalp kapakçığı ve ritim bozukluğu, Taşikardi Çarpıntı, Varis, El ve ayaklardaki dolaşım bozukluğu. Raynaud hastalığı (şiddetli dolaşım bozukluğundan kaynaklanan el ve ayak parmaklarının soğuğa maruz kalınca önce bembeyaz kesilmesi sonra kızarması ve morarması olarak gözükür)

Dolaşım sisteminin psikolojik fonksiyonu bize her durum ve olayın dinamik olduğunu asla durağan kalmadığını gösterir. Değişimin kaçınılmaz olduğunu kabul etmekte zorlandığımızda doğal akışı bozarız.

İletici Moleküller (Neurotransmitter): Bunlar Sinir Sistemi Haberci Molekülleri olup hücresel elektrik akışını saÄŸlarlar. Duygularımızı, arzularımızı, sezgilerimizi ve düşlerimizi kimyasallara çevirerek beyinden dışarı-içeri yarışan koÅŸucular gibi çalışırlar. Bu zeki kimyasallar sadece beyin tarafından üretilmez aynı zamanda bağışıklık sistemi tarafından da yapılırlar. Nöro-Transmitterler, Nöro-peptidlerle birlikte zekanın Know-how (nasıl yapıldığını bilme) özelliÄŸini tüm fizyolojiye yayarlar. Bunlara beyin telgrafları da diyebiliriz. Bilincin içeriÄŸi fizyolojiyi deÄŸiÅŸtirir. Olumsuz duygular (öfke,nefret,kin,korku) organları zorlayan ve tahrip eden nöro-kimyasal maddelerin, olumlu duygular (sevgi, gülme, taktir, ÅŸefkat) ise saÄŸlığı destekleyen kimyasal maddelerin salınmasına yol açar. Nöro-peptidlerin büyük yeteneÄŸi zihnin emirlerine ışık hızıyla karşılık verebilmesidir. Bilim daha ÅŸimdiden yüzlerce nöro-peptid’in varlığını ve bedenin her yerinde yapıldığını keÅŸfetmiÅŸtir. Bu da bedenimizin "düşünen bir beden” olduÄŸu tezini doÄŸrulamakta aynı zamanda yaratılış ve zekanın açıklanmasına ışık tutmaktadır.

Spazm, Kramp, Kriz, Felç (Paralysıs): Spazm; bir kasın istek dışı birdenbire ve ÅŸiddetli kasılmasıdır. Kriz; acil durumu tanımlamakla birlikte tıp dilinde bazı hastalıklarda görülen ani aÄŸrı nöbetidir. Felç; Kas ve sinir bozukluÄŸuna baÄŸlı olarak geliÅŸen hareket etme yeteneÄŸinin kaybıdır. Pek çok çeÅŸidi vardır. Bell Felci; Yüz felcinin en çok görülen biçimidir. Yüz siniri (nervus facialis) yüze gelmeden önce kulak ve mastoid kemikleri içindeki bir kanaldan geçip, kulak altına gelir. Yüz siniri bu kanal içinde iltihaplanır ve uyarıları iletmez. Bu durum geçicidir ve birkaç hafta içinde yok olur. Yüzün felçli tarafındaki göz küçülür ve yaÅŸarır, aÄŸzın felçli kısmı da devamlı akar. Tıp henüz yüz felcinin kesin nedenini bulamamıştır, ama Astroloji baÅŸat olarak Uranüs enerjisini iÅŸaret etmektedir. Özellikle Uranüs’ün Mars ve Yükselen ile sert etkileÅŸimi dikkat çekicidir. Poliomyelitis; OmuriliÄŸin gri maddesinin iltihabı, çocuk felcidir. Uranüs’ün Mars ve Merkür ile uyumsuzluÄŸuna Pluto da eÅŸlik eder. Genel olarak felç durumunda Uranüs-GüneÅŸ-Mars ve Satürn sert etkileÅŸimi baÅŸ roldedir. Uranüs-Ay -Venüs sert etkileÅŸimi de düzensiz ve sancılı adet kanamasına (Dysmenorrhoea), Spazmlı böbrek aÄŸrılarına yol açar.

