|
EffEndY
*SiyahAkrep*
Kayıt: Pzr 07 May, 2006 21:44 İleti: 957 Yaş: 28 Konum: istanbul
|
 Akrepliğin Özü(Temel Kaynakları)
Sponsor Reklam AlanI
Sponsor Reklam AlanI
___________________________________________________
Akreplik nedir, ne değildir; aşağıda az ama öz olarak anlatılmış. Başka bir kaynağa ihtiyacınız olmayacak.
Aslında Akrep, Kartalın tırtılıdır. Tırtıldan Kartala dönüşmesi efsanevi bir süreçtir. KuyruÄŸunda taşıdığı zehri seruma dönüştürmeyi baÅŸardığında mucize gerçekleÅŸir. O yanıp, küllerinden yeniden doÄŸan "Zümrüd-ü Anka KuÅŸu”dur artık. Akrep insanlığın HABİL kutbundan, KABİL kutbuna uzanan ekseninde yer alır.
(Kaynak: Thomas Hardy, Çeviren: Nazan Öngiden)
Ölüm insanoÄŸlunun en büyük varoluÅŸsal kaygısıdır. Ölüm bir sınır durumudur ve insanın kiÅŸisel ölümüyle yüzleÅŸmesi veya yakınlarının ölümüne tanık olması yaÅŸam biçimini yeniden gözden geçirmesini ve daha anlamlı kılmasını saÄŸlar. Ölüm yaÅŸamın ertelenemeyeceÄŸine dair en güçlü katalizördür. Ciddi hastalıklar da insanı ölümle yüzleÅŸtiren önemli bir etkendir. İnsanoÄŸlu ölüm korkusuyla baÅŸa çıkabilmek için İnkar, Bastırma, Saldırganlık, Kontrol, Özel OlduÄŸuna İnanma ve Sihirli Kurtarıcı gibi çeÅŸitli savunma mekanizmaları geliÅŸtirir. Bu durum nevrotik bir hal aldığında kiÅŸi yaÅŸamayı reddederek ölümden kurtulmaya çalışır. Otto Rank nevrotik bireyi "borcu(ölüm) ödemekten kaçınmak için krediyi(hayatı) almayı reddeden” olarak tanımlar. Rank, Manilius’un "DoÄŸar doÄŸmaz ölmeye baÅŸlıyoruz” görüşüne de katılarak, annenin dölyatağında doÄŸumu bekleyen dölütün güven içinde ve rahat olduÄŸunu, doÄŸum sırasında bedensel olarak anneden ayrılıp kopmanın ve solunum güçlüğünün temel ölüm kaygı ve korkusunu oluÅŸturduÄŸunu ileri sürmüştür. Peki, Akrep bu süreçte nasıl iÅŸler? Akrep, Eros ve Thanatos’la birlikte parmak uçlarında dans eder. Zevkten ölmeye dünden hazırdır, ama en ufak bir acı onu hayata döndürür. Kendini sürekli bir var eder bir yok eder. Kontrol ve saldırganlık mekanizmalarını sürekli devrede tutarak ölüme meydan okur. AcizliÄŸe hiç tahammülü yoktur. Yöneticisi Pluto Yeraltı (ölüm) Tanrısı Hades'tir. Ölüm yalnızca onun tekelindedir, öldürme lutfunu Tanrıya bile bağışlamaz. (AteÅŸ çemberine alınan Akrep teslim olmaktansa tüm zehrini kendine akıtarak intihar eder). İntihar, ölüme karşı bir tür egemenliktir. Çünkü Akrep korkunç bir mekanizmanın onu yutmasını beklemek yerine kaderi üzerinde aktif kontrol saÄŸlamayı yeÄŸler. Akrep bir "TANRI" olmadığını, "ÖLÜMLÜ BİR FANİ” olduÄŸunu ancak "ACİZ” kaldığında öğrenir. Ölümün, danışmanlığını üstlenmesine izin verdiÄŸinde ise "YENİDEN DOÄžAR”.