Åžoklar: 1)Travma veya sıvı kaybı sebebiyle ani olarak ortaya çıkan periferik dolaşım yetmezliÄŸi; Alçak kan basıncı, soÄŸuk, nemli, soluk bir deri ve bitkinlik ile huzursuzluk hali, bazen de bilinç kaybı görülür. 2)Ani müdahale sonucu görülen ÅŸiddetli sarsıntı, darbe, elektrik çarpması vb. ÇeÅŸitli ÅŸok durumları vardır. Bakteri toksinlerinin kana geçmesi ve dokulara yayılması sonucu "Toksit Åžok” oluÅŸur. 3)Ruhsal ÅŸok; Her hangi bir olaya baÄŸlı korku, heyecan ve benzeri psiÅŸik faktörlerin yarattığı, kiÅŸiyi uzun süre etkisi altında bırakan psikolojik ÅŸoktur.

Spazm, Kramp, Felç ve Şok gibi rahatsızlıkların temelinde; Hayatın değişim olduğu gerçeğini ısrarla reddetme ve doğal akışa şiddetle direnme etkendir.

Beyin hasarlarına yol açan ciddi hastalıklar: Sara (Epilepsi); Beyin yüzeyindeki elektrik akımının denetlenememesi nedeniyle beyin üzerinde bir elektrik fırtınası oluÅŸması sonucu ortaya çıkan vücut kaslarının ÅŸiddetli spazmlarına yol açan bir hastalıktır. Parkinson; Kasların sertleÅŸtiÄŸi ve hastada devamlı titreme ya da sarsılmaların görüldüğü bir sinir sistemi hastalığıdır. Kore Hastalığı; Devamlı, istemsiz sıçrama hareketlerinin görüldüğü bir durumdur. Kore’nin iki çeÅŸidi vardır; 1)Sydenham Koresi: Romatizmaya eÅŸlik eden beyin iltihabıdır. 2)Huntington Koresi: Kalıtsal bir hastalıktır. Alzheimer, Migren, Beyin Felci, Beyin Urları vb. GüneÅŸ-Ay-Mars öncülünün yanı sıra jenerasyon planetleri Uranüs-Neptün-Pluto baÅŸ etkendir.

Çarpık kromozom ve Anormal oluÅŸumlar:. Albenizm (DoÄŸuÅŸtan beyaz saçlı), Lupus (Deri veremi),Anormal ve acayip hücre çoÄŸalmaları. Vücut organlarının ters yerde bulunması; ÖrneÄŸin; Dekstrokardi; Kalbin göğsün sağında bulunmasıdır. Bu durum çoÄŸunlukla ölümle sonuçlanır. Bu anormallikle birlikte karın organlarının da yer deÄŸiÅŸtirmesi görülebilir. Bu duruma "Situs invertus" denir. Uranüs’e özgü son derece nadir rastlanılan patolojik bozukluklardır.

Teşhisi zor hastalıklar, Beklenmedik kazalar, Ani Ölümler: Yaşamda hiç bir şey kalıcı değildir ve hiçbir şey aynı koşullarda varlığını sürdüremez. Bu yalın gerçeğe sırt çevirdiğimizde ani ve beklenmedik bir şekilde istenmeyen değişimle yüz yüze geliriz. Gerilimli Uranüs açıları altüst edici enerjileri açığa çıkardığından teşhisi konulamayan hastalıklara yol açabildiği gibi mekanik ve elektrikli aletlerle de sorun yaratır. Kazalara açık bir yapı verir. Çarpma ve patlamalara bağlı ani ölümlere neden olur. Mars-Uranüs gergin açıları başı çeker.

Yırtılma, Gerilme ve Kopmalar (Ruptures): Fıtık baÅŸta olmak üzere ciddi organ hasarları özellikle Sakatlıklar görülebilir. Uranüs (Gerilim) – Satürn (Direnç) sert açılarına olumsuz iÅŸleyen Mars (Hücum) ve Pluto (Yıkım) da katılıyorsa organ kaybı olabilir. Buna ameliyatla organ çıkarılması da dahildir.

Dış Gebelik, Gebelik sırasında travmalar, Prematüre doğumlar: 5.ev hamilelik ve doğumu da kapsadığından bilhassa Uranüs 5.evde yer alıyorsa, 5.ev ile 11.ev arasında karşıt açılar egemense, 6.ve 8. ev arasında da sert etkileşim varsa erken doğum (sinir sistemi tam gelişmeden), dış gebelik, düşük, kürtaj görülebilir.

EÅŸcinsellik: Tıp literatüründe Uranism:Homoseksüellik, Uranist: Homoseksüel anlamında kullanılmaktadır. Bundan tüm Kova burçlarının ya da Uranyen insanların eÅŸcinsel eÄŸilimlere sahip olduÄŸu gibi hatalı bir çıkarsamada bulunamayız .Bu hassas konuda Venüs ve Neptün açılarının yanı sıra GüneÅŸ, Ay ve Mars’ın pozisyonlarına da bakmak gerekir. Çift sembollü burçlar (İkizler, Terazi, Kova, Balık) ve temsil ettiÄŸi evler, Hava ve Su elementleri çok titiz bir ÅŸekilde incelenmelidir.

Normalde Uranüs ırk, dil, din gibi ayrımlarla uğraşmadığı gibi cinsiyet ayrımı üzerinde de durmaz. Daha çok Üni-seks eğilimler Kova kişiliğine özgüdür.

Tikler: Merkür’ün mimikleri bir üst oktav olan Uranüs'te tikler olarak karşımıza çıkabilir. Mars-Uranüs gerilimli açıları son derece önemlidir.

El ve Ayak bilekleri: Bedenimizdeki her dengesizlik belirli bir dalga fonksiyonu yaratır ve bu hassas dalgaların en kolay hissedildiÄŸi yerler bilekteki radyal arterdir. Kova’nın en hassas noktası da el ve ayak bilekleridir. Olaylara at gözlüğü ile bakma, esneklikten yoksunluk, eÄŸilmezlik doÄŸal akışı engellediÄŸinden kırılma, burkulma, damar damar üstüne binme vakaları sıkça görülür.

Hiperaktivite: Özellikle İkizler-Kova bileşimi sinir sistemini aşırı uyardığından hiperaktivite sıkça görülür. Ay-Güneş Kova/Yükselen. İkizler ya da tersi. Mars Kova veya İkizler'de ya da Mars-Merkür-Uranüs kombinasyonu dikkat çekicidir.

ASLAN-KOVA aksı yaratıcılık ve özgünlük temalarını içerir. 5.evde görev ve zorunluluklardan uzak benliğini oyunculukla ifade etme ve yaşamdan keyif alma egemenken 11.evde egoyu ve rekabet duygusunu aşıp toplumsal ruh ve işbirliğine yönelme esastır. Bu aksın ortak paydası alkışlara ve yergilere aldırmadan, kişinin içsel olarak ne ise dışta da bunu ortaya koymasıdır. Öz doğasına ihanet ederek aile ve çevre baskısıyla kendine uygun olmayan bir rolü benimseyen insan ağır bir bedel öder. Bu aksla ilgili psikiyatrik tabloya eşlik eden rahatsızlıklar oldukça ciddidir.

Deliryum (Bilinç Kaybı-Çıldırma), Demans (Bunama), Disosiyatif (Konversiyon ) bozukluklar-Histerik Nevroz en sık görülen rahatsızlıklardır.

HİSTERİ: Psiko-nevrozlar kümesinden bir ruhsal bozukluk olan Histeride devinim (hareket), duyu ve bilinç alanlarında, daha seyrek olarak da özerk (otonom) sinir dizgesinde işlev bozuklukları vardır. Bunlar genellikle çözülmemiş ruhsal karmaşaların ve çatışmaların varlığını gösterirler. Histeri klasik çerçevede şu üç başlık altında açıklanabilir;

Konversiyon =Döndürme Disosiyatif =Çözülme Somotizasyon = Bedenleştirme

Histeride oluş nedenleri (genetik-çevresel etkenler); Charcot, histerinin ruhsal doğalı bir hastalık olduğunu, hipnoz ile histerik belirtilerin ortaya çıkabileceğini ileri sürmüş ve bu hastalıkta kalıtımla geçen dejeneratif bir sürecin varlığına inanmıştır.