Dönüşüm(Yıkmak-Yeniden Yapmak): Dönüşüm doÄŸada mevsimler, insan bedeninde de sürekli biten ve yeniden baÅŸlayan döngülerle karakterize olur. Vücudumuzdaki tüm atom sayısının % 98’i her yıl deÄŸiÅŸmektedir. Derimiz 5 haftada yenilenir. Görünüşte çok katı ve sert olan iskelet bile her üç ayda bir tamamen yenilenir. Mide zarındaki tipik bir hücre sadece birkaç gün yaÅŸar. Alyuvarların ömrü 2-3 aydır. KaraciÄŸer hücrelerinin yenilenmesi birkaç yıl sürer. Sadece Kalp ve Beyin hücreleri yenilenmez (ÅŸu anki bulgulara göre). Akrep yaÅŸamın sonsuz bir çizgi deÄŸil sonsuz bir spiral olduÄŸuna, BaÅŸlangıç ve Sonun sürekli iç içe devindiÄŸine inanır. Çürüyen, bozulan ne varsa söküp atar yerine yenisini yaratır. Dönüşüm(Transformasyon) ve BaÅŸkalaşım(Metamorfoz) onun temel içgüdüsüdür ve önünde duran her ÅŸeyi silip süpürecek güçtedir. Bu aynı zamanda Simyanın son safhasıdır. Önce saflaÅŸtırılıp(BaÅŸak) sonra birleÅŸtirilen(Terazi) maden(ruh-beden) en sonunda simyacıların "Siyah Altın” dedikleri(Akrep) cevhere dönüşür.
Güç ve İktidar Tutkusu: En manyakça tutkusudur. Akrep'in olduğu her yerde (olmadığı hiçbir yer yoktur) güç savaşları yaşanır. Irvin Yalom "İnsan güce ulaştığı derecede ölüm korkusu hafifler ve özel oluşuna dair İnancı güçlenir" der. Bunun astrolojik tercümesi Akrep sürecidir. İktidarsızlık Akrep için ölüm anlamına geldiğinden sürekli iktidar peşinde koşar. Bir Örümcek gibi durmadan ağ örer. Ağa takılan zavallı kurbanıyla oynamaktan haz duyar. Ama ipin bir ucu da kendisindedir. En ufak bir gevşemede avının azat olacağını bildiğinden ipin ucunu kaçırmaktan ödü kopar. Kendi gücüne tutsak olur, avıyla birlikte kapana kısılır kalır. Kaderi güç ve acizlik deneyimlerinin bir toplamıdır.
Melek mi - Åžeytan mı?: Bu, insanoÄŸlunun en önemli ikilemlerinden biridir, ama genellikle Melek baÅŸ tacı edilirken, Åžeytan kapı dışarı edilir. Onu kimse sahiplenmek istemez, bu yüzden de o herkesi sahiplenir. Åžeytan tüm kötülüklerin bilinen adresidir. C.Jung’un bu konuya yaklaşımı tam isabet; "Kötülüğün insanın, kendi seçimi olmadığı halde, doÄŸasında daima yaÅŸadığı gerçeÄŸini idrak edersek, psikolojik dünyamızda kötülük iyinin eÅŸit ve zıt partneri olarak yerini alır.” Akrep'ler ya da yoÄŸun Akrep etkisi olanlar çoÄŸunlukla içlerindeki ÅŸeytanı bastırıp, melek maskesi takarak masumca ortalıkta dolanırlar, ta ki kuyruklarına basılana dek. Zehirli iÄŸnesi kuyruk ucundan damarınıza bodoslama girdiÄŸinde canınız fena yanar, ama Akrep'in gerçek yüzüyle de tanışmış olursunuz. Aslında siz bu yüzü bir yerden tanıyorsunuzdur, o biraz size de benzemiyor mu? Hani korkup kapıyı yüzüne çarptığınız yabancı vardı ya! Hatırladınız deÄŸil mi? Oturup halleÅŸin o zaman. Kaçmakla kurtulamazsınız.
Kuşku, Gizlilik (Dedektif Ruhu): Akrep'in dünyası gizli saklı ve şifrelidir. Ketumdur. Kendini kolay açığa vermez fakat başkalarına ait gizli kapaklı ne varsa bir dedektif gibi ortaya çıkarmakta üstüne yoktur. Sır olan, Tabu olan her şeyi hallaç pamuğu gibi atmaya bayılır. Görünenin ötesini keşfetme dürtüsü onu Faust yapar. Stratejisi iç gözlem, delip geçme ve sağlıklı şüphedir. Fakat sıkça yaşadığı doz aşımı onu normal olandan anormal olana doğru hızla savurur. Merak nasıl kediyi(İkizler'i) öldürürse, kuşku da Akrep'i öldürür. (Kedi dokuz canlıysa, Akrep kırk canlıdır.) Kuşku onu yetenekli bir dedektif yapabileceği gibi tehlikeli bir casus ya da aşk katili yapabilir.