Onun öğrencilerinden Pi’erre Janet ise; "Histeride "Sabit fikir" (İdee fıxe) temel belirtidir. Bu sabit fikir bilincin zayıflaması ile ortaya çıkan bütün bilinçsiz güçlerin, yani ruhsal otomatizmanın belirtisidir. Duygular, inançlar, istekler ve anılar özel bir ÅŸiddet kazanmakta ve zayıflamış olan bilinçten çözülmektedir.” der. Histeride temel belirti olarak gösterilen "Sabit fikir" bu aksı paylaÅŸan sabit burçların en büyük özelliÄŸidir.

Histerik hastaların çocukluk yaşamları ve ailedeki rol benimsemeleri incelendiğinde bu hastaların aile içinde çok özel bir yeri olduğu görülmektedir. (çocuk ya babanın sevgilisidir, ya annenin en becerikli yardımcısıdır) Ailenin gözbebeği konumundaki kişi örseleyici bir durumla karşılaştığında (kaza, tecavüz, dayak, yasak sevi vb) özel rolü sarsılır ve telafisi organik yitime dönüşür. Bu durum en çok koşuşturan, görev yapan motor dizgede, bacaklarda tutmama (inme) gibi bir işlevsizliğin ortaya çıkmasına yol açar. Artık ortada benimsenmiş olan rolün beklentilerini yaptırtmayan bir hastalık vardır.

Histeride birincil ve ikincil kazanç: Histerik belirti bir çatışmayı temsil etmektedir ve çatışmanın doÄŸuracağı bunaltıyı önlemektedir. Buna birincil kazanç adı verilir. Hasta bir çatışmadan, bunaltıdan kurtulmuÅŸtur; onun yerine bir organda iÅŸlev yitimi olmuÅŸtur. İşte Charcot’nun tanımlamış olduÄŸu Güzel Aldırmazlık (la belle indiff’erence) yani belirtiye karşı aldırmazlığı, hatta hoÅŸnutluk durumunu, konversiyon düzeneÄŸinin saÄŸlamış olduÄŸu bu birincil kazanç kavramı ile anlayabiliriz. Birincil kazancın yanı sıra, konversiyon histerisinde çok zaman ikincil kazançlar da vardır. Bunlar hastanın belirtileri yüzünden gördüğü ilgi, ödün bakım, iÅŸten, sorumluluktan uzak kalma gibi kazançlardır. Ancak, ÅŸunu unutmamak gerekir ki, hem birincil, hem ikincil kazançların saÄŸlanması bilinçdışıdır.

Nöro-biyolojik görüşler: Konversiyon belirtilerinin özellikle kadınlarda ve bedenin sol tarafında daha çok görülmesi bu bozukluğun serebral dominans sorunları olabileceğini düşündürmüştür. Kortizol ve prolaktin hormonları üzerinde durulmuş ve yalancı nöbetlerde kortizol artışı olduğu belirtilmiştir.

Psikanalitik Kuram: Klasik psikanalatik kuramda bu çatışma, çözümlenmemiş Oedipus çatışmasıdır. Histerik, fallik dönemde saplanmış ya da bu döneme gerileme zorunda kalmış kişidir. Burada çocukluktan kalma hiçbir zaman elde edemeyeceği hayali bir sevgi nesnesi söz konusudur. Bu nesneye doğru yöneltilen dürtü, bütün toplumlarda varolan yasak sevi (incest) kuralı ile karşılaşır. Yasak bir dürtünün aşırı sıkıştırılması benlikte bir tehlike olarak algılanır. Böyle bir tehlikeye karşı benliğin kullanıldığı en kestirme yol bu dürtüyü bilinçdışına itmektir. Ancak bastırılan bu dürtü tetikleyici bir uyaranla çatışmaya dönüşür. Buna göre konversiyon histerisinde baskın olan iki düzenek bastırma ve döndürmedir. Bastırma, çatışmanın ve onu doğuran dürtülerin bilinçdışı kalması; konversiyon da bunların somatik bir işlev bozukluğuna (örn. felçlere, anestezilere) döndürülmesidir.

Tarihçesi ve Sağaltım: Hipokrat, histerinin doğaüstü etkenlere bağlı bir bozukluk olmadığını belirtmiş ve hastalığın adını Yunanca dölyatağı (rahim) anlamına gelen hysteron sözcüğünden almıştır. Hipokrat, histerideki belirtileri, doyurulmamış dölyatağının kadın bedeninde dolaşarak bedende başka bir yerde yerleşmesine bağlamıştır. Ortaçağda histeri, şeytana tutulmaya (possession) bağlanmış ve şeytana tutulmuş olan hastalar büyücü olarak görülmüştür. Ortaçağ Avrupasında Histeri, Şizofreni gibi pek çok duygu durum bozukluğu olan binlerce hastaların diri diri yakıldığı bilinmektedir. Hipokrat zamanından beri kullanılan Histeri terimi kişiyi suçlayıcı, kötüleyici anlam yüklenmiş olması gibi nedenlerle artık tıp dilinde kullanılmamaktadır. Histeride göze çarpan yapaylık ve abartılı davranışlar yüzünden hastanın hastalığı bilinçli olarak yarattığı sanılabilir ve bu nedenle hastayı anlamak zorlaşabilir. Ses kısılması (Afoni) konuşamama (Mutizm) oldukça sık görülür, ayrıca gülme-ağlama ve bayılma nöbetleri de hastanın rol yaptığı izlenimini verir. Histerikler genellikle rahatsızlığın altında yatan sorunları kendileri de bilmezler. Bu konuda sezgileri olsa bile bunları dile getirmeye karşı büyük direnç gösterirler. Bu nedenlerle histerik hastaların sağaltımı sanıldığı kadar kolay değildir. Hekim ile Ailenin sabır ve güven dolu işbirliği şarttır.

BAŞLICA PSİKOLOJİK FONKSİYONLARI

Deha ve Delilik çizgisi: Einstein "Bir ÅŸeyi tekrar tekrar deneyip farklı sonuçlar almayı ummak kadar belirgin bir delilik iÅŸareti yoktur” demiÅŸ. Peki o zaman Deha nedir? Deha bize öğretilmeyen yollarla düşünebilme yeteneÄŸidir ve Kova Burcu bu yetenekle donatılmıştır. Ne var ki deha ile delilik arasındaki çizgi çok incedir. Kova bir ayağı yerde (Satürn) bir ayağı gökte (Uranüs) iki arada dolanır. YerleÅŸik düzene ve alışılagelmiÅŸ kurallara uyum saÄŸlamakta zorlandığı için çoÄŸunlukla tuhaf, garip, acayip ve uçuk-kaçık bir yaratık olarak görülür. Oysa Aristo "Bir miktar delilik karışımının bulunmadığı mükemmel bir ruh yoktur” der. Ancak söz konusu olan bir parça deliliktir. Yekpare delilik deÄŸil.

Ait olma ve Birey olma ikilemi: İnsanoÄŸlunun yapısında hem bir yerlere ve bir ÅŸeylere ait olma güdüsü hem de birey olma arzusu vardır. Aslında insan ait olma ve birey olma dansının bilinci içinde kendi yaÅŸamının dokusunu oluÅŸturur. Bireylik kendi yolunu seçebilme yeteneÄŸidir. Ne istiyorsak onu yapabilme özgürlüğüdür. BireyliÄŸin karşısında ise toplum baskısı, yerleÅŸik kalıplara uyma, sosyalleÅŸme gibi muazzam güçler vardır. Steven Forrest’ e göre Kova'nın seçimi; "Taviz vermeden kendini ifade etmeyi öğrenmek” tir.

Özgürlük ve Sürü psikolojisi: S. Forest; "Kova'nın en ölümcül düşmanı kabile içgüdüsüdür.” derken, Kova'nın gerçek anlamda özgürlüğüne kavuÅŸabilmesi için bireyliÄŸini saÄŸlam geliÅŸtirmesi, aynı zamanda otoriteyi sorgulayarak kültürel ve sosyal ÅŸartlanmalardan kurtulması gerektiÄŸini vurgular. KiÅŸi ancak kendi olmayı göze aldığında ve kendi zemininde saÄŸlam durmayı becerdiÄŸinde sürü psikolojisi aşılır. Toplum tarafından lanetlense de sürgün edilse de ayağının altındaki zemin kaymaz çünkü bastığı yeri bilir. Kova pusulayı ÅŸaşırdığında Uranüs imdada yetiÅŸip H.D.Thoreau’nun sözlerini kulağına fısıldar "Herkes duyduÄŸu trampet sesine doÄŸru yürümeli. Her birimizin ayrı bir trampetçisi var; baÅŸkasının trampet sesine doÄŸru yürüyenler hayata uyum saÄŸlayamazlar.”