İçimizdeki Åžifacı-Büyücü-Vampir: Akrep muazzam bir ruh gücü taşır. Bu gücün olumlu yüzü ÅŸifacıdır. Psikanalist ve Cerrah olarak eÅŸi benzeri yoktur. Åžefkat yerine neÅŸteri tercih eder. Keser, deÅŸer, oyar. Acı reçeteden yana katı bir tedavicidir. Olumsuz yüzü ise Büyücü(Manipülatör) ve uç noktada kan içici Vampirdir. Kurbanını kendine bağımlı kılmak, kullanmak hatta yok etmek stratejisi izler. Steven&Jodie Forrest, düşük yolu takip eden Akrep'i çok güzel tanımlıyor: “Yalnız kendisine zarar vermekle kalmaz, gölgelerin pençesindeki insanları anlamsızca "kendileriyle yüzleÅŸmeye” zorlayarak, acı psikolojik gerçeklerle ilgilenmelerinde ısrar ederek onları da sokmaya baÅŸlar. Pandora’nın kutusu açılır, ama kimse kutunun nasıl kapanacağını veya serbest kalan iblislerle ne yapması gerektiÄŸini bilmez.” İnsanlarda bastırıcı mekanizmanın bulunmasının bir anlamı vardır. Bu mekanizma bilinçsizce kullanıldığında bilinç, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalır. Akrep'te bastırma mekanizması kusurlu çalıştığından baÅŸkalarına zarar verme potansiyeli çok yüksektir. KaÅŸ yapayım derken göz çıkarabilir. KuyruÄŸundaki zehri seruma dönüştürmeden insanları tedavi etmeyi baÅŸaramaz.
Takıntı ve Saplantılar: Pluto, insan ruhunun en derin katmanına nüfuz ettiÄŸinden en büyük takıntı ve saplantıları temsil eder. Tıp Literatüründe yer alan "Kazanova ve Don Juan Sendromu"nu biraz açalım. Kazanova duyguları bir yana bırakan cinsel eylem meraklısı bir erkektir. Kafasını çalıştırdığı tek konu avını nasıl elde edeceÄŸidir. Ahlak kuralı, toplum normu, ayıp, günah gibi etik ve moral deÄŸerlere kafa yormaz. Onun kafasındaki tek düşünce; "Hiçbir Kadın masum deÄŸildir ve onun içindeki ÅŸeytanı dışarı çıkarmalıyım” saplantısıdır. Burada Pluto’ya Mars-Merkür açıları da destek verir. Don Juan ise, Kazanova gibi cinselliÄŸe direkt deÄŸil dolaylı yollarla yanaşır. Venüs ve Neptün iÅŸin içine girince Akrep teması yumuÅŸar. Duygusal ve Romantiktir. İkisinin de çapkınlık maskesinin ardında ciddi iktidarsızlık problemi veya anneyle (kaos-bilinçaltı) çözülmemiÅŸ sorunları vardır. Kadındaki vahim tablo ise "Femme Fatale"(ölüm getiren, felaket getiren kadın) - “La belle dame sans merci”(Acımasız güzel kadın) - Tarantula(zehirli örümcek-kara dul) ÅŸeklinde baÅŸtan çıkarıcı, ayartıcı modellerdir. Erkekteki cinsel fetih takıntısının da Kadındaki FahiÅŸelik saplantısının da görünenin ötesindeki klinik tablosu ölüm korkusuna dayanabilir, çünkü aşırı seks ölümden bir tür kaçış ÅŸeklidir. (Yükselen Akrep, Ay-Venüs Akrep'te, Neptün Akrep'te veya bol Akrep temasıyla birlikte Pluto-Venüs-Ay-GüneÅŸ-Neptün sert açıları rol oynayabilir. Bir diÄŸer önemli etken de Güney Ay Düğümüdür(özellikle bir planetle kavuÅŸum yapıyorsa).
Derinlik, YoÄŸunluk ve Aşırılık: Akrep'in felsefesi "Ya hep ya hiç"tir. Ortası yoktur. "Ya Ak ya Kara”dır. Ara tonları yoktur. Ya öldüresiye sever ya öldüresiye nefret eder. Akrep içgüdülerinin emrindedir. Bilinçaltını, bilinç düzeyine taşımak en temel içgüdüsüdür. Bilinçaltı dipsiz bucaksız bir gayya kuyusu, kızgın bir magma tabakasıdır. Lavlarının gazabı acımasızdır. Bilinçaltı ÅŸiddetli bir depremle sarsılmaya baÅŸladığında, bilinçle durdurulması mümkün deÄŸildir. Bu ölümcül süreçte Mantık hiçbir iÅŸe yaramaz, acıyı hissetmek yaraya bir nebze merhem çalsa da, ancak acizliÄŸi kabul kesin ÅŸifadır. Ne ironiktir ki, içten içe kaynayan ve bir volkan gibi her an patlamaya hazır bu magma tabakasının dış yüzü bir buz tabakasıyla kaplıdır. Dışında kalırsanız dondurur, içine düşerseniz yakar kavurur.