Bilim ve Teknoloji-KeÅŸifler-İcatlar (Evreka=Buldum efekti): Uranüs bilim ve teknoloji ile 21. yüzyılın gezegenidir. Kova ön planındaki Uranüs ve arka planındaki Satürn enerjilerini doÄŸru kullandığında Bilim ve Teknoloji dev adımlarla geliÅŸir. Thomas Edison (Kova Burcu) bu evrensel akışı yakalamış ve elektriÄŸi bulmuÅŸtur. Uranüs planeti elektrikle hemen hemen aynı zamanda keÅŸfedilmiÅŸtir. Kova kalben ve zihnen bir teorisyendir ve dünya da onun Laboratuarıdır. Sıkça “Evraka” nidaları gökkubbede yankılanır.

DeÄŸiÅŸim, Yenilik, Orijinallik / Egzantriklik/ Marjinallik: Uranüs diÄŸer planetlerin hepsinden fazla deÄŸiÅŸimi sembolize eder. "DeÄŸiÅŸmeyen tek ÅŸey deÄŸiÅŸimdir” düsturuyla hareket eder. O içimizdeki asidir ve doÄŸum haritamızdaki konumu da isyan noktamızdır. Kova kurallara karşı gelmek, mevcut otoriteyi sallamak, tabuları yıkmak için içgüdüsel bir istek duyar. Dik baÅŸlıdır. Sınırlama ve yasaklardan nefret eder. Gelenek ve Göreneklere baÅŸkaldırır. DeÄŸiÅŸim rüzgarları ters yönden estiÄŸinde orijinallik yerini eksantrikliÄŸe ve marjinalliÄŸe bırakır. Aykırı davranışlarla baÅŸkalarını rahatsız eder. Sivri, kopuk, dağıtmış ve yanlış anlaşılan insan haline gelir.

Çılgınlık-Yabanilik-Terslik: Uranüs’ün normu yüksek voltajdır. Bu tehlikeli akım doÄŸru yöne kanalize edilmediÄŸinde tıpkı bir ÅŸimÅŸek ve yıldırım gibi çarpar, yakar. Psikolojik ve organik devreleri koparıp parçalar. Satürn ile bastırdığımız ne varsa Uranüs enerjisi dokunduÄŸunda mayın gibi patlayarak havaya uçar.

EÅŸitlik-KardeÅŸlik-Ütopya: Kova bir yandan bireyliÄŸi savunurken diÄŸer yandan da tüm insanların eÅŸit olmasında direterek biraz kafa karıştırır. Daha da kötüsü hayatı basitleÅŸtirme çabalarıyla iyice karmaşıklaÅŸtırır. J.A. Bertrand’ın iÅŸaret ettiÄŸi gibi; "Kova basitlik peÅŸinde olan karmaşık bir burçtur” Günlük hayatın en sıradan ve basit gerçekleriyle baÅŸa çıkmakta zorlanırken diÄŸer yandan evrensel kardeÅŸlik hatta kozmik kardeÅŸlik peÅŸine düşer. Ütopyalar içinde kaybolur. KaynaÅŸtırmakta zorlandığı deÄŸerler Nazım Hikmet’in aÄŸzından satır satır dökülüp evrene yayılır;

" Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşçesine...”

Soyutlama yeteneÄŸi/ Kopukluk- BaÄŸlantısızlık: Kova'nın olaÄŸanüstü bir soyutlama yeteneÄŸi vardır. Ancak inceldiÄŸi yerden koptuÄŸunda evrenle bağını yitirir. "BirleÅŸik Alan” teorisi yerini "Yerel Gerçek" teorisine kaptırır. Bu zaman da ve boÅŸlukta bağımsız hayatlar süren, ayrı olayları tanımlayan bir terimdir. “Mars'ta ki bir oksijen atomu lokaldir; çünkü Venüs'te ki bir oksijen atomu ile hiçbir alakası yoktur” ya da “İsviçre'de yüksek standartlarda yaÅŸayan bir insanın, Zambiya'da açlıktan ölen bir insanla hiçbir alakası yoktur” gibi tezler üretir. İnsani düzeyde bu tanımlama hiçbir zaman tatmin edici deÄŸildir. Sir Arthur Eddington baÄŸlantısızlığa şöyle karşı çıkmıştır. "Bir elektron titreÅŸtiÄŸinde evren sallanır.”

İnat, Dik baÅŸlılık, Sabit fikir, SoÄŸukluk: Bu özellikler patolojik bir hal aldığında Kova'yı gül bahçesini saran ayrık otuna çevirir. Kova Burcunun herkesten daha fazla kendini tanımaya ihtiyacı vardır. Çünkü diÄŸer insanlar tarafından en yanlış anlaşılanı odur. Barış Hocamın vurguladığı gibi “Kova ve Balık Burçları Zodyak’ın son iki halkasıdır. Bilinçli aklın sınırları ile kendilerini tanıyıp gerçekleÅŸtirmeleri ve bunu yapmadan fani dünyada burç özelliklerini doÄŸru kullanarak yaÅŸamaları çok zordur. ”

Devrim-Reform/ İsyan (AnarÅŸist ruhu): Uranüs ve ötesindeki planetlerin astronomik olarak keÅŸfedildikleri zaman psikolojik olarak keÅŸfedildikleri zamanla aynıdır. Uranüs 1781 yılında, bilinçliliÄŸin global olarak yükseldiÄŸi bir dönemde bulunmuÅŸtur. Amerikan devriminin henüz gerçekleÅŸtiÄŸi ve Fransız devriminin ise ufukta yükselmeye baÅŸladığı dönemdir bu. Aynı zamanda "Aydınlanma Çağı” baÅŸlamıştır. Dünya üzerinde her yerde bireyin deÄŸeri ve otoriteyi sorgulama hakkı kollektif bilinçte hücuma geçmiÅŸtir. Hakimiyet anarÅŸist ruhun eline geçtiÄŸinde ise isyan çıkar. Ortalık karışır. Kova dağıtır. Tozutur. Bir zamanlar Hacette Üniversitesi Psikiyatri bölümü kapısının üstünde şöyle bir yazı varmış; "Herkes dünyayı deÄŸiÅŸtirmeye çalışıyor, fakat hiç kimse kendisini deÄŸiÅŸtirmek istemiyor.” Kova'nın gözden kaçırmaması gereken asıl nokta tam da burasıdır.

Sezgi: Kova'nın düşünce süreci sezgiseldir. Nesneldir. Uygarlığın seyir defterine göz attığımızda insanlık tarihinin Uranüs ve Kova burcunun sezgisine çok şey borçlu olduğunu görürüz.

ArkadaÅŸlıklar, Gruplar, Gelecek, Hedef, Yön tayini : Kova'nın temsil ettiÄŸi 11. evin geleneksel ismi "ArkadaÅŸlar Evi” dir. Guruplar, Organizasyonlar, Toplumsal hareketlerin yanı sıra Gelecek, Amaç, Hedef, Yön, Plan da bu evin kapsamı içindedir. Bu evin baÅŸarısız uygulamasında amaçsızca sürükleniriz. Anı unutup Gelecekte yaÅŸamaya baÅŸlarız. Bu evin baÅŸarılı uygulamasında önce amaç sonra bu amaca uygun arkadaÅŸlarla organize eylemler yer alır. PerÅŸembenin geliÅŸi ÇarÅŸambadan belli olur deyiÅŸi, bu günü ıskaladığımızda geleceÄŸi de heba edeceÄŸimizi ima eder.

Astronomi ve Astroloji: Jung, Astrolojinin, sembollerin dili ve bireyde bulunan özelliklerin eşsiz kombinasyonun anahtarı olarak önemini vurgulamıştır. Eğer hayata baştan başlaması mümkün olabilseydi astroloji araştırmalarına daha fazla zaman ayıracağını ve onu psikolojiyle birlikte kullanacağını söylemiştir.