Kıskançlık, Kin, Nefret, Hırs, İntikam: Akrep'in zehrinin bileşenleridir. Kuyruğuna basarsanız sokar. Basmasanız da sokar. Durduk yerde de sokar. Sokmak içgüdüsel ihtiyacıdır. En derin haz kaynağıdır. Engellenemez dürtüsüdür. Şuurunu ve kontrolünü yitirdiğinde döner kendini sokar.
Manipülasyon: Pluto, manipülasyonun babasıdır. Akrep, isteklerini elde etmek için ortalığı birbirine katması, hile yapması gerektiÄŸini konuÅŸmaya baÅŸlamadan önce öğrenir. Neye mal olursa olsun kendi dediÄŸinin olmasını ister. Amacın aracı haklı kıldığını düşünür. Bazen Makyavelli’ye benzer. Hiç çekilmez olur.
Dayanıklılık ve Sebat: Hayatta kalmanın acımasız mücadelesi, Akrep'in dayanıklılık ve sebat sınavıdır. Çok badireler atlatır, ama pes etmez. Türkiye’nin burcu da Akrep'tir. Birinci evinde Pluto vardır (böcek gibi üreyen nüfus-belden aÅŸağı takıntısı). Türk siyaset yaÅŸamı fokur fokur Akrep kaynar. Siz çocukken siyaset sahnesine yerleÅŸenler, siz çocuk hatta torun sahibi olduÄŸunuzda bile hala hayatta ve ayaktadırlar. Pluto’nun metali Plütonyumdur. Bütün metaller içinde elektriksel direnci en yüksek olan radyoaktif kimyasal bir elementtir. Son tahlilde Akrep'lerin radyoaktiviteye de dayanıklı olduÄŸu ortaya çıkmıştır. Artık gerisini siz düşünün.
Sezgi: Akrep'in paha biçilmez ve ele geçirilmez içgüdüsel hazinesidir.
Akrep'in Gözleri: Tuzaktır. Akrep tepeden tırnağa manyetizmayla kaplıdır. Mıknatıs gibi istediği her şeyi kendine çeker. Koyu ve derin gözleri hipnotize eder, ısrarlı ve delici bakışları ruhunuza işler. Akrep'in gözleri, temsil ettiği 8. Evin sokak kapısıdır. Hasbel-kader bu kapıdan içeri adım attıysanız eğer, burnunuz sürtülmeden çıkış yolunu bulamazsınız. Burası yarasaların çığlık çığlığa uçuştuğu, karanlık, rutubetli, soğuk, ürkütücü bir dehlizi andırır. Buradaki malzeme Karun hazineleri kadar zengindir, ama el sürmeye korkarsınız. Ölüm ve ötesi, cinsellik, içgüdüler, büyüler, gölgeler çil çil altın gibi etrafınıza saçılır. Oysa siz sadece tek bir şey istersiniz, buradan bir an önce kaçıp kurtulmak. Buradaki ham maddeleri sabırla işleyip cevhere dönüştürmeden bir çıkış yolu var mıdır? Bilmiyorum.
Astrolog Stephen Arroyo’nun iÅŸaret ettiÄŸi gibi, 8.ev süreci ruhların cennete girmeye uygun hale gelinceye kadar dünyada iÅŸledikleri günahlardan acı çekerek arındırılmaları gereken yere, "ARAF"a benzer. Ve Steven Forrest ekler; "Bu süreçte ya temizlenip, arınırız ya da psikolojik dip akıntılara direnip depresyona gireriz. Yapılması gereken, kiÅŸiliÄŸin bilinçaltındaki kökleriyle yeniden bütünleÅŸmesini saÄŸlamaktır ve bu süreçte en büyük dostumuz kendimize karşı dürüst olmak ve olgunlaÅŸma yolundaki büyüme sancılarını kucaklamaktır.”
Ve unutmamalıyız ki;
"AÄŸaçlar güçlü köklerini göğe uzatmazlar, aksine toprağın derinliklerine gizlerler.”
_________________ BİLİNÇALTINI HAPSET ki O SENİ HAPSETMESİN;
İÇGÜDÜLERİNE HAKİM OL ki ONLAR SANA HAKİM OLMASIN!!!
En son EffEndY tarafından, Pzr 01 Nis, 2007 21:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
|