Einstein ise; "Astroloji baÅŸlı başına aydınlatıcı bir bilimdir. Onun sayesinde çok ÅŸey öğrendim ve ona çok ÅŸey borçluyum ” ayrıca “ Astroloji insanlık için bir tür yaÅŸam iksiridir ” diye belirtmiÅŸtir.

Samanyolu Sisteminin sıradışı gezegeni Uranüs, Mitolojide "Gökyüzü Tanrısı” dır. Astronomi ve Astroloji de bu gökyüzü tanrısının ikiz çocukları gibidir. Her ne kadar günümüzde iki düşman kardeÅŸi oynasalar da gerçekte onlar aynı yumurta ikizidir. Birinin diÄŸerini reddetme hakkı yoktur. Bu aslını inkar etmektir.

Zodyak’ın son halkası Balık Burcu ve yönetici Planeti Neptün yolculuÄŸunda buluÅŸmak üzere,

Sevgiyle ve Sağlıcakla kalın...

Nazan Öngiden

_________________
-İlk pazarlanan şey nedir? Yasak Meyve
-Onu ilk pazarlayan kimdir? Havva
-O şeyin pazarlandığı ilk kişi kimdir? Adem
-Peki bu sürecin başlamasına sebep olan kimdir? Şeytan
-Ve bu pazarlamadan doğan hadise sonucunda yaptırım uygulayan kimdir? Tanrı


Cum 09 May, 2008 00:29
Profile bak E-posta WWW
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr 25 Eyl, 2005 17:57
İleti: 4190
YaÅŸ: 31

Konum: Dark City
İleti 

Sponsor Reklam AlanI

Sponsor Reklam AlanI

___________________________________________________
toplum tarafından garipsenen,
ve bir türlü anlam verielemeyen
yükselen bir kova etkisindeyim: )

teşekkürler kardeşim.

_________________
Resim
AKILLI İNSANLAR AYRI FİKİRDE OLSALARDA,
UYUM İÇİNDE YAŞARLAR.
CAHİL İNSANLAR AYNI FİKİRDEDE OLSALAR,
UYUM İÇİNDE YAŞAYAMAZLAR. .....
(japon)
Resim


Cum 09 May, 2008 08:57
Profile bak E-posta
*SiyahAkrep*
*SiyahAkrep*
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr 11 Şub, 2007 07:13
İleti: 2723
YaÅŸ: 39
İleti 

Sponsor Reklam AlanI

Sponsor Reklam AlanI

___________________________________________________
Daha önce neden bu konulara rastlamadım ki..çünkü sekisi gibi portalı uzun uzun dolaşamıyorum ne yazıkki..kendimden de vakit kalmıyor..

Ben de bir kovayım..ve sanırım kendimle bu derece ilgilenmekle yada bir narsis olmakla sanırım çok doğru yapıyorum yukarıdaki anlatıma göre..çünkü bir kova önce "KENDİNDEN"başlamalıymış kişisel gelişime..gerçi ben yata biri için çok geç kalınmış olsada zararın neresinden dönersen kardır..

ve bu gecikmeyi BALIK etkisine borçluyum ne yazıkki..balığın durgun ve çamurlu sulaında çok yoruldum ve çok zaman harcadım..

ve not:inşallah kendini kimle özdeşleştiriyorsun diye bşir soru gelmez..çünkü kimse tuhaflıkta beni geçemez ne yazıkki..keşke bu konuda herkesden geri olsaydım..

_________________
Resim

"ALEM HEPİMİZE YETER,BİR LOTUS MU FAZLA GELDİ?.."

VE YİNE DİYORUM:"İLLAKİ İNSAN OLMAK"..


Cum 09 May, 2008 15:00
Profile bak
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Konuya cevap yaz   [ 3 ileti ] 

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

| Akrep Portal | Akrep Burcu | Genel Portal | Astral Seyahat| Akreportalnet.com| SeyrüSefa | Rüya Tabirleri | Telekinezi | Eğitim Cafe| Tekil Hit |

www.akreportalnet.com

News News Site map Site map SitemapIndex SitemapIndex RSS Feed RSS Feed Channel list Channel list
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group.
Designed by ST Software for PTF.
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
phpBB SEO